HDP, “Çözüm bizde, savaşa ve sömürüye hayır” sloganıyla İstanbul Kartal Meydanı’nda miting yaptı. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Onlar her şeyi çalıyorlar, bunun farkındayız. TÜİK’te rakamları çalıyorlar. Merkez Bankası’nda rezervleri çalıyorlar. Yargıda hukuk hırsızlığı yapıyorlar. Medyada hakikat hırsızlığı yapıyorlar. Yani kısacası bunlar çalıyorlar, çalıyorlar, çalıyorlar” dedi.

Mitingde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Türkiye’nin her sorununa sözü ve çözüm gücü olan partinin HDP olduğunu söyledi. “Bu ülkede yaşanan bütün sorunlara, yaşanan bütün krizlere tek çözüm olarak Halkların Demokratik Partisi’nin fikriyatının hayata geçmesiyle gerçekleşeceğine yürekten inanıyoruz” diyen Buldan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

“BİZİ GÜÇLÜ YAPAN İLKELERİMİZDİR: Bizim onurlu bir direnişimiz var. Çünkü bizim durdurulamayan bir mücadelemiz var. Çünkü bizim kararlı ilkelerimiz var. HDP’yi HDP yapan ve bu kadar güçlü, çözüm gücü olmasına olanak sunan işte bunlardır; ilkelerimizdir, direnişimizdir ve mücadelemizdir. Bütün bunlar HDP’yi Türkiye’de daha güçlü bir duruma, daha çok konuşulan, söz sahibi olan, karar sahibi olan bir parti hâline getirmiştir. Bunda elbette ki sizlerin de, halkımızın da, Türkiye halklarının da büyük bir payı, emeği vardır.

HDP, BARIŞIN TEMİNATI VE SÖZÜDÜR: HDP şu karanlık günlerde demokrasinin, gerçek, onurlu barışın teminatı ve sözüdür. Bunun içindir ki HDP, sürekli bu ülkeyi yönetenler tarafından bir saldırı altındadır. Bizimle siyaseten baş edemeyenler, bizimle alanlarda, meydanlarda, sandıklarda baş edemeyenler, farklı davalarda, kumpas davalarında HDP’yi kapatma davasında, Kobani davasında ve il ve ilçe örgütlerimize yapılan saldırılarla bizi yıldırmaya çalışıyorlar. Şunu bilsinler ki, bizler saldırılarla, kriminalize etme çabalarıyla, kumpas davalarıyla başa çıkmasını biliriz ve sizin önünüzde asla diz çökmeyiz. Boyun eğmeyiz. Size biat etmeyiz.

HDP, SALDIRILARLA HEDEF HÂLİNE GETİRİLİYOR: Bir tarafta kumpas davaları devam ederken, bir tarafta siyasi soykırım saldırıları ve davaları devam ederken diğer tarafta Türkiye açlıkla, yoksullukla mücadele ediyor. Bu ülkeyi soyup soğana çevirenler, talan edenler, sömürenler, çalanlar bilsinler ki, önümüze koyulan ilk sandıkta ve ilk seçimlerde sizlere gereken dersi Türkiye halkları mutlaka ama mutlaka verecektir. HDP sizin bu politikalarınıza geçit vermediği için iktidar tarafından her gün saldırılarla, hakaretlerle hedef hâline getiriliyor.

KİMSE GELECEĞİNE UMUTLA BAKAMIYOR: Türkiye halkları bugün bu ülkede geçim derdi yaşarken, bu ülkede yoksulluk yaşanırken, bu ülkede açlık ve sefalet yaşanırken, bu ülkeyi yönetenler Türkiye halkının yarınlarını değil, kendi çıkarlarını, kendi geleceklerini ve kendi koltuklarını sağlama alabilmek için savaş konseptini, savaş politikalarını devreye sokmaktan geri durmuyorlar. Onların aklında Türkiye halklarının ne yaşadığı değil, ne yaşayacağı değil, kendi iktidarları ve kendi koltukları var. Onlar savaş konseptini devreye koyarken atılacak olan, sıkılacak olan her bir merminin, bir savaş bombasının bu ülkeye, bu ülkenin işçilerine, bu ülkenin emekçilerine, bu ülkenin kadınlarına daha çok yoksulluk, daha çok sefalet ve kadınların ekmeğini atacağını, ekmeğini yarıya bölüneceğini asla hesaba katmıyorlar. Biz biliyoruz, şuna inanıyoruz ki bu ülkede savaş verenler, savaşların taraftarı olanlar, komşu ülkelere savaş için gidenler bu ülkenin geleceğini düşünmüyor. Bu ülkenin gençlerini, bu ülkenin yarınlarını asla düşünmüyor. Çünkü bu ülkede artık hiç kimse geleceğine umutla bakamıyor. Hiç kimse yarınlarını göremiyor.

TÜRKİYE HALKLARI SAVAŞ DEĞİL, BARIŞ İSTİYOR: Onlar bu konsepti devreye koyarken Türkiye halklarına 2023’ün haziran ayını gösteriyorlar. Hazirana kadar sabredin, diyorlar ama halka derken de kendileri için yapmadıkları şeyi bırakmıyorlar. Yine soyuyorlar, yine çalıyorlar, yine çırpıyorlar, talan ediyorlar, sömürüyorlar ve bütün bunları kendi koltukları için yapıyorlar. Doğa talanına devam ediyorlar. Yandaş atamalarına devam ediyorlar. Gece yarısı zamlara devam ediyorlar. Bütün bunları Türkiye halklarının geleceğini karartmak için yapıyorlar ve kendi geleceklerini garantiye almak için yapıyorlar. Türkiye halkları, sizin savaş konseptinize asla onay vermeyecek, asla prim vermeyecek, asla müsaade etmeyecek. Çünkü Türkiye halkları savaş değil, barış istiyor, çözüm istiyor.

ÇALIYORLAR, ÇALIYORLAR, ÇALIYORLAR: Kaybedeceklerini çok iyi biliyorlar. Kaybedeceklerini bildikleri için de bunları devreye sokmak için sinyaller veriyorlar. Çünkü biliyorlar ki gidecekler, biliyorlar ki bir daha asla geri gelmeyecekler. Şu anlayışla hareket ediyorlar. Giderken ne götürsek kâr anlayışıyla hareket ediyorlar ancak bu ülkenin halkları, başta Kürtler olmak üzere Türkiye halkları onların savaş politikalarına asla izin vermeyecek, asla müsaade etmeyecek. Onlar her şeyi çalıyorlar, bunun farkındayız. Gençlerin geleceğini çalıyorlar. Kadınların geleceğini çalıyorlar. İşçilerin, emekçilerin yarınlarını, umutlarını çalıyorlar ve biz Halkların Demokratik Partisi olarak da bir kez daha bu ülkenin gençlerinin yanındayız. Bu ülkenin kadınlarının yanındayız, işçilerinin, emekçilerinin yanındayız. Onların bunu çalmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Çaldıkları sadece bunlar değil. TÜİK’te rakamları çalıyorlar. Merkez Bankası’nda rezervleri çalıyorlar. Yargıda hukuk hırsızlığı yapıyorlar. Medyada hakikat hırsızlığı yapıyorlar. Yani kısacası bunlar çalıyorlar, çalıyorlar, çalıyorlar.

KADINLARA DÜŞMANLAR: Kadınlara düşmanlar. Niye, çünkü İstanbul Sözleşmesi’ni feshettiler. İptal ettiler ve bu iptalle birlikte şu an kadınlarla düşmanlık yapıyorlar ve kadınlarla savaş hâlindeler. Bu ülkede esnafla, işçiyle, emekçiyle, yoksullarla, milyonlarla savaş hâlindeler. Bu ülkede demokratik siyasetle savaş hâlindeler.

BU İKTİDAR ALEVİLERLE SAVAŞ HÂLİNDE: Bu ülkede farklı inançlar, farklı kimlikler ve Aleviler var. Bu iktidar aynı zamanda Alevilerle savaş hâlindedir. Her gün bir cemevine ya da bir cemevinin başkanına saldırı gerçekleşiyor. Cemevlerine yapılan saldırıyı buradan kınıyoruz ve kabul etmiyoruz. Bu ülkede camiler nasıl dokunulmazsa aynı derecede cemevleri de dokunulmazdır. Biz camilere de, cemevlerimize de, Ermenilerin ibadethanelerine de, Alevilerinkine de, Süryanilerinkine de, her inancın, her kimliğin ibadet şekline saygılı olmak durumundayız ama bu iktidar, cemevlerine de savaş hâli ilan etmiş durumda.

ÜÇÜNCÜ İTTİFAK, GELECEĞİN İTTİFAKIDIR: Ormanlarla savaş hâlindeler. Derelerle savaş hâlindeler. Kısacası Türkiye halklarıyla Türkiye toplumuyla savaş halindeler ama bu ülke, bu savaşları asla hak etmiyor ve bu ülke bu savaşlara mahkûm değildir. Bu ülke, bu iktidara mecbur değildir. Bu ülke, bu iktidarın savaş politikalarına, ilkel politikalarına asla mahkûm değildir. Çünkü önünde farklı bir seçenek var. Üçüncü yol dediğimiz, çizgisi olan farklı bir yol, üçüncü bir yol seçeneğimiz var. İşte bu ittifak, geleceğin ittifakıdır. Türk’üyle, Kürt’üyle, Ermeni’siyle, Süryani’siyle, kadınıyla, genciyle, bir bütün olarak Türkiye halkları bu ittifakla birlikte geleceği inşa edecek. Bu ülkenin gerçek ve onurlu bir barışa ihtiyacı var. Bu ülkenin toplumsal barışa ihtiyacı var. Bu onurlu barışı, bu gerçek adaleti elbette ki gerçekleştireceğiz.

SEÇİMLER YAKLAŞINCA KÜRTLERİ HATIRLAYANLAR UTANMALIDIR: Şunu ifade etmek isterim ki, seçimler yaklaşınca Kürtleri hatırlayanlar biraz kendisinden utanmalıdır. Kürtler sadece ve sadece seçimlerde hatırlanacak bir halk değildir. Helalleşmek adı altında Kürtlerle seçim dönemlerinde bir araya gelmek isteyenlere şunu söylemek isteriz. Kürtler, onurlu bir barış gerçekleşmeden, hakikatler açığa çıkmadan, onurlu bir yüzleşme olmadan hiç kimseye hakkını helal etmeyecektir.”