Grev, işçilerin kazanılmış en önemli hakları arasında yer alıyor.

Kelime anlamı itibariyle grev, işçilerin isteklerini işverene kabul ettirebilmek için yasaların öngördüğü biçimde, işlerini hep birlikte bırakmaları olarak özetlenebilir.

Özellikle 12 Eylül 1980 öncesinde o günkü yasal hakların ve politik ortamın da etkisiyle grevler günlük hayatın adeta bir parçasıydı.

Ancak 12 Eylül 1980'den sonra yapılan düzenleme ile grev hakkı sadece toplu iş sözleşmelerinde uyuşmazlık durumunda belli prosedürlerin tamamlanmasının ardından uygulanabilir hale geldi.

Bakanlar Kurulu'nda olan grev kararlarını erteleme hakkı da yeni sisteme geçişle birlikte cumhurbaşkanına verildi.

Independent Türkçe'den Ali Kemal Erdem'in haberi şöyle:

Grevler, Cumhurbaşkanlığı kararları ile ertelendi

2020 yılı içerisinde Şişecam Fabrikası'nda Petrol-İş Sendikası tarafından alınan grev kararı ile 2018'de "Türk Metal Sendikası, Birleşik Metal İşçileri Sendikası ve Çelik-İş Sendikası'nın grev kararları son süreçlerde ertelenen grevlerden sadece ikisi.

Her iki grev kararı da "milli güvenliği bozucu nitelikte" olduğu iddiasıyla ertelendi.

Gerek ertelemeler gerekse AK Parti iktidarında pek çok iş kolunda çoğunluğu ele geçiren sağ görüşe yakın sendikaların bu seçeneği pek kullanmamaları nedeniyle grevler günlük hayatımızda gittikçe daha az yaşanır oldu.

Dört CHP'li belediyede grev

Taa ki geçtiğimiz günlere kadar. Sol geleneğe yakın olan Devrimci İşçi Konfederasyonları'na (DİSK) bağlı olan ve daha çok CHP'li belediyelerde örgütlenen Genel-İş Sendikası, toplu sözleşme görüşmelerinin sürdüğü CHP'li dört belediyede geçtiğimiz günlerde grev kararı aldı.

Toplu sözleşmelerde işçilerin taleplerinin kabul edilmediği gerekçesiyle grev kararı alınan belediyeler arasında Kadıköy, Ataşehir, Maltepe ve Kartal geliyor.

Yaşananlar, 1994 öncesi çöp dağları oluşturan ve SHP'yi bitiren grevleri hatırlattı.

Ancak bu kararı destekleyenler olduğu gibi kendisini CHP'li olarak nitelendiren kimi kişilerden sosyal medyada tepkiler de yükseldi.

Tepkilerin nedeni ise geçmişte yaşananlar. 1994 öncesinde büyükşehirlerin SHP'li belediyelerin elinde olduğu dönemlerde yapılan işçi grevleri sonucu oluşan çöp dağlarının o dönemde SHP'nin imajının bozulmasında etkili olduğunu iddia eden bazı kişiler, aynı sendikaların 1994'te belediyelerin Refah Partisi'ne geçmesinin ardından grev yapmayı unuttuğunu öne sürdü.

"CHP'li belediyeleri dişinize göre mi buluyorsunuz?"

Ancak bu konuda en somut tepkilerden biri bir dönem CHP'de aktif siyasette yapan gazeteci yazar İdris Akyüz'den geldi.

Akyüz, Twitter hesabından 19 Şubat 2021 günü yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

"Belediye işçilerine soruyorum; neden sadece CHP'li belediyelerde greve gidiyorsunuz? CHP'liler hakkınızı yiyip, AKP'li belediyeler fazlasını mı ödüyor? Yoksa CHP'li belediyeleri dişinize göre mi buluyorsunuz?"

"Daha az maaş ödenen AK Parti'li belediyelerde hiçbir eylem yok"

Grev kararı alan DİSK ve ona bağlı Genel İş'e yönelik bir eleştiride DYP-SHP koalisyonunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak görev yapan, geçtiğimiz seçimlerde CHP'den milletvekili adayı da olan Mustafa Kul'dan geldi.

Kul, 20 Şubat 2021 tarihinde Facebook hesabında "Bu kadar da olmaz" başlığıyla kaleme aldığı yazısında CHP'nin DİSK ve Genel İş'e örgütlenmeleri için her türlü destekte bulunmasına karşın bu sendikaların CHP'yi aynı şekilde koruyup kollamadığını iddia ederek, şu sözlerle eleştirdi:

AKP'li belediyelerin hemen tamamında örgütü olan Hak-İş'e bağlı, Hizmet-İş Sendikası'na kayıtlı işçiler CHP'li belediyelerde çalışanların üçte birine denk gelen ücretle çalışırken o belediyelerde hiçbir eylem yapılmazken AKP'li belediyelerde çalışanların üç katı ücret ve sosyal haklara sahip olan CHP'li belediyelerde çalışan işçilerin hemen her fırsatta "GREV" kararı alabilmiş olmasını iyi niyet veya hak arama iddiası ile izah etmek mümkün değildir. Belediye yönetimleri her türlü müzakere ve uzlaşmaya hazır olduklarını ifade etmiş olmalarına karşın, sendika yöneticileri grev konusunda ısrarcı olmaya devam etmişlerdir.

"Kapı aralığından bakıp kıs kıs gülüyorlar"

Bu paylaşımlarının ardından konuyu ilk olarak gündeme getiren Gazeteci İdris Akyüz'ü telefona arayarak eleştirisinin nedenini bir kez daha sorduk.

DİSK'e bağlı Genel-İş'in AK Parti'li belediyelerde yetki sahibi olmadığı için buralarda grev hakkını kullanamadığını belirten Akyüz, şunları söyledi:

Kendileriyle aynı frekansta olan CHP'li belediyelerde bu hakkı daha rahat kullanıyorlar. Bunların insafsızlığı şurada. İşçilerin kabahati yok, sendikaların kabahat. Türkiye bir totaliter bir rejim sürecinden geçiyor. Salgın ve ağır bir ekonomik kriz sürüyor. İnsanlar günde 39 liraya mahkum edilmişken sen o kadar zam istiyorsan bunun vicdanen de siyaseten de kabul edilebilir yanı yoktur. Dişiniz bunlara mı geçiyor? Türkiye'yi normalleştirmeye çalışmanın ve toplumu AK Parti iktidarının baskısından kurtarmaya dönük adımların önüne geçiyorsunuz. Onlar da kapının aralığından bakıp kıs kıs gülüyorlar. Böyle şey olur mu?

"İktidar, halkın tepkisi artsın diye CHP'li belediyelerdeki grevleri ertelemiyor"

 İktidarın kendisini ilgilendiren grevleri ertelemesine karşın CHP'li belediyelerde olan grevleri ertelemediğini öne süren Akyüz, şu iddiada bulundu:

Burada çifte standart var. Çünkü iktidar şöyle düşünüyor…Bir belediyede grev olunca çöpler toplanmayacak ve oradaki halkın tepkisi belediye başkanı hangi partidense o partiye yönelecek diye düşünüyor. O zaman diyor ki ben CHP'li belediyedeki grevi niye yasaklayayım?

DİSK harici sendikalara da eleştiri: "Öbürleri tam sarı sendika"

Yaşamı boyunca sendikal hakları savunduğunu belirten Akyüz, şu an yapılanın hiçbir haklılığı olmadığını etti.

Akyüz, DİSK dışındaki diğer sendikalara da sert eleştiriler yönelterek sözlerini şöyle tamamladı:

Öbürleri tam sarı sendika. Sendika ağası olmuşlar. İktidara yakın olan sendikalar bakın. Devlet kurumlarında hangi görevleri yapıyorlar. O nedenle Türkiye'de işçi sendikacılığı bitmiştir. İşveren sendikacılığı işçilere de iş haklarına sahiptir. Onların onayladığı onların takdir ettiği neyse o olur.

"Belediyeleri zora sokmayı, iş yapamaz hale getirmeyi amaçlamayız"

Bu eleştirilerin ardından ilk olarak grev yapılan CHP'li belediyelerdeki işçilerin bağlı olduğu Genel İş Sendikası'nın Genel Başkanı Remzi Çalışkan'ı aradık.

Çalışkan'a ilk olarak kimi CHP'lilerce dile getirilen "İşçiler, CHP'li belediyelerde grev kararını kolay alırken, AK Parti'li ve MHP'li belediyelerde greve gitmiyorlar" iddiasını sorduk.

Çalışkan, "Öyle bir kaygımız yok kesinlikle" diye başladığı sözlerini şöyle sürdürdü:

İçinden geçtiğimiz süreçte bir sürü yasakla karşı karşıya kaldık. Biz Genel İş olarak siyasetten, siyasal anlayışlardan bağımsız bir örgütüz. Bizim grevimiz toplu sözleşme sürecimizin çıkmaza girmesi üzerine alınan bir karardır. Toplu sözleşmelerde üyelerimizin çıkarını gözeterek yapmaya çalışırız ancak bizim anlayışımız belediyeleri zora sokmayı, iş yapamaz hale getirmeyi amaçlamayız.  Üyelerimizin insanca yaşayabileceği bir ücret talep edebiliriz. Bu talebimiz görüşmelerde karşılığını bulmazsa prosedür gereği grev aşamasına gelir. Grev aşamasına gelindiğinde de grev kararı alır ve uygulamaya geçeriz.
"Diğer belediyelerde örgütlü olup grev kararı almayan sendikalara sormak lazım"

Çalışkan kimi CHP'lilerin "Neden başka partilerin olduğu belediyelerde greve gidilmiyor?" eleştirisine de "Neden diğer yerlerde uygulanmıyor onu bilemeyiz. Onu orada örgütlü olan sendikalara sormak lazım. Bir bizim elde ettiğimiz haklara bakın bir de onlarınkine. Bizim elde ettiğimiz hakları almamalarına rağmen diğer sendikaların hareketleri yoksa bunu onlara sormak lazım" diyerek cevap verdi:

"Parti farkı gözetmeden grev hakkını uygularız"

Kendilerinin ağırlıklı olarak örgütlü olduğu belediyelerin CHP'li belediyeler olduğunu belirten Çalışkan,  sözlerini şöyle tamamladı:

MHP'li AK Parti'li ve diğer partilerin olduğu belediyelerde de varız ancak orada da herhangi bir anlaşmazlık olursa toplu sözleşme görüşmeleri çıkmaza girer ve grev aşamasına gelirsek orada da grevi uygularız. Bir parti farkı, belediyenin hangi partide olduğuna bakmaksızın grev kararını uygularız.

"Emeği ile geçinen herkes grev hakkını savunmalı"                                         

Çalışkan'ın ardından Genel İş Sendikası'nın bağlı olduğu DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu'na Akyüz, Kul ve sosyal medyada kimi CHP'lilerden gelen eleştirileri hatırlattık.

Grev hakkının en temel işçi hakkı olduğunu hatırlatarak sözlerine başlayan Çerkezoğlu devamında şunları söyledi:

AK Parti iktidarı döneminin en çok grev ertelemesi yapılan dönem olduğunu öne süren Çerkezoğlu, sözlerini şöyle devam ettirdi:

12 Eylül'den sonra özellikle de AK Parti iktidarıyla birlikte grev hakkı kullanılamaz hale getirilmeye çalışıldı. Bu nedenle grevi sadece bu hakkı yasaklanan işçiler değil, emeği ile geçinen herkes savunmak zorundadır. O nedenle tartışmayı öncelikle bu çerçevede yapmak zorundayız. Grevin nerede olduğu CHP'li belediyede mi AK Parti'li belediyede mi yoksa fabrikada mı o sonraki konudur. Eğer toplu sözleşmede uyuşmazlık varsa sözleşme tamamlanamıyorsa işçinin greve çıkması en temel haktır.
AK Parti'li belediyelerdeki sendikalar düşük sözleşmelere imza atıyor iddiası

AK Parti'li belediyelerde toplu iş sözleşmelerinde uyuşmazlık durumunda greve gitmeyerek işçilerin onaylamadığı sözleşmelerin kabul edilmesinin orada örgütlü olan diğer sendikaları bağladığını söyleyen Çerkezoğlu, bu sendikaların düşük sözleşmelere imza atabildiğini öne sürerek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim için temel prensip işçinin hakkını savunmaktır"

Bizim açımızdan DİSK'in temel prensibi şudur. DİSK, bütün siyasi partilerden, sermayeden bağımsız bir işçi örgütüdür. Temel amacımız işçinin hakkını savunmaktır. Neden AK Parti'li belediyelerde grev olmuyor sorusunun bizim açımızdan cevabı bizim örgütlü olduğumuz belediyelerde belediyenin hangi partide olduğu değil, oradaki toplu sözleşme sürecinin gidişatıdır. Oradaki kazanımların işçi açısından yeterli olup olmadığıdır. Belediyenin hangi partiye mensup olduğu değildir.

"Toplu sözleşme yaptığımız MHP'li belediyeler de var"

Çerkezoğlu, AK Parti'li ve MHP'li belediyelerde de örgütlü oldukları yerlerin bulunduğunu, toplu sözleşme yaptıkları MHP'li belediyelerin de olduğunu söyledi.

"İcazetle yapılan örgütlenmeden işçinin hakkını koruyan sendikal süreç beklenmez"

DİSK'in emekten yana tutumu nedeniyle özellikle kamu kuruluşlarında örgütlenme noktasında büyük baskılara maruz kaldığını öne süren Çerkezoğlu, buralarda örgütlü olan kimi sendikalara yönelik de eleştiri içeren şu sözleri dile getirdi:

İcazetle yapılan örgütlenmelerden hiçbir şekilde işçilerin hakkını koruyan sendikal sürecin ortaya çıkması beklenemez. O nedenle sendikalar işçi sınıfının bağımsız örgütleri olmak zorundadır. DİSK'in temel çizgisi budur.

"Belediyenin kime ait olduğuna bakmaksızın grev hakkı hayata geçirilir"

Çerkezoğlu ayrıca diğer belediyelerde de kendilerine bağlı Genel İş'in grevleri olduğunu ancak bugünlerde CHP'li belediyelerdeki toplu iş sözleşmelerine denk gelindiği için sadece CHP'de yapılıyormuş gibi bir algının oluştuğunu öne sürerek, "Toplu iş sözleşmesinde işçiler açısından tatmin edici sonuç olmazsa belediyenin kime ait olduğuna bakılmaksızın grev hakkı hayata geçirilir" diye sözlerini bitirdi.