GERÇEK GÜNDEM - Uğur Dündar'ın sunduğu, Sözcü TV ekranlarında ilk kez yayınlanan Halk Arenası programının konuğu İstanbul'un seçilmiş Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu oldu.

Ekrem İmamoğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle:

Bugün sayenizde uzun zamandır Beylikdüzü'nde vakit geçiremiyordum sayenizde burada vakit geçirdim. Sözcü'nün bu ilk yayınında size eşlik etmenin keyfini yaşıyorum. Evimizde sizi ağırlamış gibiyim. Annem babam da burada. Tam ev gibi oldu.

UĞUR DÜNDAR - Siz İstanbul'un ilk seçilmiş belediye başkanıyken elinden mazbatası alınan siyasetçi oldunuz. YSK, dün İstanbul seçimlerini yenileme kararının, iptal kararının gerekçeli uzun açıklamasını yaptı. Bu gerekçeli açıklama 250 sayfayı buldu. Benim çok değerli kardeşim, Sözcü gazetesinin yıkılmaz kalemlerinden sevgili Yılmaz Özdil, bu kararı değerlendirirken Twitter'dan şöyle bir mesaj paylaştı. "YSK, 250 sayfalık gerekçeli kararını açıkladı. Ancak ilk 250 sayfada gerekçe yok"

Şimdi ben sayın başkan rica ediyorum şöyle koltuklarımızın altına bakalım, belki buradadır gerekçeli karar. Unutulmuştıur. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

EKREM İMAMOĞLU - Birkaç düşüncem var. Birincisi, biz tabii gerekçeli karar beklerken gerekçesiz karar geldi. Hiçbir gerekçe yok. Bana bu uzun sayfalar dolusu kararın hatırlattığı şey şu, edebiyat dersine bazen hazırlanmadığım zaman kompozisyondan imtihana tabiysek edebiyat öğretmenimizin gözüne girmek için bir konuyu yazar dururduk, konuyu da bilmiyorsak. Tabii kocaman bir zayıf not alırdık öğretmenimizden. Eğer konuya hazırsak bir paragraf yazardık. Saygıdeğer edebiyat öğretmenlerimiz bize 10 verirdi. Dolayısıyla bu rapora hem halkımız tarafından hem vicdanlar, hem içinde hukukun minnacık kırıntısı olan insanlar tarafından kocaman bir sıfır.

Tabii, beklentilerimizi büyütmüş değildik. Biz bu arkadaşlardan, o bir avuç insandan, o insanların katlettiği demokrasi sürecimizden, yarattıkları travmadan dolayı edindiğimiz tecrübe dolayısıyla kendilerinden ekstra bir fayda beklemiyordum. Bu bir şaşkınlık yaratmadı. Toplumun hiçbir kesiminde yaratmadı, doğalmış gibi karşıladık. bu insanlardan böylesi beklenirdi.

Çokça söylenecek şey var bu raporla ilgili. Genel Başkan yard. açıklamalarda bulundu. Ben bazı kısımlarıyla ilgili notlar aldım. Paylaşmak isterim.
250 sayfalık raporun ilk 12 sayfası sadece AKP'nin itiraz dilekçesinin özeti, devam eden 84 sayfa YSK'nın yazışmaları, -az önce dedim ya tembel öğrencinin edebiyat dersinde yazdığı sayfa- daha sonra ilçe seçim kuruluna yazılan yazılar, daha sonraki sayfalar yine tespitler. Bu şekilde sayfalar dolduruluyor. Geriye sadece 12 sayfa kalıyor. 7 üye, 17 gün boyunca sadece 12 sayfalık bir rapor düzenlemiş aslında. Ve içi bomboş. İçinde hiçbir şey yok. Yani 7 üyenin ne bulduğuna bakmayın, hukuk adına hiçbir şey göremeyeceksiniz. Demiş ki 108 sandıkça sayım döküm cetvellerinde eksikler var. 18 sandıkça sayım döküm cetvelleri boş, çok büyük mesele. YSK, sayım döküm cetvelleriyle ilgilenmez, YSK'nın tarihinde böyle bir şey yok, bununla ilgilenmez.

Burada ilginç bir hatırlatma yapacağım, Sayın cumhurbaşkanı, Sayın Yıldırım, "çetelelerle büyük oyun ve tezgah var" dediler. "Çok oy çaldılar" dediler. Çetelelerdeki eksikliklerden bahsedilen 108 sandıkta, daha sonra kamu görevlisi olmayan 754 sandıktan bahsediliyor ya, ne olması lazım? O 108 sandıktan sadece 9'u bu 754 sandığın içinde. 108 sandıkça büyük tezgah var diyorlar. Bir de 754 sandıkta seçimin iptal sebebi diyorlar. Kamu görevlileri yokmuş. Sadece bu çetelelerde eksik olan 9 sandık, 754 sandıkla örtüşüyor.

Komedi, ayıp, yazık, günah. Büyük tezgaha bak. Kime oy çıktığı belli. Bence bunun skeçleri yazılacak.

Bir şey daha. Bugün Yaşam Vadisi'nde dolaşırken bu kamu görevlileri konusu, bir genç arkadaş yanıma yaklaştı kucağında bebeği var. Dedi ki "senden özür diliyorum sayın başkan", "niçin" dedim. Bizim yüzümüzden seçiminiz iptal olmuş dedi. "Ben sözleşmeli öğretmenlerden birisiyim kamu görevlisi değilim" dedi.

"Yürekten de inanıyorum ki kazanacaksınız" dedi. Ben de, dedim ki "hep birlikte kazanacağız, hiç kimse dışarıda değil"

Şu tarifi önemsiyorum, kesinlikle 16 milyon İstanbullu demokrasi adına 82 milyon Türkiye insanı, milletimiz. Kaybedecek olan o bir avuç insan.

Sayıları çok küçük ama kafanızda o avucun içine kim sığacaksa onu koyabilirsiniz sorun yok. Kim varsa. Ama inanın bir avuç. Sakın gözünüz korkmasın.

Niye diyorum bunu, konuştukça konuşun kardeşim. Herkes konuşsun.

Bu ülkenin insanları, bazen konuşmazsa anlayın ki ağırlığındandır. Mağrurdur, ağırlığındandır. Günü gelir öyle konuşur ki. Herkes konuşsun. Bu ülkenin her daim konuşan insanları var onu biliyorum. Ben toplumun her kesimi konuşsun istiyorum.

UĞUR DÜNDAR - Sizin seçilmiş Büyükşehir Belediye başkanı olmanıza karşın mazbatanızın elinizden, hukuk oyunlarıyla alınmış olması hem bir mağduriyet duygusu yarattı, buna karşın sizin üslubunuzu bozmamanız, birleştirici yaklaşımınız insanlarda müthiş bir motivasyon yarattı. Bu programı TV ekranlarından izleyemeyecek miyiz? diyorlar. 90 yaşında bir kadın diyor ki "hayır bunu internetten izleyeceksiniz ben bu sayede internete girdim"

EKREM İMAMOĞLU - Çok önemli bir soru bu. Uzun uzun anlatmak gerekir ama kısa ve öz bir özet yapmaya çalışayım. İstanbul halkı çok birikimli, çok değerli bir insan kaynağı var burada yaşayan. Bunun potansiyelinin açığa çıkması lazım. Buna fırsat tanıyan, adaleti yönetim anlayışından eksik etmeyen bir İstanbul var etmemiz lazım. Bu çok mümkün.

Birkaç unsur bile adaleti hissettirebiliyor. Sosyal medya üzerinden belediyemizin meclisini İstanbul halkıyla paylaştığımızda gördük ki, insanlar büyükşehir belediyesinin kendilerine ait bir kurum olduğunu ilk defa hissettiler yıllar sonra ilk defa.

Bana dediler ki "ya mecliste çoğunluk değilsin, istediklerini nasıl yapacaksın?" dedim ki "bence siz farkında değilsiniz öyle bir olacak ki, siz İstanbul halkının gerçek çoğunluk olduğunu hissedeceksiniz ve orada oturan her meclis üyesi "biz temsilciymişiz kendimize çekidüzen verelim" demek zorunda kalacaklar"

Şeffaf bir İstanbul yarattığınızda, ortaya koyduğunuz her şeyi vatandaşın izlediğini gördüğünüz anda ben bile olmasam mecliste, gördünüz söylediğim her şeyi geçirdiler.

Kürsüde ben oturmasam da gölgemiz yetti. Öğrenci indirimleri, 85 liradan 40 liraya inen abonman ücreti. Şeffaflık, adil bir İstanbul.

İnsanlarına eşit davranan, İstanbul'un bütün nimetlerini kent halkına yaygınlaştıran bir İstanbul. Kesinlikle yeşil bir İstanbul.

Doğaya saygı duyan, İstanbul'un geçmişine maneviyatına sahip çıkan bir İstanbul. Elbette yaratıcı bir kent olması lazım İstanbul'un. Bilimle uğraşan, sanatla, kültürle uğraşan rengarenk bir İstanbul. O yaratıcı ruhları, dünyaya "biz merkeziz" diyebilen bir İstanbul var etmemiz gerekiyor. Bunu var etmek için bütün fırsatlar var. Uzun zamandır belediye başkanı yoktu o da geldi. En büyük güvencem İstanbul halkı.

UĞUR DÜNDAR - Şu anda bizi 250 bin kişi izliyor.

UĞUR DÜNDAR - Kritik bir soru, 23 Haziran'da yapılacak seçimin belirleyicisi kararsız oylar olacak büyük olasılıkla. Peki kararsız oylar niçin size yönelmeli?

EKREM İMAMOĞLU - Mağduriyet sürecini herkese anlatacağız. O kararsız insanların da bizi takip ettiğini biliyorum.

Ben her programa giderim kardeşim, "O televizyona sakın çıkma" diyorlar. Çağırsınlar oraya da giderim.

Ben her kanala gideceğim. Ben sesimi herkese duyurmak istiyorum. 31 Mart gecesinden beri yapılan hukuksuzluğu, AA'nın bu ülkeye yaşattığı rezaleti, sıkıntıları, bütün o kararsız olan halka duyurmak istiyorum. Daha sonrasında mazbatamızı aldıktan sonra 18 günde yaptıklarımızı anlatmak istiyorum. Karşımızdaki iradenin amacının iş yapmak, üretmek olmadığını anlatmak istiyorum.

Bu karşımızdaki akıl o kadar tükenmiş ki, "çaldılar" dediler. Kim kardeşim kim? "Siyaseten söylenmiş bir söz" demiş. Ya bu kadar basit değil, yapmayın. "Çaldınız" lafı. Kardeşim 250 sayfalık hikayede, ona rağmen çaldılar yok. Organize iş diyorlar. Siz çocuklarınızı emanet ettiğiniz öğretmenlere mi güvenmiyorsunuz, çocuklarınızı emanet ettiğiniz bankacılara mı güvenmiyorsunuz. Ben İstanbul halkının yüzde yüz doğru karar vereceğini düşünüyorum. Bu insanların anlayışını herkesin gözünün önüne sereceğiz, en başta vicdan ve ahlak. Biz 18 gün görev yaptık. Bu da aldığımı yeni haber. 18 gün görev yaptığımızda aynı oradaki insanlar bize hizmet ettiler. Ya bizim insanımız. İBB'de çalışanın sizden bir farkı yok ki. Siz de benim komşum, onlar da benim komşum. Bu ülkenin insanı. Emeğini kazanıyor. Torpille girmiş falan geçelim bunları. Ya inanır mısınız Uğur bey, o süreç içerisinde çalışanların büyük bir kısmı Sultanbeyli'ye sürülmüş.

Sayın Topbaş istifa ettirildi. Sonra sayın Ünsal Meclis'ten seçildi geldi. Topbaş'ın çevresinde kim varsa oraya buraya sürüldü. İnsana saygısı, hürmeti olmayan bir yönetim anlayışı.

Beni arıyorlar, efendim neymiş İmamoğlu gelecekmiş İSMEK'teki çalışanları işinden atacakmış. Ya kardeşim akılınızı başınıza toplayın. Ben kapatmaya, atmaya değil, ben açmaya, almaya geliyorum. İnsanları oraya almaya geliyorum. Fazla değil, altı ay o kardeşlerimi o İBB'de alın teriyle çalışıp evine ekmek götürenleri, o 82 bin insan bakacak ki zorla bu adam bizi mitinge götürmüyor.

Zorla siyasi görev vermiyor, herkese diyor ki işini yap.

5 yıl sonra ben gideceğim ama siz burada kalacaksınız. Hiçbirinizin ekmeğini ben cebimden vermiyorum. Sizin patronunuz 16 milyon İstanbullu. Fazla değil 6 ay sonra her birisi göreceksiniz, zihninden o siyasi partiyi silip atacaklar.

Biz, birilerinin fayda gördüğü bölünmeyi bölmeyi bu topluma devam ettirmek için gelmiyoruz. Biz kucaklaştırmaya, küsleri barıştırmaya geliyoruz.

UĞUR DÜNDAR - Sayın İmamoğlu, toplumca çok benimsenmenizin nedeni de haksızlığa uğrayacağınızı, AA'nın manipülasyonuna karşı sık sık ekrana çıkarak o duruma karşı durmanız olmanız. Kimseyi rencide etmeden sakin bir uslüpla hakkınızı savundunuz. Ya AA tekrar böyle bir çizgiyi izlerse, buna alternatif olarak buna alternatif olarak böyle bir ajans, sandık sonuçlarını paylaşacak internet televizyonu girişiminiz var mı?

EKREM İMAMOĞLU - Kesinlikle. O geceye gelmeden şöyle bir şey anlatmak istiyorum. 31 Mart gecesi süreci izah etmemin arkasında on binlerce insanın katkısı var. Tüm yol arkadaşlarıma İstanbul halkı ve Türkiye demokrasisi adına minnet borçlu olduğumu belirtmek istiyorum hepsine teşekkür ediyorum. O arkadaşlarımın bir kısmı burada. O arkadaşlarımın en az 3-4 katının hiç tereddtüsüz önümüzdeki seçimde görev alacağını biliyorum.

Önce şunu yapacaklar. Önce tek dertleri Ekrem İmamoğlu ile ne buluruz? Uğraştılar, tekrar uğraştılar. Sayın Beylikdüzü Belediye Başkanımız Mehmet Murat Çalık kardeşimiz de burada. İyi biliyorum, kendisi de bilgi aktardı. Bilinsin, 2014-2019 arası hakkımda yapılan tüm soruşturmalar, incelemeler, tüm planlar bütünüyle sonuçlanmış. Hakkımda tek bir konuyla ilgili dava açılmamıştır. Bu kadar net. Bu süreçte en titiz tavrıyla davranışlarıyla benimle yol arkadaşlığı yapan tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

www.gercekgundem.com'un derlediği habere göre, Ekrem İmamoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

Bir müfettiş gönderdiler. 13-14 kişiyle çalışmaya başladılar. AK Parti'nin bir şehirden milletvkeili adayı. Hakkımdan açılmış kapanmış tüm dosyaları soruşturacakmış. Acelesi varmış. Bir şey bulursa aktaracağı abileri varmış herhalde. Bu basit oyunlarla seçimin sürecinde bir şey yapabilir miyiz. Belediye başkanı da laf atmaya kalktı eline yüzüne bulaştırdı.

Trabzon il başkanı Güzide Hanım da burada. Hoşgeldiniz diyeyim. Karadenizliler de kemençe çalıyor diyor orada. Bir gazeteci arkadaşım da sonuna vıyy vıyy ekle, Karadenizliler daha iyi anlar dedi. Tüm Türkiye kemençe çalıyor onlara.

Bazı yargı mensupları kraldan çok kralcı. Dosyaya evrak eklemeye çalışıyorlar bir an önce. Hukuk adına ne yaparsanız yapın boynumuz kraldan önce. Hukuksuzluk adına yapılacaklar karşısında 82 milyon karşılarına duvar gibi dikilir. Biz bu süreçle ilgili yola çıkarken kaygımız yok.

23-24 Haziran gecesine kadar bu ve bir takım işler çevirmeye çalışacaklar. Belediyeyi sorgulayacaklar. Bir arkadaşım dedi ki çocukluğuna kadar giderler. O zaman konuşacakları kişiler annem ve babam. Dikkat etsinler kendilerine.

İstanbul Gönüllüleri'ne kayıt yaptıran sayısı 200 bine gidiyor. On binlerce avukat o gün bize destek olacak. O avukatlar sayesinde tek bir gerekçe vermeksizin herkese gerektiği an bilgi verecek olan biziz. 

AA'nın ismi dursun. O bize Atamızın emaneti. İçindeki cüruh temizlenene kadar güvenmeyeceğiz. Bir ajansla işbirliği yaparak o gece size anlık bilgi servis edeceğiz.  İl başkanlarımız, görev alacak arkadaşlarımız, CHP'liler, İYİ Partililer, diğer partililer 3-4 saat içinde her şeyi bitirmiş olacağız. Milyonlarca insanla gidip Saraçhane'deki görevi devralacağız.

UĞUR DÜNDAR - Tespitimi sunmak istiyorum. Toplum bazı kişiler hakkında bakar dinler araştırır, etrafına kulak verir kanat notu verir. Bu kanaat notunu oluşturduktan sonra onu yıkacak girişimlerin çok iyi değerlendirmesini yapar. Der ki: Başarıya ulaştığı için mi saldırının hedefi? Saldırının hedefi olan asıl amaç ne olabilir? Sorunun yanıtını verdikten sonra inandığı kişiye topla tüfekle gelseler yıktırmaz. O saldırı öyle bir ters teper ki saldıranı yıkar.

Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olabilir. Sözcü Gazetesi sahibi sayın Burak Akbay haksız bir suçlamanın sahibi olarak yurt dışında bulunuyor. Burak Akbay gerçek bir Atatürkçü ve büyük bir yurtseverdir. Haksızlığın giderilmesini istiyorum. CNN Türk'teki kameramanlar umarım işten atılmamıştır, siz söz verdiniz hemen alırım diyor.

18-20 yaş arası gençlerin yarısından fazlası size oy verdi, bu eğilim giderek artıyor. 18 gün içinde çok şey yaptınız. Eski yönetim toplu taşımayı artırmayı düşünüyordu siz tersini yaptınız. Yeni projeleriniz var mı? Ev kadınları ağırlıklı olarak AKP'ye oy veriyyor. Onlar için neler yapmayı düşünüyorsnuz?

EKREM İMAMOĞLU -  İstanbul büyük bir kent yoksulluğu yaşıyor. 6-7 aydır seçimle meşgul eden anlayış ülkeyi mağdur ediyor. İşsizlik rakamlarının gayri resmi 8 milyon civarında olduğu söyleniyor. Bütün bunlar konuşulurken ekonomik veriler eşittir Türkiye'nin yüzde 40'ı İstanbul. Bazı veriler yüzde 50'si diyor. Bunlar varken seçimi konuşmak tartışmak... Ülkenin atanmış bakanları, sayın cumhurbaşkanının ilçe ilçe miting yapacağım demesi talihsizlik. Demiştim ki ben İstanbul'da istihdam konusuna özel olarak eğileceğiz. Kuracağımız istihdam ofisleri sayesinde on binlerce insana iş imkanı sağlayacağız.

Bana laf yetiştirdiler. Belediyenin işi midir? Benim sözüme karşılık sayı yükselterek başka rakamlar verdiler. Sayın cumhurbaşkanı dail şunu söyledi: Siz ekonomiden sorumlu musunuz kardeşim? Biz kent yoksuklluğuna karşı çözüm üreteceğiz. Yıllık açlık sınırının altında olan ailelere kademeli bir şekilde sütünü ekmeğini vermeye varacak paketler açıkladık. Kimin parasını kime dağıtıryorsunuz dediler. İstanbullunun parasını istanbulluya dağıtıyoruz. 2. Kaynakları İstanbulluya dağıtıyoruz. 3- Har vurup harman savurmuyoruz sizin gibi. 

Aileler... Aileler sıkıntı çekmeyecek, okula gitmeyen çocuk kalamyacak. Bira zilgilendin mi oluyor. Tesadüfen sabah namazında isportacılık yapan çocuğu görünce utandım. 4 ayda diplomasını aldı. 50 defa sarıldı bana. Bu çocuklara bu gençlere sahip çıkacağız. Okutacağız. Bizim çocuklarımız. İş insanlarına şunu söylüyoruz: Eğitim, tasarruf seferberliği... İstanbulun böyle bir döneme ihtiyacı var. Müthiş bir fetret, rehavet dönemi ve garip bir dönem yaşatıldı. 

Bir şehirde bu kadar işsizlik rakamları varsa rahat olamazsın. Ben onun için seslendim iş insanlarına sanatçılarına. Sen İstanbul'u umursa. Sen İstanbul'u konuş. Çare üretelim. Cesur olun. Kim kime haddini  bildiriyormuş. Bildiremezler. Bu millet öyle konuşana haddini bildirdi sandıkta. İkincisi geliyor.

Beraber çözelik. Bol keseden atanlara kulak vermeyelim. Bu şehrin çocukları, yoksul aile kavramları, bu şehrin mazlumu kavramları inşallah bitecek. Bu katkılara yaparken kimsenin gönlünü incitmeyeceğiz. Biz bu hale düşürdüysek mahcubuz sana. Bu paylaşım düzeninde bir eksiklik var. Bu geçici. Size balık tutmayı öğreteceğiz.Evinize ekmek getirmeyi öğreteceğiz.

Dünyada biliyoruz ki popülizm geleneği oluşmuş. Ben seferberlik, israf ve tasarruf kelimesi kullanıyoruz. Kolay değildir seferberlik yapacağız. Türkiye tarihinde 3-4 defa olmuştur.

İBB'nin bütçe açığı 20 kat artmış 5 yılda. Borçlanma 4.5 kat artmış. Borcu 12-13 milyar diyor. Düzeltmiş sonra rakibimiz. Dövizden dolayı 27 milyara gidiyor.

Ciddi bir döviz borçlanması yapıyor. Metro yapıyor. Dış kaynak kullanmak ayıp değildir. Borcun nereye gittiğinden ziyade nasıl gittiği önemli. O bakımdan bütçe tasarrufu elde edilecek. Bu kaynaklar şehrin dengeli ekonomik düzene sahip olmasını sağlayacak. Refah düzeyine sahip kendi hep birlikte yaratacağız.

UĞUR DÜNDAR - Bu ülkenin dünyada pırıltılı, dış dünyadan davet alan gençleri var. Mimarlar, kent plancılar var. Anladığım kadarıyla iyi bir ekip oluşturdunuz.

EKREM İMAMOĞLU - Ben onlara güveniyorum. Ben o kadar büyük bir özgüvenle konuşuyorumki. Kar topu gibi büyüyüor. Ben Hakkari'deki ekonomiste de Mersin'dekine de muhtacım. Ben 16 milyon insana muhtacım. Ben bu yetişmiş insanlardan faydalanılmamasına üzülüyorum.

Yine bir anne bana sarıldı ve teşekkür etti. Çok da duygulandım. İki çocuğum da Fransa'da okuyor, çocuklar artık biz planlarımızı Türkiye'için yapacağız, Türkiye'ye dönüş yapacağız diye anne bana göz yaşlarıyla anlattı. Gençler artık  yurtdışına gitmeyeceğiz Türkiye'ye üreteceğiz diyır. Biz Türkiye'nin insanlarına değer verdiğimizi ifade ettikçe demek ki değer veren bir atmosfer var diyerek kalıyor. Biz bu vatana değer vererk vatanın insanıyla üretmeye geliyoruz.

UĞUR DÜNDAR - Gençlerin her şeyin güzel olacağı konusunda umudu hale geldiniz. istanbul'un en büyük sorunu, acilen çözülmesi gereken sorunu nedir?

EKREM İMAMOĞLU - Keşke acil, ilk sorunu olarak sınıflandırabilsek. Ne yazık ki İstanbul'un çok derin sorunları var. Bizi rahat bırakmadılar. Bu işle yoruyorlar. İlk aldığınız cevap trafikti şimdi ekonomi. İkinci trafik. Dile getirilmeyen, deprem sorunu var. Bu şehirde binalar çöküyor. Bu şehirde yapılaşmanın getirdiği çevrsel sorunlara hazır olmalıyyız. Deprem sorunu, kentsel dönüşüm sorunu, çevre sorunu var. Hepsi için eylem planı harekete geçireceğiz. Ortak akılla çözüm sunulduğu yönetim planına ihtiyaç var. Biz o yönetim devrimini getiriyoruz. Halkına her anlamda bilgi veren, kriz kaos yaşatmadan mahalleyle, tüm mağdur olan insanları katarak bütünüyle sorun çzöülecek bir anlayış yaratmalıyız.

UĞUR DÜNDAR - Haberde gördüm. Baba olarak içim cız etti. Dillendirilmeyen, içten içe kanayan yara var. Uyuşturucu bağımlılığı. Ulaştığı boyutları biliyyoruz. Polislerin tek başına mücadele etmesi mümkün değil . Ne York'un efsane belediye başkanı geldi aklıma. İnsanlar pat diye yere düşerdi. Kurttu. Anne babalara mesajınız nedir?

EKREM İMAMOĞLU -  Psikolojik ortamları yaratmalısınız. Bazen belediye başkanı evden aileden biri olur. Bazen bana yazıyorlar halamın oğlu nasılsın? Ben halamın oğullarını tanıyorum. O zaman o genç sizi dinliyor. Beylikdüzü'nden örnek vereceğim: Uyuşturucunun satıldığı Gürpınar'da metruk bir merkez oluştu. Biz burayı nasıl düzeltiriz diye düşünüyorduk. Dedik ki biz burayı rehabilite edelim. Ben burayı hatırlıyorum. Ailelerin yanaşma şansı yoktu. Bir iş merkeziydi. Biz rehabilite etmek için kiracılarını çıakrttık. Bir kısmını devraldık. Kalanını çıkardık. Uyuşturucu bağımlısı insanları tespit ettik. Rehabilitasyon merkezi kurduk. 7-8 psikologumuzu yerleştirdik. Çok sayıda insanla ilgili başarıya ulaştık. Bataklık dediğimiz iş merkezini kültür merkezine dönüştürdük. Dedik ki hayatımızı anneler değiştirir. Dedik ki: Zübeyde Ana Kültür Merkezi. 

Aileler yön verir. Dinlediği birileri olacak. 3. Şehrin bataklık merkezlerini kurutacaksınız. Polis ondan sonraki iş. Dünya insanını inşa edeceksiniz. Biz burayı açtık. 6-7 ay sonra polis baskını oldu buraya. Müdürümüz aradı. Aklınıza başka şeyler geliyor. Polisler asayişten gelmiş. Çay kahve içiyorlar. Dediler ki: Biz burayı böyle bilmiyorduk- 6 ayda bir rutin basarız. Şimdi kültür merkezi olmuş. Orada kadınlar sınavlara hazırlanıyor, kütüphanesi var. Hayatı değiştirdiniz mi gençler ardından geliyor. Gençler birbiriyle yarışıyor. Ayrılmak istemezsiniz oradan.

Benim adıma sosyal medyada hangi parçaları dinliyorlar diye lise oluşturmaya başlamışlar. Saraçhane'deki belediye binasına Türkiye'nin en büyük kütüphanesini yapacağız.

Bağcılara, Esenler'e, Sultanbeyli'ye, İstanbul'un her ilçesine gençlerimizin yeteneğini ortaya çıkartacak yerleri götüreceğiz. Bu şehir olimpiyat alamıyor. Sen olimpiyat sporcusunu geliştirdin mi? Olimpiyat Stadı'nı yıkmaya çalışıyorlar. Ülkeye bedeli 300-350 milyon dolar. Yanlış imalat, yanlış yerde yapılmış. Sen bu şehirde atlet yetiştirdin mi?

MEB müdürü kırk takla attı burada. Siyaset yapıyor. Kardeşim MEB müdürdlüğü yap. Bu ülkenin insanlarına fırsat verin. Çocukları, gençleri güzel işlerle buluşturduğunuzda uyuşturucu diye bir şey olmaz.

UĞUR DÜNDAR- Merhum Yıldırım Aktuna AMATEM'i açtığında yanındaydım. Boştu yataklar. Şimdi boş yer yok. Bu vizyona sahip belediye başkanı gençlerin umutlarını canlandırır, onlarıa meşruiyet imkanı sağlarsa uyuşturucu baronlarıyla mücadele eden narkotik polislerinin işi kolaylaştırır. Uyuşturucuya bulaştıracak genç bulamayan baronlar agresifleşir ve yakalanmalarını sağlar.

EKREM İMAMOĞLU - Ben başka rakibimi öğrendim bugün. Bir anneanne geldi yanıma 2.5 yaşında tyorununun videosunu gösterdi. Slogoanımı da çalmış. Ekrem Abi yaşlansın yerine geçeceğim diyor. Dedim adresini alın önünü keselim. Bu şehrin ciddi sayıda engellisi var. 

Bana yol gösteren uzman arkadaşlarım oldu. Onların sayesinde çok ciddi tedbirler aldık. Engelli insanlarımıza bir şehrin yaşanabileceğini, hissedilebileceğini sağlamak, iş hayatına katmak çok önemli. Bu söylediğim şey çok önemli. Sevgili Çılgın Sedft beni izliyor. Sanatçı kardeşimiz. İlçemizde oturuyor. Engelli evladı var çok çaba sarf ediyor. İşitme engelli arkadaşlarımız var. Onları çok seviyorum.

Toplumun vicdanı şunu emreder bize: Kadınlar, çocuklar, engelliler mutluya huzurluysa görevimizi yapabilmişiz.