ELİF ÜNSAL / GERÇEK GÜNDEM

CHP Mersin Milletvekili ve Anayasa Komisyonu Üyesi Ali Mahir Başarır, Türkiye’de gündemi değiştiren Demirören Holding iddialarını, Ziraat Bankası’nın halkın parasından dağıttığı ve geri alamadığı kredileri, İBB’nin karşı karşıya kaldığı engelleme girişimlerini ve CHP Türkiyesi ideallerini Gerçek Gündem’e anlattı. Başarır, şubat ayı sonunda “Beşli Çete” ile ilgili bir kitap çıkarmaya hazırlandığını ve kitap için bir sene boyunca çalıştığını da aktardı.

DEMİRÖREN İLE NELER YAŞANDI?

20 Aralık iddialarını sorduğumuz Başarır; “Şunu herkes bilmeli ki benim Demirören ile hiçbir işim yok, ben Demirören gibileri yaratan sisteme karşıyım. Ben hayatımda Demirören’i hiç görmedim, bundan sonraki hayatımda da hiç görmeyeceğim. Çünkü onunla ilgili iddialarım var. Fakat benim Demirören’in şahsı ile ilgili bir problemim yok, benim sıkıntım Demirören gibileri yaratan bu sistem. Onlara haksız, hukuksuz, topluma açıklayamayacağımız milyarlarca liralık krediler verilmesi ve bunların takip edilmemesi. Bu para bizim paramız, Ziraat Bankası 159 sene önce kurulmuş. Mithat Paşa’nın çiftçiler için kurduğu bir kamu bankası. Bu banka bizim bankamız, bundan 15-20 sene kadar önce tabelasını görmek bile içimizi ısıtıyordu. Bugün Ziraat Bankası Demirören ile anılıyorsa bu sisteme karşı en büyük mücadeleyi biz vermeliyiz. 20 Aralık iddialarımın hepsini; şirket isimleri ve hesapları ile beraber savcılığa bildirdim. Bana açmış olduğu davada da cevap olarak mahkemeye sunacağım. 20 Aralık’ta 1 milyon dolar bozduran 23 Aralık’ta 1 milyon 600 bin dolara sahip oldu. 1 milyar dolar bozduran 1 milyar 600 milyon dolara sahip oldu.

Demek ki burada haksız bir zenginleşme var ve bu bir gece yarısı operasyonu ile yapıldı. 30 sene çalışıp tazminatıyla dolar alan insanlar bir gecede elindekini kaybetti. 300 bin liraya dolar alan birinin 20 Aralık’ta doları 180 bin liraya düştü. Demirören Grubu ile ilgili bu süreçte bana bilgi ve belgeler ulaştı, ben de bu bilgi ve belgeleri mahkemeye sundum. Bundan sonra kararı verecek olan mahkemedir.

Ben Sayıştay Raporu’nu ortaya koyarak Ziraat Bankası ile ilgili de suç duyurusunda bulundum. O raporu ben ya da CHP Grubu değil Sayıştay yazdı. Eğer bir parça adalet varsa bunlar araştırılır. Eğer ben haksızsam tazminatımı ödemeye hazırım, ama onlar haksızsa topluma bir hesap vermek zorundadır. Bu iktidar da bu topluma bir hesap vermek zorundadır.” dedi.

ZİRAAT BANKASI’NIN İBB’YE AÇTIĞI DAVA

Demirören Holding’e verdiği krediye karşılık aldığı araziler elinde kalan Ziraat Bankası’nın, arazilerin “özel spor alanı” olarak kalmasına karar veren İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne dava açtığı ortaya çıkmıştı. Dava ile ilgili görüşlerini sorduğumuz Başarır; “Ben bu durumdan utanç duyuyorum. Değerli Ziraat Bankası Yönetimi bu beyefendiye (Demirören) 850 milyon dolar kredi veriyor. Artı 930 milyon Türk lirası daha kredi çekiyor ve yönetime bir teminat veriyor. Bu teminatın bir değil bin kez araştırılması gerekiyordu. Daha sonra verilen teminatın kredi değerinin çok altında olduğu ortaya çıkıyor.

Bunun üzerine bakan bir iyilik daha yaparak buraya imar çıkarıyor. Ancak bu imar iznini Danıştay iptal ediyor. Bunun üzerine bir utanmazlık daha yapıp Demirören’in el koymaları gereken teminatını 250 bin liraya Demirören’e kiraya veriyorlar. Daha sonra Danıştay’ın kararı yokmuş gibi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne “neden imar vermiyorsunuz?” diyerek dava açıyorlar. Sizin dava açmanız gereken bir kişi var o da Demirören’dir. 20 Aralık’ta temerrüt (hukuki olarak direnmek) şartları oluşmuş, 3.5 yıldır senin kredini ödememiş Demirören’i temerrüde düşürseydin ve borçlarını Türk lirası üzerinden icra takibine başlatsaydın şu anda Türkiye Cumhuriyeti’nin bir kamu bankası 30 milyar (eski parayla 30 katrilyon) alacaklı olacaktı. Bu bir döviz oyunu değil mi?

Demirören’in borçlu olması gereken tutar 30 milyar iken bugün Demirören 22-23 milyar lira borçlu. Peki bu 8 milyarın hesabını kim verecek? Bu bizim paramız, halkın parası. Hangi kamu bankası yeşil alanı imara aç diye dava açar? Dünyada görülmemiş, utanç verici bir şey.” değerlendirmesini yaptı.

"İLK KEZ GERÇEK GÜNDEM’E AÇIKLIYORUM"

Başarır; “Bunu ilk defa Gerçek Gündem’e açıklıyorum” diye başladığı sözlerinin devamında “Sermaye Piyasası Kurulu, Hürriyet gazetesinin hisselerinde açıkça hukuksuzluk yapmış. Bunu Danıştay onadı, dışarıdan Hürriyet gazetesi hisselerini alan yurttaşlar ise dava açtı. Ben Sermaye Piyasası Kurulu hakkında da suç duyurusunda bulunacağım. Bundan sonra tüm yolsuzluklarla ilgili suç duyurusunda bulunacağım. Takipsizlik kararı verilse de dosya numaraları arşivdeki yerini alacak ve biz de bu dosyaları yeri ve zamanı geldiğinde hiç uğraşmadan canlandıracağız.” açıklamasını yaptı.

AKP’NİN VE ERDOĞAN’IN İBB’YE KARŞI YAKLAŞIMI

İBB’ye başlatılan terör soruşturması ve İBB projelerinin AKP tarafından engellenmesi konularını sorduğumuz Başarır; “Şu anda AKP’nin çözdüğü tek sorun trafik sorunu. Çünkü insanlar arabasına yakıt koyup kontağını açamıyor ve toplu ulaşım araçlarını kullanmak zorunda kalıyor. Dolayısıyla toplu ulaşıma çok yoğun bir talep oluşuyor. Bu durumda belediye başkanı metrobüs, otobüs alıp metro inşaatlarına ağırlık veriyor. Bu girişimleri engellemek vatana ihanettir. Bunu engellemek en büyük terör eylemidir. Konya Belediyesi’ne ‘Evet’ de, İstanbul, Adana, Mersin belediyelerine ‘Hayır’ de. Bu açık bir şekilde ihanettir.” açıklamasını yaptı.

“PKK bir terör örgütü, bunu kimse tartışamaz” diye başladığı sözlerini HDP’li Semra Güzel’in fezlekesi üzerinden değerlendiren Başarır; “Dün Meclis’te çok net söyledim; fotoğraflardan yola çıkıyoruz. HDP’li Semra Güzel’in bir terör örgütü mensubu ile çektirdiği fotoğraflarla ilgili karma komisyona dokunulmazlık dosyası geldi. Sen Ziraat Bankamızın milyonlarca lirasını Demirören’e vereceksin, Demirören Grubu, Doğan Medya Grubu’nu alacak ve Ziraat Bankası’na o parayı ödemeyecek. Sonra Fethullah Gülen’in dizinin dibinde fotoğraf çektiren Abdulkadir Selvi’ye o Ziraat Bankası’ndan halkın parası ile maaş vereceksin. Evet “Hürriyet İmamı” dedim ve lafımın da arkasındayım. Bir fotoğraf sorgulanacaksa Abdulkadir Selvi’yi de sorgulayacaksın. Fethullah Gülen ile fotoğraf çektiren binlerce AKP’liyi, “Bitsin bu hasret” diyen beyefendiyi sorgulayacaksın. Ama ülkede maalesef terör AKP’nin zaman ve mekâna göre kullandığı bir argüman olmuş, bir seçim söylemi haline gelmiştir. PKK tartışmasız bir terör örgütü bunu kimse tartışamaz ama FETÖ de bir terör örgütü. Üstelik şu anda röportaj yaptığımız Meclis’i bombalayan bir terör örgütü. Dağdaki fotoğrafları paylaş, Amerika’da Gülen’in ayaklarının dibine giden ve icazet alan alçakların fotoğrafları paylaşma ve sorgulama. Bu çok büyük bir utanç.” dedi.

ERDOĞAN’IN CHP’LİLERİ HEDEF GÖSTERMESİ

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın her konuşmasında CHP’li isimleri hedef göstermesi ile ilgili Genel Merkez’in tepkisini sorduğumuz Başarır; “Hiç umurumuzda değil” dedi. Başarır “Buradan bir kez daha söylüyorum; Tayyip Erdoğan televizyona çıktığında 18 yaşından küçük çocukları televizyondan uzaklaştırın. 84 milyona çağrımdır, sakın söylediklerini ciddiye almayın. Bilin ki onun bizimle ilgili iddia ve görüşleri bizim hiç umurumuzda değil. Çünkü tarafsızlığını ve ciddiyetini yitirmiş bir Genel Başkan o. Ben ona bir cumhurbaşkanı diyemiyorum çünkü bir cumhurbaşkanı bu ülkenin ana muhalefet liderine bizleri kast ederek ‘Sen çekiliyorsun köpeklerin havlıyor’ demezdi. Bunu diyen bir insandan cumhurbaşkanı çıkar diyorsanız benim hiçbir sözüm yok.” değerlendirmesini yaptı.

"NTV İSİMLİ KANALI ASLA AFFETMEYECEĞİM"

Daha önce kendisinin de hedef gösterildiğini söyleyen Başarır; “'Cumhuriyet tarihinde ilk kez devletin ordusu Katar’a satılmış. Ben değer biçemiyorum, 20 milyar dolar olduğu söyleniyor, 50 milyon dolara satılmış' dedim. Burada kast ettiğim Mehmetçik değil, Mehmetçik’in postalını bile Katar’a vermem. Bunun üzerinden bana 10 gün süren bir linç kampanyası başlatıldı. Bu esnada ben hiçbir sağlık sorunu olmamasına rağmen annemi kaybettim. Çünkü bu süreçte ailem de çok üzülmüştü. NTV denilen o kanalı asla affetmeyeceğimi buradan açıkça söylüyorum. Ben TBMM’ye ilk kaydolduğumda iki kızım ve eşimin görüntülerini yayımladılar. Benim bu süreçte gözlerimin dolmasına neden olan iki olay var ve o iki olay da bunlar. O dönemde birçok muhafazakar yazar, televizyoncu, gazeteci, aydın ve asker beni haklı buldu. Yeni Şafak yaptığı bir anketi açıklayarak ‘Yüzde 44, Ali Mahir Başarır’ı haklı görüyor’ dedi. Yeni Şafak’ın anketinde bile yüzde 44 haklı göründüysem demek ki toplumun yüzde 80’i beni haklı görüyor diye düşündüm. Siz Tank Palet’i satmadınız mı? En kritik askeri arazileri imara açıp vermediniz mi? Ben o gün de doğruları söyledim, bugün de Ziraat Bankası ile ilgili doğruları söylüyorum. O gün Tank Palet’in peşkeş çekildiğini görenler bugün de Ziraat Bankası ile ilgili gerçekleri görüyor. Demirören iyi ki bana dava açtı.” diyerek sözlerini sürdürdü.

Başarır, ülkenin durumunu “Bir memleket soyuluyor, bunu da organize bir şekilde profesyonel olmuş insanlar yapıyor. Yolsuzlukta, hırsızlıkta ustalaşmış insanlar bunlar. 19 yılda yolsuzluk konusunda akıl almaz yöntemler geliştirmişler. İnanılmaz yöntemler ortaya çıkarıyorlar. Bu nedenle AKP’nin yalanlarına takılmayın. Onların yalanlarını yakalayacak doğru, dünyada henüz icat edilmedi.” sözleriyle özetledi.

CHP İKTİDARINDA TÜRKİYE

CHP iktidarında bizi nasıl bir Türkiye bekliyor sorusunu yönelttiğimiz Başarır; “İşimiz gerçekten kolay değil. Bu kadar yolsuzluğun, haksızlığın, adaletsizliğin yaşandığı bir ülkeyi bir günde düzelteceğini söylemek inandırıcı olmaz. İlk olarak Türkiye’nin temel ihtiyacı demokrasidir. Başkanlık sistemi geldiğinde ben ilk olarak şunu söyledim: ‘Tam bağımsız bir yargı yoksa, yürütmeden bağımsız bir yasama yoksa bunun adı diktatörlük olur.’ Sonuç olarak 4 senenin sonunda ne kadar haklı olduğumuz da ortaya çıktı. Türkiye’ye önce demokrasi getirmeliyiz. Hesap sorabilmeli ve hesap verebilmeliyiz. Bunun ikisini de şu an yapamıyoruz. Şeffaf bir devlet, bağımsız bir yargı, hukukun üstünlüğü sağlanabilirse bu durum dünyaya da güven verecektir. O zaman dünyadan Türkiye’ye yeniden yatırımlar da gelmeye başlayacaktır. Kamu binalarına değerinin üstünde milyonlarca lira kiralar veriyoruz, çözeceğiz. 120 bine yakın kamu aracımız var. Avrupa ülkelerinde 10’ar bin kamu aracı varken bizde 120 bin araç var, biz 110 bininden kurtulacağız.” dedi.

“BEŞLİ ÇETE” KİTABIMA 1 YIL ÇALIŞTIM

“Beşli Çete” olarak anılan beş müteahhitle ilgili de bir kitap yazdığını söyleyen Başarır; “Şubat sonunda beşli çeteyle ilgili çok kapsamlı bir kitabım çıkacak. Kitabı hazırlamak için bir sene uğraştım; bütün ihaleleri, ihalelerin nasıl alındığını ve bizim neler yapacağımızı da yazdım. Bunu söylüyorum çünkü beşli çetelerden kurtulursak ve onlara giden gelir yeniden kamuya akarsa, israfı önlersek, yatırımların yönünü tekrar Türkiye’ye çevirirsek, kamunun olan köprü ve otoyolları kamuya kazandırırsak Türkiye ekonomisi 3 yılda düzlüğe çıkar. Biz ilk 6 ayda halkı zaten rahatlatacağız, göreceksiniz. Zaten alacağımız paralar var; Demirören’den alınacak paralar var, Telekom yolsuzluğundan, kamu bankalarını soyanlardan alacağımız paralar var. Biz bu paraları devletin bir kumbarasında biriktirip gerçek sahiplerine yani halka vereceğiz. İyi yönetilen bir ülkede her şey çok güzel olacak.” dedi.

SURİYELİ VE AFGAN SIĞINMACILAR

Toplumun en çok rahatsız olduğu konuların başında gelen sığınmacılar ile ilgili de konuşan Başarır; “Ben bir hukukçuyum ve hukuk çerçevesinde konuşuyorum. Bu insanlar mülteci değil sığınmacı. AKP’lilerin sığınmacı olarak getirdiği 7-8 milyondan fazla insan var. Bu insanları ülkelerine gönderebilmek için uluslararası alanda savaşın bittiğini ispatlaman gerekir. İspatlamadan göndermeye kalkarsan Birleşmiş Milletler dahil uluslararası hukuk yakana yapışır. Biz öncelikle savaşı bitirip ilişkileri eski haline getirecek ve bu insanları ülkelerine yollayacağız. Ben ülkemde bu kadar sığınmacı istemiyorum, hiçbir yurttaş ve hiçbir siyasetçi de istemez. Biz bu insanları hukuka uygun bir şekilde kesinlikle ülkelerine yollayacağız.” değerlendirmesini yaptı.