CHP tarafından Beyoğlu Belediye Başkanlığı'na aday gösterilen Alper Taş, yerel seçime dair değerlendirmelerde bulundu. Taş, "Bu tek bir seçim işi değil, bir kez kucaklaştık, bir daha ortadan kaybolmayacağız" dedi.

Ayşen Şahin Aksakal, Birgün'de "Aşkın hikâyesi mi? Peki sevgi neydi?" başlığıyla yayımlanan yazısında yerel seçime dair izlenimlerini aktardı.

Aksakal'ın Taş'ın açıklamalarına da yer verdiği yazısının ilgili bölümü şöyle:

"Beni kırmadı, kahvaltıda ağırladı.

Kahvaltı tabağımız Beyoğlu projeksiyonu gibiydi. Rize'nin Kurçi'si, Kars'ın kaşarı, Tunceli'nin tulumu, yoksulun sofrasına konulduğu gibi taneyle zeytin ve semtin batıya dönük yüzü kruvasan. Beyoğlu'nun özeti gibi, tabaklarımız bile ayrı desen.

Halkla birlikte yöneteceğiz diyen Alper Taş'a kefil olduysam, biraz da aynı tabaktan yumurtaya birlikte ekmek banabildiğimden, paylaşım denilen şeyi bir kavram olmaktan çıkarıp hayatının her anına yaydığını gözümle gördüğümdendir.

Sordum, seçim güvenliği ne olacak diye, 507 sandıkta, 220 avukat ve 1600 müşahit ile hazırız, diyor.

Bunların belediyeciliği 'yıkım belediyeciliği, ihanet belediyeciliği' diyor.

Sözün burasında aklıma yine "Bir Aşk Hikayesi" sloganı geldi. Yıkıcı bir aşktı onlarınki, ihanetin affedilmezliğiyle bitiyor diye diledim içimden.

Biz sadece belediyeyi yönetmeye talip değiliz aynı zamanda toplumsal ve sınıfsal çelişkilerin keskin berrak olduğu Beyoğlu'nda yerel demokrasiyi inşa edebilirsek, bu model ülkeye öncülük edebilir ve bunu başarabileceğimize dair tarihsel referanslarımız çok güçlü. Beyoğlu halkı sadece karar ve yönetime katılmakla kalmayıp belediyeyi de denetleyecek.

Ne kuracaksak zaten birlikte yapacağız, diyor.

Benim aklım yine Yeşilçam filmlerine gidiyor: mahallelinin el birliği ile köhne bir evi ya da toprak bir sahayı göz alıcı hale getirdiği sahnelere.

O camları kırık, balkonu çökük, rabıtaları delik ev, elbirliği ile bir müstakil köşke dönerdi hani.

Ya da sahaya elleriyle çimler ekerler, ince çubuklu formalar evdeki dikiş makinelerinden çıkar, kale direkleri boyanır, soyunma odasının musluklarından temiz su akmaya başlardı.

O maçı alırdı mahallenin çocukları, o evde kucaklaşılırdı.

Öyle değişirdi ki ortam, Mercedesli milyardere kendini sorgulatır, diz çöktürüp özür diletirdi.

Üzerimizde bir efkar bulutu, yılgınlığın tozu vardı nicedir.

Cep delik, kalp kırık, gelecek flu: biz ne için nefes aldığımızı unuttuk. Amacını kaybetmişlerin öfkesi sinmişti günlük hayata, mutlu olmak şımarıklık sayılan bir lükstü.

Seçim kampanyası başladığından beri mutluyum ben. Semt de öyle.

Çalışmaları takip ettim. İnsanın devrimcilerle yan yana olmasının iyi yanı, azimle dolması, emeğin değerini yeniden hatırlaması, paylaşıma, kolektif çalışmaya, çalışırken gülüşebilmeye tanık olması. Yeniden güvenilir insanlarla olmanın huzurunu tatması.

Alper Taş diyor ki, 'Seçimin sonucu ne olursa olsun, gezdiğimiz her yere yeniden gideceğim, dokunduğumuz herkese, bize güvendikleri, kapılarını açtıkları, dinledikleri için teşekkür edeceğim. Bunu onlara borçluyuz. Bu tek bir seçim işi değil, bir kez kucaklaştık, bir daha ortadan kaybolmayacağız'."