1539 gündür tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala, bugün 'torba dava' kapsamında yeniden hakim karşısına çıktı. 

Mahkeme Kavala'nın tutukluluk halinin devamına karar verirken; duruşma sonrası Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması yapıldı. 

Burada konuşan CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, ''Bu dava hukuki saiklerle açılmış bir dava değil ve hukuki zeminde yürümüyor. Tamamen siyasi zeminde yürüyor. Adalet ve Kalkınma Partisi lideri ve Sayın Erdoğan, nasıl büyük badireler atlattığını, nasıl dış güçlerle mücadele ettiği asparagasını bütün insanlara anlatmak için böyle bir ucube dava yaratıldı maalesef. Çarşı-Gezi, Gezi ana davası, Osman Kavala bu davalarla birleştirildi ve 52 sanıklı başka bir dava yaratıldı'' ifadelerini kullandı. 

''KİMSE İNANMAYACAK KİMSE DE İNANMIYOR ZATEN''

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yüklenen Tanrıkulu, şöyle konuştu: ''Amaçları bu. Korku yaratmak ve bu algıyı sürdürmek. Ama ben bir yurttaş olaak üzgünüm. Son derece üzgünüm. Türkiye’nin düşürüldüğü bu hal nedeniyle üzgünüm. İki gün sonra Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin bir toplantısı var. Sonuçta Türkiye'ye bir süre verilmişti. Bu süre Osman Kavala ile ilgili 10 Aralık 2019 tarihli kararın gereğini yerine getirilmesi hükmündeydi. 10 Aralık'tan beri AİHM’in bu kararını konsey sözleşme uyarınca takip ediyor.

Türkiye ile ilgili bir yaptırım süreci başlatılacak Avrupa İnsa Hakları Mahkemesi’nden süreci istenecek. Türkiye’nin konsey nezdinde AİHM önünde bu duruma düşürülmüş olmasından dolayı ben bir yurttaş olarak milletvekili olarak üzgünüm. Hakimler siyasetilerin buna hakları yok. AİHM'nin bu delillere göre tutklayamazsınız, bu delillere göre tutukluluk halini devam ettiremezsiniz demişliği var. Ne diyecekler biz onlardan tahliye ettik bu ayrı bir dava. Kim buna inanacak. Kimse inanmayacak, kimse de inamıyor zaten'' ifadelerini kullandı.

''ERDOĞAN'IN ANAYASADA YAZMAYAN İKİ SIFATI DAHA VAR''

Erdoğan'ın iki anayasada yazılı olmayan iki sıfatının daha olduğunu söyleyen Tanrıkulu ayrıca ''Bakın siyasette rekabet olur ama siyasette düşmanlık olmaz. Yetkileri düşmanca düşman hukukuna göre yurttaşlara kullanamazsınız ama maalesef arkamızdaki adliyede hukuk işlemiyor. İşleyen düşman ceza hukuku. Bu da siyasetin talimatı ile işliyor. Hep söylüorum bir kez daha söyleyeceğim sayın Erdoğan'ın anayasa uyarınca üç sıfatı var: Birinci sıfatı cumurbaşkanı eyvallah. İkinci sıfatı akp genel başkanı, üçüncü sıfatı başkomutan eyvallah.

Ama anayasada yazılı olmayan dördüncü ve beşinci sıfatı var. Türkiye'nin baş yargıcı, Türkiye'nin başsavcısı. Birisi ile ilgli hüküm kurduğu zaman artık o insanın yurttaşın tahliye olması neredeyse imkansız. Böyle bir durumla karşı karşıyayız. Yoksa bu dava ile ilgili çoktan beraat kararları verilmiş olması lazımdı. Onların onaylanmış olması lazımdı. Osman Kavala'nın tahliye edilmiş olması lazımdı maalesef olmadı'' diye konuştu.

''GEZİ'Yİ SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ''

Taksim Dayanışma üyesi Akif Burak Atlar da burada bir konuşma yaptı.

Gezi'yi savunmaya devam edeceklerini söyleyen Atlar, ''Bu bir utançtır. Türkiye adına utançtır; Bu davanın mesnetsiz ithamların hala devam ediyor olması, iki kere beraat kararına rağmen, üçüncü kez sakız gibi uzatılması af buyrun hepimiz adına Türkiye adına bir utançtır. Gezi Direnişi bu toprakların eşitlik adalet umududur. Sonuna kadar Gezi’yi savunmaya devam edeceğiz'' diye konuştu.

''HUKUK MÜCADELESİ DE BIRAKILMAYACAK''

Gezi Davası avukatlarından Evren İşler ise şöyle konuştu: ''Bu memleketteki demokratikleşme adımları nasıl sokaktan geçiyorsa Gezi’nin yargılanması sırasında verilen hukuk mücadelesi ve iktidarın ısrarla Gezi'yi yargılaması da aslında bu demokratikleşmenin önünü kapatma çabası olarak devam ediyor. 2013’ten bu yana ısrarla beraat kararları takipsizlik karaları verilmesine ramen, torba yargılamalarla bu sürecin devam ettirilmesinin bundan başka anlamı yok.

Bugün davada büyük değişiklik olmadı. Dosyanın korunmasından ibaret bir ara karar ile karşı karşıyayız. Birleştirme sonrası Çarşı davası ile bugün ilk defa Taksim Dayanışma'dan arkadaşlar ve 30. Ağır Ceza'da yargılanan arkadaşlar beyanda bulundular ve bu beyanlarla Gezi'nin nasıl bir direniş olduğu nasıl haklı barışçıl bir eylem olduğu bir kez de bu mahkeme heyetine anlatıldı. 2013 Mayısı'ndan bu yana devam eden hukuka aykırılık, duruşma salonunda da devam ediyor ısrarla. Duruşma salonunda da söyledik. 'Fethullahçı hakim ve savcılar yürüttüğü soruşturmadır' deyip kendilerini aklayamazlar. Bu suça ortak olmamaya davet etmiştik mahkeme heyetini.

Ama kararlarla görüyoruz ki mahkeme heyeti bu suça ortak olmakta ısrar ediyor. Gezi'den devrilen umut nasıl bırakılmıyorsa hukuk mücadelesi de bırakılmayacak.''