CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, TBMM İçişleri Komisyonu’nda alelacele görüşülerek dört ay sonra TBMM gündemine getirilen “Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifi”nin “parti kolluğu” oluşturma tehlikesi içerdiğini ve bir çok maddenin Anayasa’ya aykırı olduğunu belirtti.

Yeni yasa teklifiyle bekçilere tanınan geniş ve keyfiliğe açık yetkilerin, devletin ahlak polisliği yapması ve bireylerin hayat tarzına müdahale etmesi riskini içerdiğini vurgulayan Kaboğlu, “Bu düzenleme, bekçilere verilen görev ve yetkiler ile birlikte, ‘parti kolluğu’ yaratma tehlikesine de açık. Bu nedenle, ‘paralel kolluk’ ve ‘ahlak polisi’ gibi nitelemelerle CHP, HDP, İYİ Parti vekillerinin komisyonda yönelttiği eleştiriler haksız değil” dedi.

Kaboğlu, yasanın getireceği ayrışma ve çatışmalara ilişkin Cumhuriyet gazetesine şu değerlendirmelerde bulundu.

Anayasaya aykırı: Teklif ile bekçiler, polis ve jandarma içinde ve dışında adeta 3. bir silahlı kolluk olacak ve verilen görev ve yetkiler yelpazesinde de, idari ve adli kolluk ötesinde, yerel yönetimlerin yetkilerini, hatta yurttaş hak ve sorumluluklarını da kapsamına alarak nihayet, “görev-yetki-sorumluluk” zinciri bakımından Anayasa’ya açık aykırılıklar oluşturacak.

Çok kolluklu rejim: 6360 sayılı yasa, Türkiye’yi ikiye böldü. Büyükşehir belediyeleri ve diğerleri. Bu ayrım, sadece yerel yönetimler bakımından değil, yerel yönetimlerdeki farklılaşma, merkezi yönetim birimlerinde de ayrışmalara yol açtı. Örneğin, diğerleri arasında, büyükşehirlerde il genel meclisi kaldırıldı ve belediye yönetimi ile il sınırları örtüştü. Bu ayrışma, Anayasa md.2 ve 127’ye aykırı. Bekçi düzenlemesi, aykırılıklara madde 126’yı da ekledi. Çünkü büyükşehirlerde köyler mahalleye çevrildi. Yasa önerisi, Türkiye’de ikili yönetim yokmuş varsayımı ile hazırlanmış. Böylece, büyükşehir mahalleleri ile diğer illerin köyleri arasında ayrımcılık ortaya çıkarak Türkiye, birden çok kolluk rejimine tabi olacak. Teklifteki birçok düzenleme; hukuki belirlilik ve güvenlik ilkelerine aykırıdır ve keyfî durumlar yaratmaya elverişlidir. Madde 5/1-b, “yardıma ihtiyaç duyduğu değerlendirilen” kadın ve çocukları, kimsesizleri, engellileri ve acizleri en yakın genel kolluk birimlerine teslim etmenin, bekçinin görevi olduğunu düzenlemekte. Oysa kanunda kullanılan bu ibare belirsizdir ve bekçilerin keyfî davranışlarına sebep olabilecektir.

Yürüyüşlere müdahale: Kamu düzenini bozacak mahiyetteki gösteri, yürüyüş ve karışıklıkların önlenmesi amacıyla bekçilere önleyici tedbir alma yetkisi veren madde 6/1-ç’de, keyfî sonuçlar doğurabilecektir. Neyin kamu düzenini bozacak mahiyette olduğunun ve hak sınırlayıcı olabilecek tedbirleri gerektirdiğinin tespiti, bir yardımcı kolluk mensubuna bırakılamaz. Yine bu düzenlemedeki “karışıklık” sözcüğünün anlamı da belirsiz olup, keyfî bekçi uygulamalarına yol açabilecektir. Ayrıca “önleyici tedbirler” gibi kapsamı belirsiz bir ibareyle bu silahlı kolluk mensuplarına verilen sınırları belirsiz yetki, Anayasa m.2’deki hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Bekçinin, madde 6-1-g’de düzenlenen, halkın sükûn ve istirahatini bozanları ve başkalarını rahatsız edenleri engellemek şeklindeki görevindeki “engellemek” sözcüğünün ne tür tedbirleri içerebileceği belirsizdir ve keyfî uygulamalara yol açabilecektir.

Silah yetkisi var: Çarşı ve mahalle bekçileri 4/7/1934 ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun 16’ncı maddesinde belirtilen zor ve silah kullanma yetkisini haizdir. Bilindiği üzere, md.16, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun en sorunlu maddelerinin başında geldiği halde, burada sıralanan yetkilerin bekçilere aynen verilmesi, yaşam hakkı açısından ciddi risklere yol açabilecektir.

‘ÖLÇÜLER BELİRSİZ’

Kimlik sorma yetkisi: Yine istisnai bir yetki olan kimlik sorma yetkisinin, 7. madde aracılığıyla yardımcı kolluk mensuplarına kadar genişletilmesi, keyfî durumlara yol açabilecektir. Bekçinin, madde 7/1-a’da düzenlenen ve durdurma yetkisini kullanabileceği bir durum olan “Bir suç veya kabahatin işlenmesini önlemek” ölçüsü de belirsizdir. Bekçinin suç veya kabahatin işleneceğini hangi ölçüye göre saptayacağı öngörülemezdir. Madde 7/2, makul bir sebebin bulunması halinde bekçinin durdurma yetkisini kullanabileceğini belirtmekte. Asli genel kolluk olan polisin makul sebebi belirleme yetkisine ilişkin olarak Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu m.4/A-ç’de koyulmuş ölçütler, kanun teklifinde yardımcı kolluk için öngörülmemiştir. Bekçinin durdurma yetkisinin polisinkinden büyük olması bir çelişki ve tutarsızlıktır. Madde 7/3 aracılığıyla bekçiye verilen, kimliğini ispatla(ma)yan kişiyi tutma yetkisi, Anayasa m.19’da düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına aykırı.

Madde 7/6, belirli durumlarda, bekçiye, durdurulan kişi üzerinde el ile dıştan kontrol yetkisi vermekte. Silah veya tehlike oluşturan diğer bir eşyanın bulunup bulunmadığının tespiti için el ile dıştan kontrol, kişinin üstünü aramaktır. Bekçilere verilen bu el ile dıştan kontrol yetkisi, üst arama için hâkim kararı ya da gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri koşulunu öngören Anayasa m.20/2’ye aykırıdır.”