Koronavirüs salgını nedeniyle hizmet sektöründe yer alan kafeler, barlar, restoranlar, kuaför ve güzellik salonlarının yanısıra genelevler de geçici olarak kapatıldı.

Vilayetlerde valiliklere, kazalarda ise kaymakamlıklara bağlı bulunan Zührevi Hastalıklar ve Fuhuşla Mücadele Komisyonu kararı, geçtiğimiz haftasonu ülke genelindeki genelevlere tebliğ edildi. 16 Mart Pazartesi günü itibarıyla tüm genelevler boşaltıldı ve ana giriş kapılarına kilit vuruldu.

İstanbul, Karaköy’de Zürafa Sokak’ta bulunan “İstanbul Genelevi” de bu kapsamda kapatıldı.

Halihazırda kaçak çalışan genelevlerin bir kısmının ise müşteri almaya devam ettiği görülüyor.

11-12 yıldır İstanbul, Ankara, Çorlu ve Uşak’taki genelevlerde çalışmış; son 6 yıldır ise Adana Genelevi’nde çalışan Elif, karantina uzun sürerse geçimini nasıl sürdüreceğini bilmiyor. “En azından devlet bizi kapattıysa bizim için bir ödenek vermesi gerekmiyor mu?” diyor.

Independent Türkçe'den Filiz Gazi ve Çiçek Tahaoğlu'nun haberine göre, Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği’nden Belgin Çelik de bu durumun merdivenaltı çalışmaya yol açacağını belirtiyor.

“Çözüm nedir” sorusuna yanıt olabilecek uzman önerilerine ise haberde yer veremedik. Konuştuğumuz çoğu kişi, içinde bulunduğumuz durumda bu sorunun cevabını veremiyor.

"Sigortamızı kendimiz ödüyoruz"

Elif, Seyhan Genelevi’nin de “Seyhan Kaymakamlığı Zührevi Hastalıklar ve Fuhuşla Mücadele Komisyonu” kararı ile 16 Mart tarihinde kapatıldığını söylüyor.

“Paramızı günlük kazanıyoruz” diyor ve çalışma ekonomilerini anlatıyor:

Kazancımızın yarısı bizim, yarısı çalıştığımız evin oluyor. Ayrıca çalıştığımız evin elektrik ve su faturalarını da kızlarla bölüşüp ödüyoruz. İstanbul Genelevi dışında tüm genelevlerde sigortamızı da kendimiz ödüyoruz. İşverenler ödemiyor, biz de SGK’dan faydalanalım ve emekli olabilelim diye kendi cebimizden ödüyoruz.

Elif seks işçilerinin durumunun belirsiz olduğunu ifade ediyor:

Benim çalıştığım evde kimse kalmıyor ama genelevlerin yüzde 20’sinde falan kızlar içeride kalıyor. Şu anda ne yapıyorlar, nerede kalıyorlar, bilmiyorum. İstanbul genelevinde çalışan bir arkadaşım, başka bir ilde yaşayan ailesinin yanına dönmüş. Telefonda ağlıyordu, ne yapacağını bilmiyor herkes kötü durumda.

"İnsanlar merdivenaltı şekilde fuhuş yapmaya başlayacak"

“En azından devlet bizi kapattıysa bizim için bir ödenek vermesi gerekmiyor mu?” diyen Elif şöyle devam ediyor:

Belli bir maaşımız yok. Buraya girerken bize vesikayı verdiklerinde fuhuşu meslek edindiğimiz için verdiler. Sigortalı çalışanlarız. Şu anda hiçbir şey yapmıyoruz, evde oturuyoruz. Ama hepimizin ödemeleri var, geçinmemiz lazım. Herkesin ihtiyacı var, geçindirmekle mükellef olduğu bir ailesi var, çocuğu olan insanlar var. Ben ne yapmalıyım? Bu şekilde devam ederse, insanlar sokağa çıkıp merdivenaltı bir şekilde fuhuş yapmaya başlayacak. İnsanlara, bu kapıyı kapattığınız zaman kendilerini geçindirecek bir para vermeniz gerekiyor. Yoksa çok uzun zaman yok, bu insanlar sokağa dökülecek.

“Peki böyle bir salgın durumunda merdivenaltı seks işçiliği çok daha tehlikeli sonuçlar doğurmaz mı?” diye soruyoruz. Elif, “Yapabilecek başka bir şey yok. Bilmiyorum, tanıdığın, uzun zamandır görüştüğün müşterileri alacaksın, riski azaltmaya çalışacaksın…” diyerek yanıtlıyor.

"Arkadaşım telefonda ağlıyordu, mecburum çıkmaya diyor"

Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği’nden Belgin Çelik, şimdiden başlayan sorunları şu sözlerle anlatıyor:

Şu anda kızların hiçbiri çalışamıyor. Ama hepsinin taze paraya ihtiyacı var. Yapan korkarak yine yapıyor. Kimisinin ev borcu, kredi borcu var. Ne yapacaklarını onlar da bilemiyor. Bir arkadaşım telefonda ağlıyordu, mecburum çıkmaya diyor. Mecbur çıkıyor. Hükümet açıkladığı paketle azıcık pansuman yaptı, küçük bir yara bandı. O paketten kimseye bir şey çıkmadı. Uçurumda olanlar daha çok uçurumun dibine itildi.