• BIST 109.632
  • Altın 156,652
  • Dolar 3,8616
  • Euro 4,5594
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 3 °C

Türkiye’de çocuk olmak zor

Salman Altundal

1989 tarihinde, Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen ve 193 ülke tarafından onaylanmış olan Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına dair sözleşmeyi kabul etti. Çocuk hakları, kanunen veya ahlaki olarak dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu; eğitim, sağlık, yaşama, barınma; fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının hepsini birden tanımlamakta. Çocuk hakları, evrensel insan hakları kavramının dışında değil, aksine onun temelini oluşturur.   Bugün, dünyanın birçok yerinde var olan insan hakları ihlalleri, çocuk boyutunda daha dramatik sonuçlara neden oluyor.
 Son on yıldır hemen sınırımızın öbur yanındaki ülkelerde yurtlarından göç etmek zorunda kalan halkların dıramını izliyoruz. Sürgün yollarında, mültecilik hayatında en çok da çocuklar  mağdur oluyor, acı çekiyor. 

DURUM HİÇ İÇ AÇICI DEĞİL

Türkiye'nin de altına imza attığı(3 maddesine çekince koydu) ve Dünya Çocuk Hakları Sözleşmesinin gereklerini yerine getirmiyor. Türkiye’de toplam 24 milyona yakın çocuk var.   Olanların dörtte birinin açlık sınırında altında yaşaması gerçeği tokat gibi suratımıza vuruyor.   Çocuklara kişiliklerini özgürce geliştirebilecekleri adaletli koşulları sağlanamıyor. Çocukların önemli bir kısmı çok ağır koşullarda yaşıyor.                                                            Muktedirleri değişsede hayatı çocuklar için kabusa çeviren bu vahşi  kapitalist sistem en çok da çocukları vuruyor…

ÇOCUKLAR ŞİDDET KURBANI

Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre, AKP’nin iktidar olduğu 2002’den günümüze kadar cezaevindeki çocuk sayısı yüzde 26 arttı.  2002 yılında cezaevinde bulunan çocuk hükümlü sayısı 548 iken  bu sayı 2017 yılında yüzde 33 artarak 731 oldu.  Çocuk tutukluların sayısı ise her yıl daha çok artarak çoğalıyor. 2017 yılında 350 kişi artışla bin 847’ye yükseldi.

Her 4 çocuktan 1’i çalıştırılıyor, her yıl yüzlerce çocuk iş cinayetinde yaşamını yitiriyor. Çocukların toplam işgücü içindeki oranı yüzde 17,2.  Sağlığa zararlı işlerde çalışan çocukların oranı yüzde 60.                                                      

Ucuz iş gücü olarak kullanılan çocuklar ağır iş koşulları altında da sömürülüyor. 2012 yılında 601 bin olan 15-17 yaş arası çalışmak zorunda bırakılan veya çalışmaya zorlanan çocuk sayısı, 2016 yılına gelindiğinde 709 bin oldu. 2016 yılı boyunca çalışmak zorunda bırakılan veya çalışmaya zorlanan en az 56 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. 2017’nin ilk 4 ayında ise her ay en az 2 çocuk iş cinayetinde yaşamını yitirdi.

AKP rejimi döneminde “Kolluk Güçlerinin Biber Gazı Kullanımı Sebebiyle Yaşam Hakkı İhlalleri” ile tanıştık. Yetişkinlerin yanında çocuklarda bu vahşi uygulamadan ‘nasibini aldı’.14 yaşında gaz fişeğiyle öldürülen Berkin Elvan’ın acısı toplumsal vicdanı sızlattı. Bu ülke, 13 yaşındaki Uğur Kaymaz’ın yargısız infazına tanıklık etti. Roboskide yoksul 33 Kürt çocuğunun üzerine savaş uçaklarıyla bomba yağdırılarak katledilmesini izledik

ÇOCUKLARIN GELECEĞİ KARARTILIYOR

Somut verilere göre her yıl 4 bin çocuk cinsel sömürüye maruz kalıyor.   Bunun büyük bölümü kız kaçırma ve tecavüz olarak adlandırılıyor. 
 Çocuk gelinler bir başka acı gerçeğimiz. Daha çok rejim yandaşlarının işlettiği yurtlarda kız erkek ayrımı gözetmeden çocuklara tecvüz vakaları açığa çıktı. Sokağa düşen ve orada yaşayan çocukların durumu ise kanayan yara gibi… 
En vahimi ise eğtim sistemi. Geçmişte de ezbere dayanan, üretime dönük olmayan çarpık bir eğtim sistemi vardı. AKP rejimi döneminde sistemin içindeki pozitif bilim kalıntılarıda ayıklanarak, onlarca kere değiştirilerek eğtim tam bir yazboz tahtasına çevrildi. Pahalı, niteliksiz, bilim ve mantık dışı eğitim çocuklarımızın geleceğini mahvediyor. Yeni sistem, daha doğrusu sistemsizlik önümüzdeki yıllarda ağırlıklı olarak düşünmeyen, sorgulamayan insanların sayısını katlayarak arttıracak. Kapitalizmin yarattığı yozlaşmış, değerlerini yitiren insanlar zaten var. Buna bir de biat eden, özgür olmayan, yaratıcılığı örselenen, verilenle yetinen, egemenlere şükreden, ‘dindar’ ‘kindar’, korkak insanların sayısı da artarak ekleniyor.

Güdülen bu insanlar, sömürüye boyun eğerken adaletsizliği, çarpıklıkları da çabuk benimseyeceklerdir. Kaba ajitasyon bu bindirilmiş kıtaların öfkesini çabuk kabartmaya yetiyor. Ondan sonra muhaliflerin imhası, maceracı, savaş politikaları dahil her türlü haksızlık "yasal" hale daha getirilir. 

Özetle, tek adam diktatörlüğüne dayalı otoriter ve faşist rejim özlemcilerinin çocuklara yönelik politikaları  bilinçli bir tercitir.

Çocuk haklarının hayata geçmesi tek başına mümkün değil.

Daha çok demokrasi, çogulculuk, pozitif bilimler, adalet, evrensel hukuk, çağdaş değerlerin yerleşmesiyle mümkündür. Başkada sihirli bir yol yok.

 
 

Bu yazı toplam 11303 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.