Türk futbolu son yıllarda ülkede parlayan genç yıldızlarını Avrupa’ya uğurlamak ile meşgul. Son dönemde Çağlar Söyüncü, Cengiz Ünder, Doğan Alemdar, Ozan Kabak, Ozan Tufan, Rıdvan Yılmaz, Yusuf Yazıcı, Merih Demiral ve Emirhan İlkhan gibi isimler Türkiye’den Avrupa’nın yolunu tuttular. Kimi başardı takımlarının önemli futbolcusu haline geldi, kimi ise kısa bir Avrupa macerasının ardından tekrar Türkiye’nin yolunu tuttu.

Genç futbolcuların transferleri ise “Türkiye Süper Lig’i genç futbolcu üretme merkezi mi yoksa yetenekli genç futbolcular gelişimlerini daha steril ortamlarda sürdürmek için yurtdışındaki takımları tercih ediyor” sorusunu gündeme getirdi.

Medyascope’tan Hasan Hüseyin Alimoğlu, konuyu yönetici Köksal Ünlü’ye, teknik direktör Yalçın Koşukavak’a ve futbol yorumcuları Emre Özan ile Sinan Yılmaz ile konuştu.

İşte o röportaj:

Genç futbolcuların Avrupa’ya gitmesi Türk futbolu için pozitif bir durum mu negatif bir durum mu?

Emre Özcan: Bunun tek bir cevabı yok bence. Sadece pozitif veya negatif diyemeyiz. Pozitif yanları da negatif yanları da var. Pozitif yanları mesela burada çok baskı altında kalan veya forma bulamayan, bu nedenle de potansiyellerini ortaya çıkaramayan genç oyuncular gidip dışrıda gelişme şansını elde ediyor. Fakat ülke futbolunda üretim çok yetersiz olduğu için Avrupa’ya giden futbolcuların yerleri doldurulamıyor. Bu nedenle de takımlardaki yerli futbolcu kalitesi yerlerde kalıyor. Biraz Trabzonspor’u ayırıyorum ama diğer takımların üç yerliyi bulmasının bu kadar zor olması tabloyu biraz daha netleştiriyor. Futbolcular için iyi bir durum ama üretim yeterli olmadığı için bu gidişler lige zarar veriyor.

Sinan Yılmaz: Bence ana sebep ekonomik durum. Euro ve doların geldiği noktada futbolcuları burada tutmak çok mümkün olmuyor. Bugün Kerem Aktürkoğlu’nun 1.5 milyon euro yani 30 milyon TL istediğine dair haberler çıktı ve insanlar tepki gösterdi. Bundan 3-4 yıl önce kulübede rotasyon oyuncuları olan Olcan Adın, Semih Kaya gibi futbolcular 1.6–1.7 milyon euro alıyordu. Eskiden kulüpler yerli futbolcuları yüklü kontratlarla tutuyorlardı. Şimdi öyle bir imkan da yok. Bu futbolcuların Avrupa’ya gitmesi kendi kariyerleri açısından elbette pozitif bir durum. Ancak biz yine de yeteri kadar üretemiyoruz bence. Birçok Avrupa ülkesi bizden daha çok üretiyor. Potansiyel ve nüfus olarak çok daha önünde olmamız gereken İskandinavya ülkeleri Avrupa’ya oyuncu gönderme açısından bizim önümüzde mesela. 

Köksal Ünlü: Aslında pozitif bir durum ancak adaptasyon sıkıntısı çekiyor çoğu. Böyle olunca da o pozitif durum yok oluyor kısa sürede. Öte yandan yurtdışına transfer olmaları bir nevi ihracat ancak burada da bir süreklilik olmayınca pek bir anlamı kalmıyor.

Yalçın Koşukavak: Ben bu durumu pozitif bir durum olarak görüyorum. Onlar ne kadar giderse arkadakilere de yol açıyor. Ülkede dört büyüklerde yerli futbolcu da kalmadı. Bunun futbolun endüstrüyelleşmesi ile de alakası var. Bu kadar ekonomik problemleri olan ülke futbolunda bu kaçınılmaz bir durum haline geldi. Üretmek zorundayız. 

Dört büyük takım artık hedef takım değil Avrupa için bir basamak olarak mı görülüyor?

Emre Özcan: Dört büyükler çok kötü durumda çünkü. Saha içi organizasyonları bitmiş durumda, ekonomileri çökmüş durumda ve Avrupa’da hiç boy gösteremez haldeler. Dört büyükler 20 sene önceki hallerinden çok daha kötü. Artık bir genç futbolcunun ilk hedefi dört büyükler değil. Çünkü dört büyükler için artık Şampiyonlar Ligi çeyrek finali bir hedef olmaktan çok uzakta. 

Sinan Yılmaz: Bence toplumsal bir değişim ile alakalı. Son yıllarda Türkiye’den başka bir ülkeye gidip mesleğini icra etmeyi hedefleyen tek meslek grubu futbolcular değil. Bir sürü meslek grubu Avrupa’ya gidiyor. 

Köksal Ünlü: Artık Avrupa’ya transfer olmak için biraz daha görünür olan dört büyüklere transfer olmayı istiyorlar. Oradan Avrupa’ya transfer olmak istemenin bir sebebi de ekonomik açıdan daha refah bir yaşam imkanı olabilir.

Yalçın Koşukavak: Biz ligimizi kaliteli hale getiremiyoruz maalesef. Oyuncular için çekici bir yer değil artık Türkiye. Ekonomisi iflas etmiş bir lig burası. Böyle bir ortamda büyük balıklar sizin ekonomik dezavantajınızdan yararlanarak gelip alacak. Kulüpler Emirhanlar’dan, Rıdvanlar’dan, Ozan Kabaklar’dan gelen paraları da tekrar üretmeye genç futbolcu çıkarmaya harcamıyor. Bir daha satamayacağı 30 yaş üstü futbolcuları transfer ediyor. Bu sürdürülebilir bir durum değil.

Giden futbolcular neden kalıcı olamıyor?

Emre Özcan: Küçük yaşlarda ne öğrendiğiniz sizin ne olabileceğinizi direkt etkiler futbolda. 7-15 yaşları arasında öğrendiklerinizle mental açıdan, taktik-teknik bilgi açısından, fiziki gelişim açısından çok geride kalabiliyorsunuz. Bunu kapatabilen Merih gibi örnekler de var ama eğitim farkının bir bariyer olarak giden futbolcuların önüne çıktığı da yadsınamaz bir gerçek. 

Sinan Yılmaz: Şu an yıllarca üst düzey performans sergilemiş, Leicester City’nin as oyuncularından olmuş Çağlar Söyüncü için hocası “Bizim seviyemizde değil” açıklamasını yaptı. Şimdi yedeğe bile giremiyor. Muhtemelen bunun tek nedeni çalışmamak. Bizim toplumsal olarak en büyük sorunlarımızdan biri bu. Emeği ve çalışmayı önemsemiyoruz. Yeteneğe aşığız. Hep Sergen Yalçın’ı övüyoruz mesela. Kuyt’ı hiç hatırlamıyoruz bile. Bizim oyuncularımızın en büyük problemi zirveye çıkmak değil, orada kalmak. Yusuf mesela gidiyor Fransa’ya şampiyon oluyor. Sonra “Tamam oldum ben” diyor. Kalıcı oyuncularımız az. Tugay var bir tek. Bence bu karakter ile alakalı. Çalışmayı öncelik haline getirmemek ile alakalı. 

Yalçın Koşukavak: Biz yetenekli oyuncu çıkarabiliyoruz ama fizik olarak onları yetiştiremiyoruz. Biz geçmişi çabuk unutuyoruz. Yıllar önce elimizde Salih vardı ne oldu? Avrupa standartında bir fiziğe getiremediğimiz için kalıcı olamıyorlar. Neden Yusuf Yazıcı Fransa Ligi’nde tutunamadı, neden Zeki Çelik kaldı? Zeki fizik olarak oralara hazır çünkü. Biz her şeyde geç kalıyoruz. Örneğin şu an Arda Güler Türkiye’nin son yıllarda çıkardığı en iyi oyuncu ama fiziğini geliştirmezse “Çok yetenekliydi” diye yakınacağımız bir genç olarak kalır. Nasıl Muhammet Demirciler’i öyle anımsıyorsak, Arda’yı da öyle anımsarız. 

Köksal Ünlü: Bence kalıcı olamamalarının temel sebebi yaşam tarzı, aile ve arkadaş yapıları. Avrupa’ya giden futbolcu öncelikle yabancı dil öğrenmek zorunda ki iletişim kurabilsin ve çevre edinsin. Bunda zorlanip yeni çevreler edinemeyince mecburen Türkiye’deki çevreleri ile daha yakın irtibatta oluyorlar. Kafa Türkiye’de kalıyor haliyle. Türkiye’den kopamıyorlar bir türlü, dolayısıyla adaptasyon süreci uzuyor çoğunlukla da oluşmuyor. Genç bir Türk futbolcusunun Avrupa’da başarılı olmasının ön koşulu bana göre yabancı dil ve iletişimdir.