Danıştay 10’uncu Dairesi, Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesine ilişkin 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal ederek cami statüsünde ibadete açılmasına olanak sağlamıştı.

24 Temmuz’da kılınan cuma namazıyla birlikte 86 yıl sonra Ayasofya cami olarak kullanılmaya başlandı. Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği'nin 2016 yılında Danıştaya açtığı davada, Cumhurbaşkanlığı davalı konumunda bulunuyor. Jurnaltr'de yer alan habere göre; Cumhurbaşkanlığı Ayasofya’nın camiye çevrilmesine itiraz etti ve temyize götürdü.

UYAP üzerinden herkese açık olan bilgilerde, dosyanın tetkik hakimine gittiği görülüyor. Bu, davayı kaybeden tarafın dosyayı temyize götürdüğünü ve dosyanın nihai kararı verecek olan İdari Dava Daireleri Genel Kuruluna gideceğini gösteriyor. Yani Cumhurbaşkanlığı, Ayasofya'nın camiye çevrilmesine itiraz etmiş görünüyor.

Cumhurbaşkanlığı neden böyle bir adım attı?

Bürokratlar, devlet gelenekleri itibarıyla bu gibi davaları sonuna kadar götürme yükümlülüğüne sahipler. Aksi takdirde daha sonra haklarında ‘görevi ihmal’ suçlamasıyla dava açılabilir.

Bir başka görüş ise Ayasofya’nın cami statüsünde ibadete açılmasının hukuki zeminini güçlendirmek. Eğer İdari Dava Daireleri Genel Kurulundan Cumhurbaşkanlığının itirazına ret kararı çıkarsa, Ayasofya’ya cami statüsü kazandıran karar daha güçlü bir şekilde noktalanmış olacak.

Geri dönülmez hâle mi gelecek?

Cumhurbaşkanlığının itirazının reddedilmesi hâlinde, Ayasofya’nın cami statüsü en üst yargısal mekanizmadan da onay almış olacak. Ancak bu geri dönülmez olduğu anlamına gelmiyor. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nde, ileride bir başka Cumhurbaşkanı yeni bir karar alabilir ve bu karar yeniden yargıya taşınabilir. Parlamenter sisteme dönülmesi durumunda ise bu kez Bakanlar Kurulu karar alabilir ve yine yargı süreci başlayabilir.