Geçtiğimiz dönem CHP'nin 2 numaralı koltuğunda oturan CHP eski Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır, AK Parti'nin İzmir'de seçim kazanma çabalarına tarihsel bir benzetme yaptı.

Sındır, “Selçuk'ta kayalık ve dik bir tepede Keçi Kalesi vardır. Kolay kolay fethedilecek bir yer değildir. Bir efsaneye göre, kaleyi fethedecek askerler sırtlarına koyun postlarını sererek kendilerine “sürü” süsü verirler. Kaledekiler de yanlarına gelene kadar onların asker olduğunu anlayamazlar. Posta bürünmüş askerler bir anda kaleyi istila eder.

AK Parti'nin yaptığı da bundan başka bir şey değil. İzmirliler'e şirin gözükmek, hoş görünmek, demokratik, laik Atatürkçü, Cumhuriyetçi bir tavırla İzmirli'nin yaşamına kültürüne, değerlerine, şirin görünerek yerelde iktidara gelme çabasından öte başka bir çaba içerisinde değiller. Bu açık ve net. Şu anda üzerlerinde Keçi Kalesi'ni kuşatan savaşçıların koyun derileri var. O postlar çıktığında kaleyi içinden kuşatma çabaları da ortaya çıkacaktır. Ancak, İzmirli buna prim vermez. İzmirli bunu görüyor, biliyor”.

İZMİR'E DIŞARIDAN BAKIYORLAR

AK Parti'nin söylemlerine bakıldığında, kendisini hep İzmir'den ayrı gördüğünü de kaydeden Prof. Dr. Sındır “Bu zamana kadar kendilerini hep İzmir'den ayrı gördüler. 'Sen İzmirsin büyük düşün' söylemleri vardı bir dönem. Yani 'Sen İzmir'sin, ben değilim'. Sonra Gavur İzmir söylemleri. En son 'İzmir mahallenin en güzel kızı'. Hep İzmir'i dışlayan, dışardan bakan, İzmir'i anlayamamış veya anlasa bile bunu kabul etmeyen bir anlayışın sözcükleridir bunlar” dedi.

İZMİR KUŞATILACAK YABANCI BİR KENT Mİ?

AK Parti'nin İzmir'i adeta kuşatılacak yabancı bir kent gibi gördüğünü de dile getiren Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hani Osmanlı döneminde Avrupa'da yabancı kentlere fetihler yapılıyordu. Etihten önce kentler kuşatılıyordu, sonra da padişah bir ferman yayınlıyordu. 'Korkmayın, Osmanlı'dan size zarar gelmez. Biz sizin huzurunuz refahınız için buradayız. Ne inancınızla, ne yaşam alışkanlıklarınazla işimiz yok. Hiçbirine dokunmayacağız' derlerdi. Yani, önce halkın korkularını ortadan kaldırır sonra o kentleri ele geçirirdi. Şimdi de sanki İzmir yabancı bir kentmiş gibi, Türkiye Cumhuriyeti Misak-ı Milli sınırları dışında bir kentmiş gibi İzmir halkına adeta ferman yayınlıyorlar. 'Kormayın, yaşam alışkanlıklarınıza dokunmayacağız, hatta rakı bile içebileceksiniz. İzmir güzel bir şehir' gibi laflar.  Ne kadar acı bir şey. İzmir Türkiye Cumhuriyeti'ne belki de en sadık, en bağlı, değerlerine en çok sahip çıkan, Türkiye'nin bölünmez bütünlüğü ile kardeşçe yaşam anlayışına saygı duyan çok özel bir şehir. İzmir'de kimse böyle ayrımcı bir anlayışla gelip de iktidarda olmaz. Buradan İzmir halkına şu uyarıyı yapıyorum Sakın ha! Bu sözlere inanıp, kanıp sosyal demokrat, İzmir kimliği görüntüsünde olup da ama özünde AKP'nin Türkiye'yi karanlığa götüreceklerin heveslerine alet olmayın. Asla ve kat'a İzmir'de bu zihniyetin iktidara gelmesini bırakın, varlığını bile kabul etmeyin derim. Onların sırtlarındaki koyun postlarına dikkat edin. Çünkü, gerçek yüzleri postlarını çıkardıktan sonra ortaya çıkacaktır”.

NE DENİLEBİLİR Kİ!

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım'ın İzmir'e gelerek AK Parti İzmir Adayı Nihat Zeybekci ile meclis üyesi listelerini şekillendirmelerine de değinen Sındır şunları ifade etti:

“İzmir'e başka bir kentten getirip aday yaptıkları, ancak bu kentin istemediği Binali Yıldırım'ı kalkıp Meclis'e başkan yaptılar. İzmir'de kabul edilmedi. İstanbul'a gönderildi.  İstanbullu da değil. Oradan kalkıp dönüyor,  İzmir'e Denizli'den gelmiş bir adayın listesine müdahil oluyor. Ne denilebilir ki!.”

İZMİR'İ ZAVALLI DURUMA DÜŞÜRMEYİN

AK Parti'nin yerelde iktidarda olduğu Ankara ve İstanbul'un yandaş müteahhitler aracılığıyla betonlaşmaya teslim edildiğini de savunan Sındır, İzmir gibi özel ve nadide bir kentin İstanbul ve Ankara'nın içine düştüğü zavallı duruma düşürülmemesi gerektiğini söyledi. Sındır şöyle konuştu:

“İzmir bugün İstanbul ve Ankara'yı betonlaştıran yandaş sermaye gruplarının iştahını kabartan bir şehir konumunda. İzmir'i Ankara'nın ve İstanbul'un içine düştüğü zavallı duruma sokmamak, sadece imarla ilgili kültürel değerlerini değil aynı zamanda çevreyle sosyal yaşamla, doğasıyla huzur ve refah kehnti olması adına halkımızın bu nadide kente sahip çıkacağına inanıyorum. İzmir halkı, İzmir'i AKP'nin o emellerine ve onun yandaş sermayesinin emellerine terketmeyecektir. İzmir tarihiyle, kültürüyle, yaşamıyla ekonomisiyle, yüzyıllardır süregelen ticaretin merekzi olma özellikleriyle Akdeniz'in en müstesna kentlerinden birisi olma özelliğini koruyacaktır. Bu anlamda CHP Büyükşehir Belidey Başkan Adayımız Tunç Soyer'in de çok önemli katkılarının olacağını düşünüyorum. İzmir'in 8500 yıllık tarihsel ve kültürel birikiminin, AKP zihniyeti ile erozyona uğramasına izin vermemek gerekir”.

SEÇMENE RÜŞVET TAAHHÜDÜ

Türkiye'de artık devletin siyasi bir güç haline getirildiğini ve torba kanunlarla siyasi kayırmacılık anlamında bir çok yetkiler verildiğini de vurgulayan Sındır sözlerini şöyle sürdürdü:

“En son getirilen bir düzenleme ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nın bütçesine belediyelere yardım ödeneği konuldu. Cumhurbaşkanı yani AKP'nin Genel Başkanı, bugün seçim meydanlarında açık açık da şunu söyler durumda. Halka verdiği mesaj şu: 'Biz merkezi hükümetiz, iktidarda biziz. Bizim adayımız yani Cumhur ittifakının adayı yerelde iktidar olursa biz onlara her türlü desteği vermeye hazırız'. Yani açık bir şekilde siyasi kayırmacılık yapacağının taahhüdünde bulunuyor.  Bu devletin gücünü kullanarak seçmenin tercihini yönlendirme çabasından öte bir şey değildir. Daha doğrusu seçmene rüşvet taahhüdünden öte bir şey değildir. Bu herşeyden önce Cumhuriyetin temel ilke ve değerlerine, eşitlik, adalet, hakkaniyet, yurttaşlık haklarına temel hak ve özgürlükleri aykırı bir davranıştır, söylemdir”