Korkusuz gazetesi yazarı Gürkan Hacır bugünkü köşesinde Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'nun açıklamalarına ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde izleyeceği yol haritasına yer verdi.

Gürkan Hacır, Ahmet Davutoğlu'nun partisinin cumhurbaşkanı adayı olacağını yazdı. 

Gürkan Hacır'ın yazısı şöyle oldu:

Önceki gece İnternethaber deydim.

Gazeteci Hadi Özışık’la beraber Ahmet Davutoğlu’na sorular sorduk.

Program planlanandan 2 saat fazla sürdü.

Gelecek Partisi lideri hemen her sorumuzu cevapladı.

Bu arada ilginç manşetler de verdi.

Neler mi?

★★★

PERİNÇEK’E DİKKAT

Konu döner dolaşır da Doğu Perinçek’e gelmez mi?

“28 Şubat’ın ideoloğu Doğu Perinçek bugün Cumhurbaşkanı’nın kankası… Beraberler…”

Ama asıl bombayı sonra patlattı.

“Perinçek’in desteklenen şirketleri ve o şirketler üzerindeki bağlarını bir araştırın.

Perinçek’in sermaye bağları ile Erdoğan’ın sermaye yakınlıklarını göreceksiniz.”

Vay ki vay…

★★★

Amiraller davasına ne diyordu Ahmet Davutoğlu?

O da zamanlama manidar diyenlerden…

“Gece yarısı yayınlanması ve “Aksi takdirde” ifadesi olmadı. Darbe iması doğurdu” dedi.

“Benim Başbakanlığım dönemimde olsaydı ben de gereğini yapardım. Montrö’ye ilişkin söylediklerine harfiyen katılsam bile gereğini yapardım. Yargıya taşırdım.”

★★★

Peki ya… Sarıklı amiral?

“Karşıyım dedi. Kim olursa olsun devletin içindeki birinin bir kimlikle örgütlenmesine esastan karşıyım” dedi.

★★★

Geçerken Berat Albayrak’a omuz atmayı da ihmal etmedi.

“Sayın Berat…” dedi… Sonra düzeltti.

“Berat Albayrak’a sayın demiyorum.”

128 MİLYAR DOLAR NASIL BUHAR OLDU?

Son günlerin popüler konusu 128 milyar doları da sordum…

Vallahi ne yalan söyleyeyim… Buharlaşmayı en sade, en anlaşılır şekliyle Davutoğlu anlattı.

Dedi ki;

“Olması gereken şudur. Merkez Bankası dövizi piyasaya verir. Duyurur bilançosuna yansıtır. Türk Lirası’nı korumak için şu kadar dolar sattım der.

Kimse bunu ayıplamaz.

Ama Merkez Bankası Hazineye…

Hazine, Kamu Bankalarına…

Kamu Bankaları da piyasaya verdi mi?

Bunun adı ‘arka kapı’ operasyonudur.

Peki bunu niye dolaşıyorsun?

Niye doğrudan vermiyorsun. Demek ki bu kamu bankası üzerinden bu kaynağı bir yerlere aktarıyorsun.

Kamu bankalarının hangi kurdan kime ne verdiği açıklansın.

Kimler zengin edildi?”

★★★

Kamu Bankalarından kimlere kaynak dağıtıldı? Kimler döviz oynaklığından milyarları cebe attı?

Bence 128 Milyar dolar işinin geldiği nokta bu…

Kamu bankaları Hazine’den aldıkları dövizlerin hesabını vermeli. Yani tartışma Merkez Bankası’ndan kamu bankalarına doğru evrilmeli…

Ve artık her şey şeffaf olmalı.

★★★

Şeffaflık demişken…

Davutoğlu laf arasında kılçığı da atmayı ihmal etmedi.

“New York’daki duruşmaları takip ediyor musunuz? (Halkbank davasını kastederek) Tayyip Bey’in adı 2 kez geçiyor.”

★★★

Bu arada bir de tabi ‘dostlarımız’ var…

Hani Kemal Kılıçdaroğlu’nun çok tartışılan “dostlarımızla kazanacağız” çıkışı…

Hadi Özışık sordu “Kemal Bey’in dostlarımız derken sizi mi kastetti”

“Ben herkesin dostuyum” dedi.

Kemal Bey size hep açık çek veriyor ama siz ve Babacan hep mesafeli duruyorsunuz, diye yineledim.

Bu kez daha sıcak mesajlar verdi ama millet ittifakını işaret etmedi. Hatta 3. İttifak bile günü geldiğinde konuşulur dedi.

O halde siz de partinizin Cumhurbaşkanı adayı mısınız dedim.

“Ben hayatımda hiçbir zaman yarım hedef koymadım. O alanda ne yapılacaksa en son noktasına kadar gittim. Hoca olduğumda profesör olmadan bırakmadım.” Dedi.

Yani…

Başkaca gelişmeler olmazsa Davutoğlu da kendi partisinin Cumhurbaşkanı adayı.

★★★

Son olarak… Gelelim zehirli soruya…

Yeni anayasa yapılabilir mi? Bu kadar siyaset gerginken… Dedim ve ekledim… Yeni anayasa yapılırsa ilk dört maddenin değiştirilmesini tartışır mısınız?

“Hayır” dedi… “İlk dört madde tartışılmamalı. Ama laiklik ilkesi de doğru yorumlanmalı. 28 şubat anlayışına olanak verilmemeli” dedi.

Yani… Laiklik şerhi koydu…

Tahmin ettiğiniz üzere…

★★★

Geceden kalan manşetler böyle…

Peki sen ne anladın derseniz.

Davutoğlu önemli bir dönemin tanığı…

Hem müsteşarken hem dışişleri bakanı hem de Başbakanken…

Çok şey yaşandı.

Dolayısıyla Ak Parti’nin ciğerini biliyor.

Ama o ‘tanık’ halinden memnun…

Sorumluluk almayı kabul etmiyor.

Tıpkı Babacan gibi…

Elinde bir tebeşir… Ak Parti’deki dönemle arasına bir çizgi çekiveriyor.

“Ben yapmadım… Onlar yaptı” diyor.

★★★

İkna olur musunuz?