HDP’li Kerestecioğlu, yargı bağımsızlığının artık herkes tarafından sorgulandığını belirterek tarafsız kararlar veren hakimlerin disiplin soruşturmasına maruz kaldığını ifade etti.

HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Meclis’te güncel gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi. Yargı bağımsızlığının artık herkes tarafından sorgulandığını belirten Kerestecioğlu, “Yargılama süreçleri inanılmaz derecede uzun ve belirsiz, tutuklu yargılanmayan hemen hiç kimse yok, tahliye kararları dahi yok sayılıyor, infaz sistemi işlemiyor, yani yargı bütünüyle siyasallaşmış durumda. Hakimler verdikleri yanlı kararlardan dolayı değil; tarafsız kararlardan dolayı disiplin soruşturmasına maruz bırakılıyorlar” dedi.

“YARGITAY SKANDAL BİR KARAR VERDİ”

Yargıtay’ın verdiği kararlara dikkat çeken Kerestecioğlu şu ifadeleri kullandı: “Geçtiğimiz günlerde Yargıtay, cinsel şiddet hakkında bunca yıldır hukuki mücadelelerle oluşmuş içtihadı bir kenara atıp, skandal bir karar aldı. 18 yaşını doldurmamış bir genç kadının şikâyeti üzerine açılan tecavüz davasında ‘ailesine anlatmadığı, hemen yetkili makamlara bildirmediği ve 15 gün sonra suç duyurusunda bulunduğu’ gerekçesiyle bunu rızaya delalet sayarak, sanığa verilen mahkûmiyet kararını bozdu. Ve daha hafif bir cezaya hükmetti. Bir cinsel istismar bir tecavüz, bırakın 15 günü bazen 15 yıl sonra ancak dile getirilebiliyor. Çünkü yaşanan baskı, tehdit, bazen öfke bazen utanç ve en önemlisi de emniyetin ve yargının durumu kadınları çaresiz bırakabiliyor.”

“ADALET SOSYAL MEDYADA ARANIYOR”

Yargının tarafsızlığını yitirdiğini belirten Kerestecioğlu, “Bu nedenle, iktidarın kadınlara, Kürtlere, doğaya bakışı neyse, yargının kararlarında da bunun tezahürünü görüyoruz. Bugün Adalet Bakanı ‘sosyal medyadan adalet aranmaz’ dese de, yurttaşlar basbayağı adaleti sosyal medyada arıyor. Çünkü ancak bu yolla yaşadıklarına dikkat çekebiliyorlar. Bakan, ayrıca ‘Hakim/savcı cübbesi giymeyeceğim’ diyor ama zaten kimse ondan cübbe giymesini istemiyor. Toplumun tek bir beklentisi var. Yargı kararlarının en azından var olan hukuka uygun olması, denetlenebilir olması, adil ve tarafsız bir yargılama sürecinin işlemesi” diye konuştu.

“GÖKHAN GÜNEŞ’İ KAÇIRANLAR KİMLER?”

Kaçırılıp 5 gün kendisinden haber alınamayan Gökhan Güneş’e ilişkin de konuşan Kerestecioğlu, “Gökhan Güneş eve dönmüş olsa da emniyet ve yargı onu zorla alıkoyanlar kimlerdi ve bu olayın iç yüzü nedir? Bilinsin ki bunun da peşindeyiz. Çünkü çok iyi biliyoruz ki geçmişte devletin, kamu görevlilerinin işlediği suçlar aydınlatılsaydı, bir kısım çetelerle işbirliği halinde işlenen suçların üstü örtülmeseydi, 2021 Türkiye’sinde zorla kaybetmeleri konuşmuyor olurduk. Bakın, 1992’de Diyarbakır’da Kürt aydını Musa Anter’in katledilmesine ilişkin dava zamanaşımıyla kapatılma tehlikesi altında. Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için devletin tüm imkanlarının seferber edilmesi, tüm arşivlerini açması gerekirken, tıpkı Hrant Dink cinayeti gibi, Musa Anter cinayetinin de aydınlatılmasının önündeki en büyük engel bizzat bu iktidardır. Bu örneklerin hiçbiri yargının bağımsız olduğu bir ülkeden örnekler olamaz” dedi.

“AİHM’İN DEMİRTAŞ KARARI TARTIŞMAYA AÇIK DEĞİLDİR”

Tam 36 gün oldu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) derhal serbest bırakılması yönündeki kararının üzerinden 36 gün geçmesine rağmen, Selahattin Demirtaş hala tutuklu. Kararda da ifade edildiği gibi, kanunları siyasi amaçları için eğip bükerek, yargıyı kötüye kullanarak arkadaşlarımızı rehin alan bu iktidar; kararı uygulamayarak yargıyı siyasi emellerine alet etmeye, Anayasayı ve imzacı olduğumuz sözleşmeleri ihlal etmeye devam ediyor. Her ne kadar Cumhurbaşkanlığı Hukuk Danışmanı, kendince kavramlar icat ederek, kararın bağlayıcılığını tartışmaya açsa da AİHM kararlarının bağlayıcılığını tartışmaya açılabilir değildir. Hatta bu ülkede Anayasa yok, demekle eşdeğerdir.

Bugün halkımızın nasıl bir ülkede yaşamak istediğine karar vermesi gerekiyor. Bu ülkenin keyfiyetle, hamaset ve düşmanlıkla mı yönetileceği, yoksa vatandaşların çıkarına, huzuruna, refahına, geleceğine mi önem verileceği konusunda ciddi bir yol ayrımındayız. Bu soruyu tekrar tekrar sormamız gerekiyor; nasıl bir ülkede yaşamak istiyoruz. Yurttaşlarımızın iyilikle güzellikle, eşit yurttaşlıkla yaşamak isteğine olan inancımla hepinizi selamlıyorum.”