• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 3 °C

Tarihsel Bir Yol Kavşağı 16 Nisan Üzerine Notlar

Haydar Aksoy

Türkiye’nin kaderini derinden etkileyecek anayasa değişikliği için referandum süreci başladı. Değişiklik öngören metin, içeriği açısından olduğu kadar, vicdani açıdan da sorgulanmaya muhtaç. Zira değişikliğin bir amacı da; mevcut durumda cumhurbaşkanlığı seçimlerinde %50 oy oranını aşması zor görünen toplumun bazı kesimlerinin, en azından koalisyon ortağı olarak bile olsa, iktidara gelme ihtimalini bertaraf etmek.

Amigo haline gelmiş bir kısım yorumcu ve gazeteci, halkın bu değişiklik metnini onaylayacağından öylesine eminler ki, en haklı ve masum eleştirileri bile “milli irade sopası” ile tahrip etmeye çalışıyorlar. Sanki “milli irade” mutlak bir şeymiş, “icat edilemezmiş”, dezenformasyon milli iradenin oluşmasını etkilemezmiş gibi bir algı yaratmaya çalışıyorlar. Önemli ölçüde de başarıyorlar.

Kuşkusuz demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biridir milli irade. Lakin seçmenin isabetli tercih yapabilmesi için, oylamaya sunulan konu ile ilgili doğru, eksiksiz bilgilerin uygun araçlarla, uygun zamanda seçmenle paylaşılması da gerekir. Ayrıca “milli iradenin” kararlarının hukukun evrensel ölçütlerine, insan haklarına ve temel özgürlüklere de uygun olması zorunludur.

Büyük bölümü iktidarın uzantısı haline gelmiş radyo, televizyon ve gazeteler sabah akşam, karşı görüşlere neredeyse hiç yer vermeden, anayasa değişikliğinin onaylanması durumunda ülkemizde her şeyin gülük gülistanlık olacağı yönünde propaganda yapıyorlar. Varsayalım ki; muhalif kesimin sesini duyuramamasının da etkisiyle, halkın önemli bölümünü kıskacına almış bazı medya organlarının tek yanlı yayınları amacına ulaştı. Halkın %51’i bu anayasa değişikliğinin mucizeler yaratacağına inandı. İradesini bu yönde kullandı.
Peki, böyle bir iradenin gerçek bir irade olduğu söylenebilir mi? Böyle tecelli eden milli irade, olsa olsa yeryüzünde özellikle görsel medyanın kurguladığı bir sanal gerçeklikte karşılık bulabilir. Geniş kitleler, kendi somut yaşamlarıyla hiç ilgisi olmayan, ama medya maharetiyle sanki kendi yaşamlarıymış gibi benimsetilen gerçek dışı bir kurguya teslim olurlar. Hakikat hükmünü, sahici olan kudretini yitirir. Ve sonuç, sadece kurgudan ibaret sanal hayata güzel bir örnek olur, o kadar.

Bu atmosferde muhalif çevrelerin karamsar olması anlaşılabilir bir durumdur. Zira muhalefetin düşüncelerini yansıtan ve ekonomik olarak güçsüz olmaları nedeniyle amatör sayılabilecek bir kaç medya organı dışında medya mecrası yoktur. Fakat muhalefet umutsuz olmamalıdır. Çünkü muhalif çevreler; kolları sıvayıp, “Halep oradaysa, arşın burada” deyip, harekete geçerlerse, bir zamanlar Şili’de olduğu gibi başarılı olabilirler.

Bunun için öncellikle muhalefet, entelektüel birikimini kullanmalı, halka ulaşmak için yaratıcı, renkli yollar bulmalıdır. Mesela; antidemokratik bir niteliğe sahip olan anayasa değişikliğini anlatan etkili sloganlar, kısa metrajlı çarpıcı filmler ve şarkılar üretmelidir. Bunları meydanlarda, kahvehanelerde halkla paylaşmalıdır. Sanal ortamda, sosyal medyada, farklı mecralarda gruplar oluşturmalı veya mevcut grupları harekete geçirmelidir. Mizahı da içeren, fakat kimseyi ötekileştirmeyen, aşağılamayan mesajlar öne çıkarmalıdır.

İktidarın bazı sözcüleri, referandum sürecinin demokratik bir atmosferde geçmesi için gerekli önlemlerin alınacağını beyan etmektedir. Eğer iktidar gerçekten adil bir referandum olmasını, milli iradenin tecelli etmesini istiyorsa, gösteri yapma hakkını, iletişim hakkını somut olarak hayata geçmesi için gereken önlemleri almalı, gerekli yasal düzenlemeleri yapmalıdır.

Ayrıca bu konudaki mevcut engelleri derhal kaldırmalıdır. Mesela; 6112 sayılı yasanın 19. maddesinde yer alan sendikaların, meslek kuruluşlarının, derneklerin ve belediyelerin radyo ve/veya televizyon yayını yapmalarını engelleyen yasa hükmünü kaldırılmalıdır. Böylece, toplumun önemli kesimini temsil eden sendikalar, meslek örgütleri ve belediyeler, ortak olacakları radyo ve/veya televizyon kuruluşları aracılığıyla, bir nebze de olsa anayasa değişikliği ve diğer konularla ilgili görüşlerini kamuoyuyla paylaşma olanağına kavuşurlar. Ayrıca işçi sınıfının iletişim hakları alanındaki mağduriyeti de bir ölçüde giderilmiş olur.

İktidar, yukarıda ifade edilenleri yapacağı yerde seçim mevzuatında yer alan seçim ve/veya referandum döneminde radyo ve televizyonların adaylara/ farklı görüşlere kısmen eşit yer vermesini sağlayan hükümleri 687 Sayılı Kanunun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırıldı.

Kısacası, anayasa değişikliği referandumunda sağlıklı bir “milli iradenin” ortaya çıkması için, söz konusu değişikliğin içeriğiyle ilgili gerçeklerin saptırılmadan, eğilip bükülmeden halka ulaştırıldığı siyasal, toplumsal ve kültürel bir iklimin oluşturulması gerekir.

Bu yazı toplam 8630 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.