Sözcü Gazetesi yazarı Deniz Zeyrek, Ekrem İmamoğlu'yla görüştü, İBB'ye gelen hacizin detaylarını yazdı.

Zeyrek şunları yazdı:

Muhalefete kaptırılan büyükşehir belediyelerine yönelik “tepki uygulamaları” da bitmek bilmiyor. Borçlanmalarının engellenmesi yetmiyormuş gibi, eski dönemlerden kalma borçlar icra yoluyla tahsil ediliyor. Adana Belediye Başkanı Zeydan Karalar'ın makam odasının haczedilmesinin yankıları sürerken şimdi de İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) metro projesi için bulduğu dövizli kredi haczedildi. Vakıfbank, İBB hesabına transfer edilen krediyi aynı gün bir müteahhidin alacağına karşılık icra dairesine aktardı. Bir müteahhidin alacağı, paranın kullanılacağı metrodan yararlanacak milyonlarca insanın ihtiyacından önde tutuldu.

Konunun detaylarını dün telefonla görüştüğüm İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu anlattı:

“Para hesaba yatınca aynı gün dövizi bozarak müteahhit firmanın hesabına aktarıyorlar. Kredinin hesabımıza geldiği bilgisini biz söylemediğimize göre Vakıfbank paylaşmıştır. Bu da suçtur. Ayrıca, birincisi bu tarz tanımlı proje paralarına haciz konulamaz. İcra İflas Kanunu'nun 82. Maddesi'nin birinci fıkrasına göre devlet malları haczedilemez. Bu para metro projesi içindir ve metro devlet malıdır. İkincisi Belediye Kanunu'nun 15. Maddesi'dir. Proje paraları, şartlı bağışlar haczedilemez. Bu üç ihlal nedeniyle de Vakıfbank, icra dairesi yetkilileriyle ilgili suç duyurusunda bulunduk.”

İmamoğlu bu icra uygulamasının ne anlama geldiğini ve bundan sonra ne yapacaklarını da şöyle anlattı:

“Talimatlı bir siyasi müdahale olduğu net. 2016-2019 arasına ait borca karşı yapılmış bir işlem. Arkadaşlarımız bir ödeme takvimi üzerinde uzlaşma görüşmeleri yapıyordu. Artık farklı fırsatlarla yönümüze devam edeceğiz. Kamu bankalarının tutumları, davranışları tümüyle ahlak dışıdır. Yıllardır kamu bankalarıyla çalışırım. Bu kadar dibe çökmüş bir yönetici tavrını hiç görmedim. Telefonumuza çıkamıyor, konuşamıyorlar. Çünkü söyleyecek bir şeyleri yok. Koca koca yöneticiler orada koltuk işgal ediyorlar. Türkiye'nin en itibarlı olması gereken kamu bankası güvensiz bir kuruma dönüşmüş durumda.”

Normal şartlar altında mahkemelerin milyonların metro ihtiyacını, kamu yararını ve kanun maddelerini göz önünde bulundurup İBB lehine karar vermesini bekleyebiliriz. Ancak son mahkeme kararlarına ve “tepkiyle yönetim” anlayışının sonuçlarına baktıkça sonucun böyle olmayacağını öngörebiliyorum.

“Demokratik hukuk devleti” anlayışıyla yönetim yerine “tepkiyle yönetim” anlayışı geçtikçe bu cennet ülkeye de millete de haksızlık ediyorlar.

Yazık, çok yazık!