Gazeteci Murat Yetkin, siyaset dünyasında yaşanan son gelişmelerle ilgili olarak değerlendirmelerde bulundu; Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasette geldiği noktayı Clint Eastwood imzalı, 1964 yapımı Western filmi 'Bir avuç dolar' ile yorumladı. 

Yetkinreport.com'da yayınlanan yazısında "Bir avuç dolar için” ifadesinin Erdoğan'ın Cumhuriyet'in 100. yılının eşiğinde hem iç hem dış siyasette geldiği durağı gayet iyi anlatan bir ifade olabileceğini söyleyen Yetkin, ardından Atatürk Havalimanı'nda başlayan yıkıma ve Türkiye'nin İsveç ve Finlandiya ile yaşadığı gerilime değindi. Gazeteci, yazısının ilgili bölümünde şunları kaydetti:

"(...) Atatürk Havalimanının hisseleri satışa çıkarılan İstanbul Havalimanına rakip olmasın diye yıkılmasından, hisseleri düne kadar Türkiye’nin altını oymakla suçlanan Birleşik Arap Emirlikleri’ne satmak için dil dökülmesine dek her şeyi yanlışta ısrarla berbat duruma getirilen ekonomiye çok ihtiyaç duyulan döviz kaynağı bulma çabasına bağlamak mümkün. (...)"

Bu noktada Moskova Devlet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden Nikolay Topornin'in “Erdoğan sadece ülke içindeki siyasi sorunlarını çözüyor. Bir uzlaşma seçeneği bulacaklar, çoğu zaman sorun parayla çözülüyor. Erdoğan, kendisine para sözü verilmesini ya da bir tür ticari ve finansal tercihlerde bulunulmasını çok seviyor" şeklindeki ifadesini okurlarıyla paylaşan Yetkin, şu yorumu yaptı:

'HAKLIYKEN HAKSIZ DURUMA DÜŞMEMEK'

"(...) Bunları yazarken hoşuma gittiğini sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Tepki ve mahcubiyetle yazıyorum. Bahse konu olan Erdoğan değil Türkiye Cumhurbaşkanıdır çünkü. Türkiye Cumhurbaşkanının, İsveç ve Finlandiya’nın ortak savunma örgütü NATO’ya girmeden terörle mücadele çizgisini sorgulaması gibi haklı konumu bile, arayı -doğal olarak- sıcak tutmak istediği Moskova’da Rus turistlerin getireceği dövize bağlanıyor. Erdoğan’ın bu çıkışı salt Rus turistler gelsin diye yaptığına inanmıyorum. Türkiye’nin kendisiyle ortak savunma örgütüne girmek için başvuran ülkelere terörle mücadele siyasetindeki tutarsızlıkları sorma hakkı vardır. Deneyimli diplomat Namık Tan’ın söylediği gibi, sorun bunu haklıyken haksız konuma düşürmeden yapmaktır. (...)"