Anayasa hukukçusu ve CHP'nin İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu, Birgün gazetesinde yayınlanan yazısında Binali Yıldırım'ın istifa etmemesini gündeme taşıdı. 

Kaboğlu Binali Yıldırım'ın TBMM Başkanı sıfatı olması nedeniyle TBMM Tv'nin de seçim propaganda çalışmalarına yer verdiğine dikkat çekti. Kaboğlu, Binali Yıldırım'ın neden istifa etmesi gerektiğini de hukuki dayanakları ile aktardı.

Kaboğlu'nun yazısının tamamı şöyle; 

TBMM Başkanı B. Yıldırım’ın başkanlık makamından çekilmeden belediye başkan adayı olup olamayacağı tartışması devam ededursun, TBMM TV, çoktan propaganda aracı olarak çalışmaya başladı. TBMM TV, Meclis faaliyetlerini ekrana yansıtma aracı. Ne var ki, B. Yıldırım’ın İstanbul’da yürüttüğü seçim çalışmalarını da, TBMM Başkanı olarak yürütüyormuş gibi yayın yapıyor.

İşte bir kesit: AKP adayı Yıldırım, İstanbul’da Kız İmam Hatip Lisesi’ni, aday sıfatıyla ziyaret ediyor; buradaki konuşma ve görüntüler TBMM TV’de ayrıntılı olarak gösteriliyor (8 Ocak, Salı s.14.45).

AK Parti adayının etkinliklerini yansıtan TBMM TV, CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nun yürüttüğü çalışmaları göstermiyor.

Bu, geçen yazıda sıraladığım Anayasa maddelerinden neden madde 67’ye aykırı olduğunun açık bir göstergesi. Çünkü bu madde, “serbest ve eşit oy” ilkesini öngörmekte. Bu ilkenin gerçekleşmesi, adayların eşit koşullarda yarışmasını gerekli kılar.

Buna karşılık, Türkiye seçmenlerinin ¼’ünden fazlasının oy kullanacağı İstanbul’da yarışan iki adaydan biri, yasama organı başkanlığının bütün olanak ve ayrıcalıklarını kullanacak; aynı zamanda parti başkanı olan yürütmenin başı, Devletin bütün olanaklarını parti adayı için seferber edecek.

Böyle bir süreç, madde 67’nin açıkça ihlalidir.

SPK, BELEDİYE İÇİN GEÇERLİ DEĞİL

Siyasi Partiler Kanunu (SPK) madde 24 şöyle: “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasi partinin ve parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine katılamazlar. Ancak, yeniden milletvekili adayı olmaya ilişkin faaliyetleri bu hükmün dışındadır.”

Bu maddenin öngördüğü yasak, Anayasa madde 94’ün tekrarı; istisna ise, “milletvekili adayı” için.

Bu istisna anlaşılır bir durum; çünkü, TBMM Başkan ve vekilleri, TBMM üyesi olduğundan yeniden aday olmaları halinde, yasama seçim sürecinde TBMM Başkanlık Divanı seçimlerinin yenilenmesine gerek bırakmamak için yapılan bir düzenleme.

Bu istisna kuralı, kıyas yolu ile anayasal yasağı aşmak için yerel seçim adaylıklarına uygulanmaz. Ne madde 94 ne de md.24 istisnası, böyle bir genişletmeye elverişli.

TBMM: YENİ BİR HALKA

8 Ocak Salı oturumundan itibaren TBMM Genel Kurulu’nda, B. Yıldırım’ın hukuki durumuna ilişkin tartışmada, AK Parti temsilcilerinin başlıca savunması, SPK md.24 istisnası. Oysa, yasaklayıcı anayasal hükümler karşısında, yasada belli bir kategori için öngörülen istisna hükmünün, bunun dışında kalan kategorilere genişletmek mümkün değil…

TBMM’de, AKP-MHP itifakının, Saray üzerinden dayattıkları Anayasa’ya aykırı yasa önerilerine karşı uğraş verirken, şimdi buna, bir de TBMM Başkanı’nın Anayasa dışı, Anayasaya aykırı, Anayasa ihlali, hatta suçu olarak nitelenebilecek eylem ve işlemler dizisi eklendi.

SİYASAL MÜNAVEBE YOLU…

Bu ısrar neden?

“Hukukun olduğu yerde etik konuşulmaz” diyen B. Yıldırım’ın sözü şöyle düzeltilmeli: “Hukukun olmadığı yerde etik ve ahlak da olmaz”

Bir de şunu söylemiş: “Genel seçime çevirmeyelim”.

Tam tersine, Anayasa ve ahlak dışı bu yol, yerel seçimleri genel seçim olarak görmek ve bunu, “ya kazanacağız ya kazanacağız” zihniyetinden başka bir anlam taşımaz. Şu halde, Yıldırım’ın konuşması, yerelin değil sadece, “genel seçim”in de ötesine geçiyor: Ne pahasına olursa olsun 31 Mart seçimlerini kazanmak.

Daha doğrudan deyişle, amaç; muhalefetin iktidarı elde etme yollarını tıkamak suretiyle, iktidarın eldeğiştiremsini engellemek. Özetle, beka dedikleri, iktidarlarının bekası.

Bunu neden dürüstçe söylemiyorlar ? Etik ve hukukun olmadığı yerde dürüstlük ne gezer ?