İstanbul’un marka ilçelerinden biri Kadıköy. “CHP’nin kalesi” denilse de CHP’li Kadıköy Belediye Başkan Adayı Şerdil Dara Odabaşı bunu kabul etmiyor, “Ben en geriden gelen aday gibi çalışıyorum” diyor.

Her ne kadar İstanbul’un en gelişmiş ilçeleri arasında gösterilse de Kadıköy’ün birçok sorunla muhatap olduğunu söyleyen Odabaşı, sorunların çözümüne dair halkla karşılıklı iletişim halinde bir yöntem izleyeceklerini söylüyor. Birgün gazetesinden Uğur Koç'a konuşan Odabaşı, mahalle meclisleri ve telefon uygulaması projelerini anlattı.

• Kadıköy ‘CHP’nin kalesi’ olarak da nitelendirilen bir ilçe. Burada seçim yarışına girmek sizin açınızdan ne anlam ifade ediyor?

‘Kadıköy CHP’nin kalesi siz rahat bir yerde seçim yapıyorsunuz’ diyorlar. Ben buna katılmıyorum. Ben en geriden gelen siyasi partinin adayıymış gibi seçimlere çalışıyorum. Bunun da temelde iki nedeni var:

Birincisi, ‘Burası benim, çalışmama gerek yok’ demem, diğer aday arkadaşlara saygısızlık. Ben onlardan daha iyisini yapacağımı, daha iyi projeler geliştireceğimi, Kadıköy’e daha fazla hizmet edeceğimi söylediğim için oy istiyorum. İkincisi ise; bizim artık Kadıköy’ü kazanmamız yetmiyor. Çünkü Kadıköy’ü kazanmak, Kadıköy’ün sorunlarını çözme noktasında yeterli değil. Bizim İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni de kazanmamız gerekiyor. Burayı kazanmamız için de Kadıköy’de alabileceğimiz en yüksek oyu almamız gerekiyor.

• Kadıköy İstanbul’un gelişmiş ilçelerinden birisi. Altyapı sorunları gibi temel belediyecilik faaliyetleri ile halkın yaşam kalitesini artırıcı sosyal belediyecilik faaliyetleri diye iki bölümleme yaparsak, siz hangisine ağırlık vereceksiniz?

‘Kadıköy’ün altyapı sorunu yok, temel belediyecilik hizmetleri tamamlanmış’ söylemini kabul etmem. Son 4 yıldır adına kentsel dönüşüm denilen, fakat tamamen bina yenilemesi yapılan bir uygulamadan geçti burası. Bu Kadıköylüleri yıprattı. Ağır tonajlı kamyonların ara sokaklara girmesinden dolayı yollarımız ve kaldırımlarımız bozuldu. Kent estetiğini bozan yapılaşmalar oldu. Bu yüzden kentin klasik belediyecilik hizmetlerini de alması gerekiyor. Yollar, yeşil alanlar, park alanları yapmamız gerekiyor.

21 mahalleye 21 kreş projemiz var. Şu anda 5 kreşimiz var; 16 kreş daha yapmamız gerekiyor. Bir kız yurdumuz var, erkek yurdu yapacağız. Mahalle evleri projemiz var. Kadıköy’ün depreme hazırlanması için Kadıköy AFAD’ını kurmamız gerekiyor. Şu anda inşası devam eden spor salonu, tiyatro merkezi, hayvan rehabilitasyon merkezi gibi projeleri tamamlamamız gerekiyor. Bizim Kadıköy’e yakışır, belki daha büyük kültür merkezleri inşa etmemiz gerekiyor. Mesela Özgürlük Parkı’nın içinde bir amfi tiyatro var. Bu amfi tiyatronun üstünü kapatıp hem yazın hem kışın kullanılabilir hale getirme projesi var. Bunların hepsi altyapı yatırımları, klasik belediyecilik faaliyetleri.

Bunun yanında yeni nesil belediyecilik dediğim, insana dokunarak, yeni insan hikâyeleri çıkarmak gibi bir niyetimiz var. Ben, ‘Daha çok Kadıköy’ diyorum. Bunu deme gerekçem yeni bir yerde Kadıköy’ü inşa etmek veya Kadıköy’ü taşımak değil. Kadıköy’ü Kadıköy yapan Kadıköylülerdir ve Kadıköylülerin oluşturmuş olduğu değerlerdir. Kadıköylüler özgürlükçüdür, demokrattır, Atatürkçüdür, laiktir, çevrecidir, hayvan haklarına saygılıdır, aktif yurttaştır, sorar, sorgular, hesabını sorar. Kadınların kendilerini görece olarak daha güvende hissettiği yerdir Kadıköy. Bu değerleri çoğaltmak için ‘Daha çok Kadıköy’ dedik. Bu değerlerle büyümüş yeni neslin yetişmesine öncülük etmek istiyoruz. Bu yüzden biz insana bebekken, hatta anne hamileyken dokunmaya başlayacağız. Bebekken dokunmaya başlayıp bütün o yaşam süreçleri içerisinde onlarla birlikte olacağız. Bunlara dair projeler geliştirdik.

• Bu projelerinizi açar mısınız?

İhtiyaç sahibi ailelerin yeni doğan çocuklarına bir ‘yeni doğan paketi’ hediye edeceğiz. İçerisinde bebek kullanımı için basit birkaç eşya olacak. Sonrasında, annenin yükünü üzerinden nasıl alabiliriz? Mesela anneye diyeceğiz ki ‘Sen yemek yapma, belediye olarak biz 40 gün boyunca yemeği biz yapacağız.’ Bu yemeği de herhangi bir yerden satın almayacağız, ya üst ya arka komşusundan satın alacağız. Hem istihdam yaratacağız hem de ihtiyaç sahibi annenin bebeğiyle daha fazla ilgilenebilmesi için üzerinden yük alacağız. Bunun gibi insana dokunan bir belediyecilik anlayışıyla hareket edeceğiz.

Mesela kadına şiddet çok ciddi bir sorun. Bizim bir tane kadın sığınma evimiz var, bunu ikiye çıkaracağız. Fakat kadın sığınma evinin bürokratik işlemlerinden dolayı kadınlar işe hazırlanma noktasında yeteri kadar destek alamıyorlar. Biz kadın sığınma evinden sonra ‘Kadın Yaşam Evi’ açacağız. 3 ay içerisinde kadınların iş hayatıyla bütünleşme noktasında daha donanımlı hale gelmesini sağlayacağız.

Bu projeleri üst üste koyduğunuz zaman tüm insan katmanlarına ulaşmış ve dokunmuş oluyorsunuz. Sadece binayı yapıp binanın içerisine terk etmiyorsunuz.

Tiyatro salonlarımız var, Kadıköy’e faydası sadece oyun izleme. Sonra bina kapanıyor ve beton yığını oluyor. Gerekirse Kadıköy Belediyesi Tiyatrosu’nu kuracağız ve Kadıköylülerin tiyatro yapmasını sağlayacağız. Burada sadece İstanbul’da Türkiye’de oyun sahnelenmesini değil, Avrupa’da oyun sahnelenmesini hedefliyoruz.

Uluslararası Tiyatro Festivali projemiz var. Yurtdışından nasıl tiyatrolar gelip oyun sahneleyecekse, Kadıköy Belediyesi’nin tiyatrosu da gerektiğinde dünyanın istediği hangi kentinde olursa olsun gidip tiyatro sahneleyecek. 

Yuva yapacağız ve yuvanın çalışma saatlerini anne babaların çalışma saatlerine uygun hale getireceğiz. Yani saat 5’te yuva kapanmayacak. İnsana dokunmaktan kastım bu.

• Kadıköy hayvanlara da çok değer verilen bir ilçe. Hayvanlarla ilgili projeleriniz neler?

Biz Kadıköy’deki her canlıya dokunacağız. Bitkiye de, hayvana da, insana da… Kadıköy Belediyesi’nin bir rehabilitasyon merkezi inşası var, bu yıl içerisinde bitecek. 7/24 çalışacak hayvan ambulansı servisimiz olacak. Hayvan hakları dernekleriyle koordineli olarak bu işleri yapmak istiyoruz.

• Beyoğlu ve özelinde Taksim bölgesi iktidarın bilinçli saldırıları ardından kimliğini kaybetti. Taksim çevresindeki özgürlük alanları, kültür sanat hayatı Kadıköy ve Beşiktaş’a doğru kaydı. Ancak son dönemde bu iki ilçe de saldırı almaya başladı. Siz bu kültür sanat merkezi olma pozisyonunu nasıl sürdürmeyi düşünüyorsunuz? 

Biz Kadıköylüler olarak Kadıköy’e gelen, sosyalleşmek isteyen, tiyatrosuna, sinemasına gitmek isteyen insanlara karşı değiliz. Bizim sıkıntımız şu; Beyoğlu’nun arka sokaklarındaki sıkıntılar şimdi Kadıköy’de yaşanmaya başladı. Örneğin sokaklarda kadına taciz olayları gelişmeye başladı. Bunlar da Kadıköylüleri rahatsız ediyor. Hafta sonu Moda’da adım atacak yer kalmıyor. Akşamları Kadıköy çarşının içerisinde yürüyemiyorsunuz. Yani bu yoğunluğu Kadıköy kaldıramıyor. Çünkü fiziki yapısı bu yoğunluğu kaldırmaya müsait değil. Bu nedenle bu sorunun çözülmesi lazım. Ancak bunun öyle zabıtai yöntemlerle, yasaklama ile çözülmesi çok zor.

İki yolu var; ya buraya gelen talebi alternatifleri ile birlikte azaltacağız… Onun için Alper Taş’a söyledim; “Beyoğlu’nu kazan, Kadıköy’ün yükünü al” dedim. İkinci yolu… Kadıköy’de yaşayan, emek veren insanlarımızla ‘ortak akıl platformu’ benzeri bir yapı kuracağız. Fakat bize bir de ‘üçüncü göz’ lazım. Bu üçüncü göz için de kamu yararına çalışan sivil toplum kuruluşlarını, üniversiteleri veya bağımsız akademisyenleri davet ederek bize bir yol haritası çizmesi için davet edeceğiz. O yol haritası bizim uygulama projemiz olacak. Burada Kadıköylünün istemediği bir şey olmayacak.

• Peki, sorunları muhatapları ve uzmanlarıyla çözme konusunu başka alanlarda da uygulayacak mısınız?

Sadece bu soruna özel bir uygulama değil. Mahalle meclisleri kurma düşüncemiz var. Katılımcı belediyeciliği, katılımcı demokrasiyi mahallerden başlatacağız. Bu mahalle meclislerinin iki görevi olacak. Birincisi; mahalledeki sorunları belediyeye daha rahat iletecek. İkincisi; belediye o mahalleliyle ilgili düşündüğü, planladığı çalışmaları o meclis üzerinden mahalleli ile konuşacak.

Bir de akıllı telefonlar için bir aplikasyon geliştiriyoruz. Bilgisayardan ve telefondan belediye ile ilgili şikâyetini, isteğini bu uygulama üzerinden daha kolay iletecek. Böylece herkes belediye ile iletişim kurabilir hale gelecek. 7/24 çalışan belediye olacak Kadıköy Belediyesi.

• Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kadıköy’ü ‘kaymak tabaka’nın yaşadığı bir yer olarak tanımladı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Evet. Kadıköy Türkiye’nin kaymak tabakasının yaşadığı bir yer. Ama bu nereden baktığına bağlı. Kadıköy eşitlikçi, özgürlükçü insanların yaşadığı bir yer. Bu açıdan evet, ‘kaymak tabaka.’ Ama Sayın Cumhurbaşkanı ekonomik açıdan yaklaşarak bunu söylüyorsa, Kadıköy’ü tanımıyor. Gelsin Fikirtepe’yi beraber dolaşalım. Fikirtepe’de barınma hakkından mahrum bırakılan, evinin üstünü naylon branda ile kapatıp metruk binalarda, çadırlardı yaşayan yurttaşlarımız var.

• Dediğiniz gibi kentsel dönüşüm sorunu Kadıköy’ün de muhatap olduğu bir sorun. Fikirtepe’de hak sahipleri yaşam alanından sürülürken yıkılan evlerin yerine milyon dolarlık rezidanslar dikildi. Kentsel dönüşüm hakkındaki planlarınız neler?

Kentsel dönüşümden bizim anladığımız ile rant ekonomisinden beslenenlerin anladığı şey farklı. Fikirtepe’de yapılan kentsel dönüşüm, Kadıköy Belediyesi’nin görüşü dahi alınmadan yapıldı. Hatta İstanbul Büyükşehir Belediyesi de kaçtı, bütün yetkiyi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bıraktı. Ankara’da oturan bürokratlar Fikirtepe’yi görmeden Fikirtepe’yi planladı. Sonuçları ortada. Biz Kadıköy’ü bütüncül bir planlamayla değerlendireceğiz. Bu bütüncül planlamayı yaparken her mahallenin kendi özelinde, kendi mimari dokusuna, mahalle kültürüne uygun biçimde hareket edeceğiz.