AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği elçileri ile yaptığı görüşmesinde açıklamalarda bulundu. 

AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamasında Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakarelerindeki sorunlara dikkat çekerek Türkiye'ye yönelik ön yargılar olduğunu ve engellemeler yapıldığını söyledi.

Öte yandan Erdoğan, AB'den Türkiye'ye verilen fonların artırılmasını da talep etti. Erdoğan, "Son 20 yılda ülkemize tahsis edilen 9,2 milyar euroluk AB fonu sayesinde 900'e yakın proje gerçekleştirdi. Birliğin Türkiye'ye yönelik fon miktarını artırması da ortak yararımıza olacaktır." ifadelerini kullandı. 

Erdoğan'ın açıklamasının satır başları şöyle oldu:

"GÜVENLİK ALGISININ DEĞİŞTİĞİ BİR DÖNEME ŞAHİT OLDUK"

Pazartesi sabahı hayatını kaybeden AP Başkanı Sassoli'nin vefatı nedeniyle sizlere de baş sağlığı diliyorum.

Geçen sene güvenlik algısının değiştiği bir döneme şahitlik ettik. Geleneksel tehditlerin yanı sıra salgın hastalıklar, terör gibi asimetrik meydan okumaya maruz kaldık.

Son asrın en büyük sağlık krizi diye nitelenen bu salgında paylaşma geri plana itilirken birçok ülke içe kapanmayı tercih etti. Aşıya adil erişimde yaşanan adaletsizlikler de günden güne artarak devam ediyor.

"PEK ÇOK SORUN KARŞISINDA AVRUPA BİRLİĞİ KAYDA DEĞER ADIM ATAMADI"

Salgına bağlı ortaya çıkan olumsuz iklimden AB de etkilenmiştir. Birliğin geleceğine dair Brexit süreci ile alevlenen tartışmalar salgınla birlikte yeni bir boyuta taşındı.

Ortak göç politikası oluşturulması, yabancı karşıtlığı, İslam düşmanlığı başta olmak üzere pek çok sorun karşısında AB kayda değer adım atamadı.

"BİZE KARŞI OYALAMA TAKTİKLERİ UYGULANDI"

AB içindeki ayrışmalar daha belirgin hale geldi. Türkiye müzakere sürecini yöneten aday ülke olarak, göç, sağlık, enerji gibi konularda sorun çözücü role sahiptir. Türkiye ve AB'nin ilişkileri ileri taşıması her anlamda önem kazanmıştır.

Diyalog ve diplomasiden yana çaba gösterdik. İklim, güvenlik, göç alanlarında toplantılar gerçekleştirdik. Attığımız tüm adımlara AB tarafından beklediğimiz karşılığı göremedik. Bize karşı oyalama taktikleri uygulandı. 

Esas hesaplanması gereken birliğin iradesinin bir kaç devlet tarafından esir alınmış olmasıdır. İletişim ve ulaşım imkanlarının genişlediği dönemde insan hareketliliği de artmaktadır.

DÜZENSİZ GÖÇMEN KRİZİ 

Avrupa ve Türkiye'nin çevresinde yaşanan krizler çözülmedikçe göç baskısının durmasını beklemek gerçekçi değildir. Türkiye olarak politikalarımızı bu hakikatler ışığında geliştiriyoruz. Türkiye'nin terörden arındırdığı bölgelerde bugün 4 milyonun üzerinde Suriyeli hayatlarını idame ettiriyor. 

Türkiye buradaki varlığı ile yeni göç dalgalarının da önüne geçmektedir. Şayet Türkiye'nin çabaları olmasaydı Suriye ve Avrupa çok farklı bir manzara ile karşı karşıya kalacaktı, göç krizi daha fazla derinleşecekti.

Türkiye göç krizi ile mücadelesinde AB'den anlamlı bir destek alamadı. AB, Suriyelilere yasal göç yollarını açan programı hayata geçiremedi. Avrupa'nın katkı vermediği iskan ve altyapı projelerini milletimizin desteği ile kendimiz hayata geçirdik.

Göç konusunda AB'den beklentimiz sadece adil yük ve sorumluluk paylaşımından ibarettir. Geri itme hadiselerine uygulamalara da son verilmesi şarttır. Ege'de müessif olaylarla ilgili Avrupa'dan daha vicdanlı sesler yükselmesini bekliyoruz.

18 Mart mutabakatı göç alanında işbirliği yanında Türkiye - AB ilişkilerinde 5 alanda daha somut ilerlemeler sağlamayı hedefliyor.

VİZE SERBESTİSİ 

Vize serbestisi Turizm ve ticaret yanında Türkiye'nin tam üyeliği yönündeki ön yargıları kırmaya da katkı sağlayacaktır.

Sürecin siyasi saiklerle engellenmesi tüm taraflara zarar veriyor. AB'nin 2022 yılında stratejik miyopluktan kurtularak Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesinde daha cesur davranmasını bekliyoruz.  

KIBRIS SORUNU VE KKTC'NİN TANINMASI 

Türkiye'nin Kıbrıs duruşu da nettir. Müzakere süreçlerinin neden başarıya ulaşmadığı hepinizin malumudur. Rumlar kendilerini adanın tek sahibi gören zihniyetten bir türlü kurtulamadı. Maalesef AB, körü körüne Rum tarafının sözcülüğünü yaparken Kıbrıs Türkleri'nin hakkını, hukukunu görmezden geldi. Kıbrıs meselesini tüm tarafların yararına olacak şekilde çözüme kavuşması için KKTC ile çaba harcamaya devam ediyoruz. Kıbrıs Türk halkının uluslararası statüsünün tescil edilmesi çözümün önünü açacaktır. 

AVRIPA BİRLİĞİ İLE TAM ÜYELİK MÜZAKERELERİ 

Yarım asırdan beri AB ile üyelik için çaba harcıyoruz. Üyelik sürecimizin tüm vechelerine ayrıntıları ile vakıf olduk. Bu zaman diliminde sayısız liderle görüştüm, konuştum.

Tam üyelik adımlarının nasıl engellendiğini, ülkemizin nasıl bir çifte standarda maruz bırakıldığını yaşadık. Coğrafi, tarihi ve beşeri olarak Avrupa kıtasının bir parçası olan Türkiye elbette AB tam üyelik hedefine bağlıdır. AB bizim stratejik önceliğimiz olmayı sürdürüyor.

Yargı reformu, kadına şiddet ile mücadele ve 5 yargı paketi strateji paketleri kararlılığımızın en büyük göstergeleridir. Sıfır emisyon hedefimizi ilan ettik. Yeşil eylem planını yürürlüğe aldık.

Son 20 yılda ülkemize tahsis edilen 9,2 milyar euroluk AB fonu sayesinde 900'e yakın proje gerçekleştirdi. Birliğin Türkiye'ye yönelik fon miktarını artırması da ortak yararımıza olacaktır.

Üyelik sürecimize asıl ket vuran sorunların ortadan kalkacağına inanıyorum.

AB, Suriye meselesine sadece göç perspektifinden yaklaşmak yerine siyasi sürecin ivme kazanması için somut çaba göstermelidir. Seçimler kalıcı istikrar sağlayacak şekilde yapılmalıdır.

ERMENİSTAN İLE NORMALLEŞME GÖRÜŞMELERİ 

Azerbaycan'ın topraklarını işgalden azad etmesiyle Kafkasya'da yeni bir döneme girdik. Ermenistan'la normalleşme sürecini başlattık. Adımların sonuçlarını vermesi için Ermenistan'ın fırsatı değerlendirip Azerbaycan'la olumlu ilişki kurması önem taşıyor.