Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, mecliste düzenlediği basın toplantısında, barolara ilişkin kanun teklifinin TBMM Adalet Komisyonu'ndaki görüşmelerinin dün gece tamamlandığını, muhalefetin karşı duruşuna rağmen teklifte hiçbir değişiklik yapılmadığını söyledi.

Barolara ilişkin kanun teklifinin komisyon görüşmelerinde yaşananlara değinen Oluç, "Bu teklifi getiren iktidar partileri, ortaklar teklifi savunamadılar. Hukuk ve demokrasi açısından bakıldığı zaman bu teklifin neden makul bir teklif olduğunu muhalefete anlatamadılar. Zaten anlatabilecekleri bir şey de yoktu. Komisyon toplantılarında bu ortaya çıktı” dedi.

“İktidar baroların tasfiye edilmesini istiyor”

Komisyon toplantıları sürerken baro başkanlarının meclis kapısının önünde beklediğini ve meclise alınmadığını hatırlatan Oluç, "Barolar, yargının bir ayağını oluşturuyorlar. Dolayısıyla herhangi bir meslek örgütü gibi davranarak barolarda yapılan bu değişiklikler, oynamalar aslında hukuk sisteminin de ciddi ölçüde tahribi anlamına geliyor. İktidar, barolar insan haklarını, hukukun üstünlüğünü savunmasın, biat etsin, biat etmeyen barolar tasfiye edilsin istiyor" diye konuştu.

Teklifle birlikte yargı üzerinde kusursuz tahakküm kurulmak istendiğini ifade eden Oluç, “Savcılar zaten iktidarın savcıları, iktidarın talepleri doğrultusunda karar veriyorlar. Yargıçlar bağımsız değil, yargı bağımlı ve taraflı bir hale geldi. Dolayısıyla savcı ve hakimler dışında şimdi avukatlar da yani savunma mekanizması da iktidara bağlı bir hale getirilmek isteniyor. Aslında bütün Türkiye’ye Burhan Kuzu hukuku dayatılıyor. AKP, adaleti kendisine göre düzenleyen bir parti” ifadelerini kullandı.

“Twitter’in kapattığı 7 bin 300 hesap bunun işaretiydi”

Sosyal medya alanında ciddi sorunların olduğunu ve kişilik haklarına yönelik saldırıların gerçekleştiğini kaydeden Oluç’un basın açıklamasında öne çıkan konu başlıkları şöyle:

Bizler özellikle HDP milletvekilleri ve yöneticileri bu ihlallerle her gün karşı karşıya kalıyoruz. Ak trol ordusunun bize yönelik saldırılarıyla her gün sosyal medyada karşı karşıya kalıyoruz. Bu yıllardan beri oluyor. İktidar partisi kurduğu ak trol ordusuyla sosyal medya alanının kendi siyasi amaçları doğrultusunda kullanmak için her türlü adımı attı. Siyasi etiğe ve basın etiğine aykırı olan her türlü adımı attı. Bunu tartışmaya devam edeceğiz. Twitter'in 7 bin 340 hesabın kapatılması meselesi aslında bunun çok açık bir işaretiydi.

“Meselenin hukuk ve demokrasi ile bir alakası yok”

Barolar düzenlemesinin 3 nedeni var. Birincisi, AKP diyor ki, bizim barolarımız yok, onun için kendimize bağlı baroları oluşturmak istiyoruz. Birinci neden budur, bunun hukukla ve demokrasiyle alakası yoktur. İkincisi, AKP diyor ki, güçlü bir Barolar Birliği delegasyonuna ihtiyacımız var. Dolayısıyla Barolar Birliği delegasyonunu dizayn etmek için bu teklifi oluşturuyorlar. Üçüncü nedeni de, Barolar Birliği’nin mali imkanlarını kendi yandaş barolarına ve avukatlarına aktarmak istiyorlar. Bu teklifin esas 3 nedeni budur. Yani meselenin hukukla ve demokrasi ile bir alakası yoktur.

“Sadece baroları değil, bütün hukuk sistemini tarumar edecek bu düzenleme”

5 bin üyesi olan barolarda 2 bin üye ile yeni bir baro kurma kararı alınabiliyor çoklu baro sisteminde. Sorduk, 2 bin rakamı nereden çıktı? Neden 2 bin, neden bin 500 değil veya 3 bin değil, 3 bin 500 değil dedik. Bunun nedeni de şurada gizli; 2018 yılında yapılan İstanbul Barosu seçimlerinde AKP’nin desteklemiş olduğu listenin aldığı oy 2 bin 400 civarındadır. Yani 2 bin rakamı da buradan geliyor. Yoksa herhangi bir evrensel kriter ya da makul bir kriter yok ortada. Onlar 2 bin üzerinde oy aldıkları için 2 bin üzerindeki sayıyla da baro kurulabilir demiş oluyorlar.

“13 yaşındaki çocuğu örgüt üyesi ilan edip, öldürülmesini kovuşturmayan bir yargı var”

Bakın bir örnek vereceğim; o kadar çok örnek anlatılabilir ki, basın toplantılarına sığmaz. İdil’de 2016’da, sokağa çıkma yasakları döneminde, bir çocuk öldürülmüş, 13 yaşında, Fatma Elarslan. Gizli tanık beyanı ile örgüt üyesi sayılmış. Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş Fatma Elarslan hakkında. Öldürüldüğü zaman 13 yaşındaymış, okula gidiyormuş. 7’nci sınıfa giden bir çocuktan bahsediyoruz. İşte hukukun geldiği durum budur aslında. Buna dair o kadar çok örnek verilebilir ki...

“Böyle bir hukuk anlayışının boyu devrilsin”

Bu kararı vermiş olan savcı ve heyetin hukuk açısından hiçbir söyleyecek sözü yoktur. Hep söylüyoruz, bunlar diplomalarını nereden almışlar diye. Ne AİHM içtihatlarından haberleri var, ne BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nden haberleri var. 13 yaşındaki bir çocuğu örgüt üyesi ilan edebiliyorlar. O nedenle öldürülmesinde kovuşturmaya yer yoktur kararı alabiliyorlar. Böyle bir hukuk anlayışının boyu devrilsin, söyleyeceğimiz budur esas itibariyle.