Can Ataklı, insanların kendisine gelerek Devlet Bahçeli'nin ne yapmak istediği ile ilgili bilgi almaya çalıştığını yazdı. Ataklı, Bahçeli'nin Erdoğan'ı sert bir dille eleştirdiği konuşmalarını hatırlatarak; "İşin tuhaf tarafı, MHP’lilerin neredeyse hiçbiri çok yakın geçmişle bugün arasındaki farklardan zerre rahatsızlık duymuyor." dedi. 

İŞTE ATAKLI'NIN YAZISI

Sokakta herkes “Bu Bahçeli ne yapmak istiyor?” diye soruyor
Doğal olarak sokakta pek çok insanla konuşuyorum.

Biraz tanınırlık olunca gören mutlaka bir şeyler sormak istiyor.

Hesapta “her şeyi bildiğimizi” düşünüyor ya pek çok kişi “Bakalım bu konuda ne diyor?” diye merak ediyor belli ki.

Eskiden daha azdı, yine tanıyorlardı insanlar ama yanıma gelip sohbet eden, elimi sıkan, sevdiğini yüksek sesle söyleyen sayısı şimdi çok daha fazla.

Genelde bir korku hakimdi, bunu görebiliyordum ve açıkçası çok da alınmıyordum.

Ancak son 7-8 aydır o korku büyük ölçüde atlatılmış görünüyor.

Tepkiler açıkça dile getiriliyor, insanlar artık yanıma korkmadan geliyor, “Aman bir izleyen var mı, telefonlarınız dinleniyordur biz de takılır mıyız?” diye soranlar neredeyse kalmadı.

Sorular ve söylemler tabii iktidarın tutumu ve genel gidişle ilgili hep.

Ama özel olarak sorulan bir soru var.

Ayaküstü konuşmalarda bile genel siyaset üzerine bir iki cümle söylendikten sonra “Bu Bahçeli ne yapmak istiyor, siz ne diyorsunuz Can Bey?” sorusuna çok muhatap oluyorum.

Ne cevap vereceğimi de açıkçası bilemiyorum.

Çünkü inanın ben de anlamıyorum.

Örneğin Bahçeli, FETÖ’nün siyasi ayağının araştırılmasına neden karşı çıkar?

Libya’ya asker gönderilmesi konusunda neden CHP’yi cahillikle suçlar, bunun bir beka sorunu olduğunu söyler?


Oysa Bahçeli, çok yakın tarihlere kadar AKP ve lideri hakkında çok ağır sözler söylüyordu.

“Bahçeli ne yapmak istiyor?” diye soran İzmirli okurlarımdan Engin Demirkollu, bununla kalmayıp bazı örnekler vererek Bahçeli’ye “Bunlar sizi üzmüyor mu? Bizi çok üzüyor ve size olan güven de tamamen ortadan kalkıyor” diye seslenmiş.

İşte birkaç Bahçeli cümlesi, tabii geçmişten;

– Erdoğan ve AKP, milli güvenliğimiz için en az PKK kadar tehdittir.

– Erdoğan, aklıyla arasını açmış, klinik bir vaka haline gelmiştir.


– Sayın Erdoğan ya Kandil yetiştirmesidir ya Türk düşmanıdır.

– Sende şeref ve mertlik işportaya düşmüş, hurdaya çıkmış.

– İki yanlıştan bir doğru çıkmaz, tekeden süt sağılmaz, balda tuz bulunmaz, suda ateş yanmaz, Recep Tayyip Erdoğan’dan da cumhurbaşkanı olmaz. Siyasi görüşü, fikri aidiyeti, mezhebi ve yöresi ne olursa olsun, ister AKP’li, ister MHP’li, ister CHP’li olsun, her vatan evladı cumhurbaşkanı olabilir, ne var ki Erdoğan olamaz, milletin terazisi bu sıkleti çekmez”


– Milletin emeği; Erdoğan’ın kibri, müsrifliği, azgınca yaptığı harcamalar için mi harcanacaktır? Türkiye sanki Sodom ve Gomorra’ya dönmüştür. Sanki Türkiye, Erdoğan’ın mülkü ve miras malıdır.”

Bunlar gibi daha nice örnekler var.

Gerçi Bahçeli, bu sözleri hatırlatıldığında “Geçmişte söylediklerimin arkasındayım” diyor.

Ama bu çok hızlı değişimin nedenini açıklamıyor.

İşin tuhaf tarafı, MHP’lilerin neredeyse hiçbiri çok yakın geçmişle bugün arasındaki farklardan zerre rahatsızlık duymuyor.

Ya kulaklarını tıkayıp yokmuş gibi davranıyorlar ya da bunları hatırlatanlara ağır sözler söyleyerek susturmaya çalışıyorlar.

MHP, bana göre şimdilik AKP’den kaçanların ilk durağı gibi göründüğü için oy oranını koruyormuş hissi veriyor ama seçim zamanı çok fena olacaklarını tahmin ediyorum.