GERÇEK GÜNDEM - İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Tele 1'de Uğur Dündar ile Demokrasi Arenası programının konuğu oldu.

Ekrem İmamoğlu'nun açıklamasının satır başları şöyle oldu:

Uğur Dündar: Belediye meclisinde 2020 bütçesini sundunuz. Eylem planı takdim ettiniz. 6 milyar vadesi geçmiş bir borç yükü, 7.9 milyar bütçe açığıyla belediyeyi devraldık, dediniz. Göreve geldiğimizin haftası maaşlar ödenecekti ödeyecek maaşımız yoktu, dediniz. Umduğunuz ve bulduğunuz çok farklıydı. Vadesi geçmiş ödenmeyen borç ve bütçe açığı yerine yönetilebilir bir bütçeyle devralmış olsaydınız şu andaki süreç içinde ne gibi hizmetler yapabilirdiniz?

Ekrem İmamoğlu: Bütçe yönetimi çok önemli. Kamu bütçesi yönetmek çok daha önemli. Şöyle bir tarif yapıyorum. Kamu yozlaşması yaşıyoruz. Kamu yönetimi, devlet yöneti,mi gerçekten hassas bir alan. Ben kendi işiyle hayatı geçmiş bir insanım. Kamuya yönelik hassasiyetleri de en üst seviyede olan birisiyim. Belediye başkanı olduğum an itibariyle durumun önemli olduğunu yaşadıkça, toplumla yüzleşdikçe şeffaf davrandıkça ne kadar önemli bir görevim olduğunu hissettim ve bu hissiyatla görev yaptım.

Az önce bu ilgi vs. diye tanımladınız. Buradaki ilginin benim için bir yükü var. O da sorumluluk. 1 kuruşuna sorumluluk. Büyükşehir belediyesinin bütün yapması gereken durumlarda titizlik, insana saygı göstermek ve işi layıkıyla yapmak böyle büyük bir görev aslında. Hele belediyecilik bambaşka bir farklılığı olan bir süreç. Çünkü her anında insan var.

İmkanım olsa da her konuyla ilgilensem. Benimle çalışan hiçbir arkadaşım vatandaşı reddedemez. Reddediyorsa benimle çalışmasın. Dolayısıyla böyle özenli bir yönetim süreci belediye başkanlığı.

Büyükşehir belediyesiyle alakalı benim zaten bir tespitim vardı. Bunu zaten dile getirdim. 5+5 yıllık sıkıntılı dönem diye anlatırım hep. Aday olduğum an itibariyle de bu tarifi yaptım. Görevi devraldıktan sonra da.

İlk 5 yıl kötü günlerin habercisi hazırlık dönemiydi 2009-2014 yıllarından bahsediyorum. Ortaya konan hazırlıklardır, bütün süreçlerin içindeki detaylara baktığımızda kötü bir zamanın geldiğini gösteriyordu. Sonra 2014-2019'da çok kötü bir bütçe yönetimi ortaya kondu. Felaket. Ben söyledim geçmişte de görev yapan, layıkıyla dengeli bütçe görevini yapan kim varsa teşekkür ediyoruz. Bunu iyi kullanmak zaten vazifeniz.

2014'te yerel seçim ardından genel seçim. İki defa genel seçim. Sonra referandum, sonra cumhurbaşkanlığı seçimi, seçimlerle dolu bir süreç. Seçim ekonomisiyle bir şehrin nerelere getirildiğini görüyoruz. Konuşan kim varsa herkes biliyor kötü yönetildiğini.

6 milyar vadesi geçmiş, epeyce geçmiş cari borçla devraldık. Bütçe açığı var 7 milyar liranın üzerinde ve bunun yanı sıra tarihe geçmes,i gereken bir husustur, bizim 23 Haziran'da seçimden 10 gün önce de hesaba yatırılıp dağıtılan bir para da var.

O para 1 hafta 10 gün içerisinde dağıtıldı. Biz geldiğimizde çok komik bir para kasada vardı. İBB'yi yöneten hiçbir akıl o parti bu parti bunu yapmaz. Geçmiştki akıllar da bunu yapmazdı. Hiçbir sürece partizan gözüyle bakmam. Ama işte akıl tutulması. Bütçeyi o hale getirmek.

Onlarca durmuş proje. Ben gördükçe üzülüyorum. Niçin başladığını bilen yok. Bir ihtiyaç tespiti yok. Finans yönetimi yok. Onlarca durmuş proje. Sadece biz metro hatlarını konuşuyoruz ama sadece metro hatları değil.

Ben Beylikdüzü belediye başkanlığı yaptım 5 yıl. Bir proje de ortaya yapsaydınız. Böyle taraf olma var. Beylikdüzünde yok, Küçükçekmece'de hiç yok... Bu olmaz. Ben şimdi bütün ilçeleri geziyorum.

İşte o akıl, ara dönemde belediye başkanı olan arkadaşımız "tabii ki metroları bize daha çok oy veren ilçelere yapacağız" demişti. Bu aslında hizmet anlayışının dile geliş biçimi. Hem yanlış projeler hem yanlış yerde, finansı planlanmamış. Bunların üzerine 6 milyar cari borç var.

Bu süreç hem cari açık hem taahhüütte bulunulmuş yükümlülükler bunlar çok kötü bir 5 yıl yaşatılmıştır İstanbul'a. Esas kötü olan geldiğimizde kasada para olmaması. O çok kötü bir durum.

gercekgundem.com'un derlediğine göre Ekrem İmamoğlu sözlerini şöyle sürdürdü; 23'ünde seçildikten 7 gün sonra yatması gereken para 13'ünde niye yatar. Buna nasıl karar verirsiniz. Madem benim seçileceğimi anladınız...

Uğur Dündar: Sayın Erdoğan Refah Partisi'nden belediye başkanı olmuştu. O da temsil ettiği siyasi zihniyetin iktidarda olmamasının sıkıntılarını çekmiştir. Acılarını yaşamıştır. Eli kolu bağlı duruma düşmüş olabilir. Siz bir empati yaparak İBB Başkanlığına geldiğinizde Sayın Cumhurbaşkanının size geçmişte yaşadıklarından yola çıkarak size destek olucu bir anlayışla bakacağını düşünüyor muydunuz?

Ekrem İmamoğlu: Ben hep iyi düşünürüm zaten. Öyle bir tarafım var. Ben hala öyle düşünüyorum. Hala keşke diyorum. Çünkü halden anla en azından değil mi? Bu önemli. Oturarak belediye başkanlığı yapılmayacağını en iyi kendisi bilir diye düşündüm. Bir oturarak belediye başkanlığı yapamam. İki "işine bak", zaten işime bakıyorum. 

94 yılında sayın Cumhurbaşkanı belediye başkanı seçildiğinde Güngören'de dükkanımda misafir ettim. İnsan seçilen bir insanın başarılı olmasını ister. Rahmetli dedem ve babam masada onlara eşlik ettiler, sohbet ettiler. Bu olmalı zaten. Babam orada otururken başarı temennilerini söyledi. Benzer cümleleri çıkarken ben kurdum kendilerine. 23 yaşında eğitim hayatını bitirmek üzere bir gençtim.

Bütün bu duygularla konuştuk. O dönem Refah Partisi'nin ilgisini, özeni bir iş insanı olarak övdüm. Ben iyi hatırlıyorum Sayın Cumhurbaşkanı da oturmadığı için seviliyordu mesela. Ben otursam beni de sevmezler.

Uğur Dündar: Dünyadan size bir destek verildiği sizin geleceğe hazırlandığınız imaları var.

Ekrem İmamoğlu: Şu proje meselesine en çok alınan iki kişi var. Biri annem biri babam. Anacığım beni proje diye dünyaya getirmedi. 60 haneli bir köyde doğdum. Üzülüyorum. Köyde bir komşumuz seçim döneminde aradı, mezarlıkta iki tane kameramanı kovalamış. Bu laflar boş, üzülüyorum.

Milli değerlerimizi düşünüyoruz. Milli olma ve milli davranmanın bence birkaç önemli yansıması olur. Milli olmak bütün maneviyatına bu toprakların tarihine geçmişine sahip çıkmaktır. Yapbozla olmaz. Paramparça etmekle olmaz. Kalıcı ve sürdürülebilir üretim alanları oluşturmakla milli olunur. Sonuçta sükse. Kusura bakmayın birileri sükse yapacak diye biz İstanbul'u yok ettirmeyiz.

UĞUR DÜNDAR: Haydarpaşa Garı, Sirkeci Garı merak ediliyor. Ne durumda?

EKREM İMAMOĞLU: İstanbul kimin Allah aşkına. İstanbul'un sahibi mi vvar? 16 milyon sahibi var. Ben hakkımı vermem. Hakkımı yedirmem. Vallahi helal de etmem. Basit gibi gözükse de ağır bir mesele. Vebali de ağır.

Haydarpaşa Garı, Sirkeci Garı Bu ülkenin, şehrin, milletin anılarıyla süslenmiş gevrek gevrek gülen bir adama emanet edilmeyecek, bu şehrin 16 milyon insanına emanet edilecek değerli bir eser. İBB, herkesin. 16 milyon insanın. Böyle bir eserin manipüle edilerek birine verilmesini anlamıyorum. Ya çok cahilim ya kafam basmıyor. Israrı anlamış değilim. Kamudaki yozlaşmanın bir perdesidir. Yalvarıyorum, istirham ediyorum. 

Vebal altında ezilirler. Her yanlış imzayı atılan ezilmiştir, yalnız imzayı atacaklar eziliyordur. Gevrek gevrek güleceksin, ihalede tarifler yapılacak. Öyle bir şey yok. Yargıda süreç.

Hukukçu arkadaşlarım adım adım gün gün takip ediyor. Biz Türkiye'mizin adalet sisteminden kamu yozlaşmasına dur diyecek bir karar bekliyoruz. Hukukun üstünlüğü adına bu karar önemlidir.

Hukuk herkese lazım oluyor. Son bir hafta kaldı. Biz orada ne yapacağımızı biliyoruz. Sirkeci'nin hemen yanında Sarayburnu'nu gördük. Sarayyburnu'nu dolaşırken kendimi Uğur Dündar gibi hissettim. Dedim arkadaşlara 6 ayda bitecek burası. Haziran'da gireceğiz oraya, Otoparklar işgal vs. İstanbul işgalden 1922'de kurtuldu. İstanbul'un hiçbir köşesini kişiler işgal edemez.  Pırıl pırıl yapacağız orayı.

Yarın Ekrem gidecek. Bir dönem sonra x partiden x kişi gelecek. Kalıcı eser bırakma çabasındayız. Siz bir kişiye biz 16 milyon insana bırakma çabasındayız. Takipçiyiz, vermeyiz. 16 milyon insanın mücadelesi olarak görüyorum. Hepiniz adına oradayım. Yapılan her iyi iş için Allah razı olsun.

UĞUR DÜNDAR: 31 Mart'tan sonra devrim gibi değişim oldu. Büyükşehirlerin önderliğinde CHP'li belediyeler meclis toplantılarını, ihaleleri canlı yayında duyurmaya başladılar. Geçmişteki yolsuzluklar yapanın yanına kar mı kalacak?

EKREM İMAMOĞLU: İsraf diyorum ben. Herkesin terminolojisi farklı. Arkadaşlarıma söylüyorum tespit ettiğiniz her konuda mutlak soruşturma açacaksınız. Tahminle olmuyor. Geçen yıl aynı hizmet aynı birimlerle 42.9 milyon, bu sene 23 milyon. İhaleyi alana ne kadar suç buluruz bilmiyorum.Bu işle ilgili kim varsa soruşturma açacaksınız. Devri sabık değil hak arama meselesi. Bu konuda şüpheniz olmasın. Memleketin düzelmesi için gençlerin ve çocukların bu ülkeye dair umutlarının artaraak büyümesi için bunu yapmak zorundayız.

Herkes iyi niyetle bir şeyler yapıyor olabilir. İnançla söylüyorum, yanlış yapma ihtimalimin olacağı bir an bile olacaksa bu tarz konularda Allah bana hiçbir makamı nasip etmesin. Benim gibi yüz binlerce kişi var bu şehirde, milyonlarca insan var ülkede. Daha yetenkli. Kimse kendini dev aynasında görmesin. Kibirin altında eziliyorlar. İnşallah hiç yalnız yapmayız ve çok iş başarırız. Çocuklar ve gençler özellikle bunu bizden bekliyor.

UĞUR DÜNDAR: Dün gece mesleğe yeni başlıyormuşum gibi duyduğum heyecan nedeniyle gözümü kırpamadım. Makam mevki beklentim yok. Daha mutlu yaşasınlar, başka topraklarda umutlarını yitirip fırsat aramasınlar. Gerçekten yüreğimizi yakıyor. Buraya geldiğimizden protokol görevlilerinizden biriyle tanıştık. Ekrem Bey geldiğinde endişe ediyorduk dedi. Eskisinden daha şevkle çalıştık dedi.

Sosyal yardımların artması bekleniyor.

EKREM İMAMOĞLU: 2020 bütçesinde sosyal yoksullukla ilgili bütçeyi iki katına çıkardık. Deprem var. Mülteci politikaları var. Çok iyi verilerle çözümlerin paydaşı olması konusunda özel çaba yürütüyoruz. Bu süreçte ne yapabiliriz noktasındayız işimizi önemsiyoruz. Etkin rol alacağız. Çevre etkin konulardan bir tanesi. 100 bin çocuğa süt dağıtmak kolay bir şey değil. Neden yapmadınız? Önceliğiniz değildi. Halk Süt de dağıtıyoruz. Sadece süt dağıtmayacağız. Bir aşama sonra kreş için, kadının çalışması için o kapıya gideceğiz. 100 bin çocuğa süt dağıtmakla, bu şehirle bağ kuramamış, yeni göç etmiş aileler. Bu şehir 6 milyon çocuk bakıyor, bakmaya çalışıyor, 5 milyon genci var, 5 milyon yetişkini var, 1 milyon 50 bin civarında üniversite öğrencisi var.

30 bin öğrenciye burs veriyorum. Arkadaşlar eğitim yardımı de diyor. Teknik zorlukları var. Bir anda olmuyor 75 bin yapacağız. Bu kent yoksullukla yaşamasa niye 100 bin çocuğa süt vereyim. Önce hayata sağlıklı tutunmasını sağlamak. Sosyal politikalar önemli, kreş meselesini önemsiyorum, eşim de çok önemsiyorum. Vakıflar, dernekler, iş insanları katılacak. Büyük bir kısmını bu şehrin insanların katkıları ile yapacağız. 150 kreş demek 16 bin 17 bin çocuğun okul öncesi eğitime katılması, bir o kadar annenin evine ekmek götürmesi demek.

Bize diyorlar ki bedava ekmek, bedava su. Hepsi olacak. Günün sonunda hızlı bir şekilde tanımlanan aile sigortasını hızlıbir şekilde oturtmuş olacağız. Kadın Sığınma Evi'ni İstanbul'da ilk defa aldık. İhtiyaç var. Kadın sığınma evine geldi. Çocuğuyla beraber kurtardık. Hadi bakalım sokağa yok. Rehabilite ediyoruz. Kemerburgaz Kent ormanını sen yapmadın diyorlar. Allah'ın lütfu. Muazzam bir yer. Tamamını bir sene sonunda bitirmek istiyoruz. 6-7 sene niye açmadınız. Üzülüyorum niye açmadınız.19Mayıs Gençlik Spor Bayramı'nda açacağız dedim arkadaşlara. Maslak'ın yanında orman var. 1 milyon metrakare ormanımız var.

Ocak ayında 2 tane konu geçireceğim Meclis'e. Orayı Atatürk Kent Ormanı yapmak istiyorum. Yılldardır yılan hikayesi. 2020 için Kurbağalıdere diye bir sorun kalmayacak. Titiz olmak ve odaklanmak. Aynı zamanda o olanları birer yaşam vadisine dönüştüreceğiz. Özellikle çevresindeki alanlarla birlikte Ayamama deresini bitireceğiz. 2020 içinde yol alacağız. Biz şehrin içindeki yeşil alanları en güçlü hale getirmek istiyoruz. Beylikdüzü'nde 700 bin metrekarelik alan yaptık. Bize faydası ne diyorlar? Eşiyle kavga edecekse, sinirliyse kadın olsun erkek olsun 1 saat burayı gezsin ilk işi eşine sarılıp öpmek olacak.

UĞUR DÜNDAR: Biz gerçekçi insanlarız soruşturmacı gazeteciler. Sizin İstanbul'da ille yapmayı düşündüğünüz, niçin yapmadımdiyeceğiniz proje nedir?

EKREM İMAMOĞLU: Çarçur edilen paralarla başka şeyler öncelenseydi başka bir İstanbul olurdu. Tarihi Yarımada var. 25 yıldır ne yaptınız? Bir cevap bulamıyorum. Bütüncül bakıldığında Yedikule'den Balat'a surlarda insanları gezdiremiyorsanız bostanlıklarda, tarım alanlarının kenarında nefes aldıramıyorsanız... 75 milyarla neler yapılır İstanbul'da.

Mesela Surlar... Yarın sabah Roman vatandaşlarımla çalıştayım var. Sulukule'de ne yaptık? Yolladık Roman vatandaşlarımızı mutsuz ettik. Birilerine hayal sattılar lüks konutlar. Onları da mutsuz ettik. Sulukule gitti. Yüz yılların beslediği geleneği yok ettik. Bir şeyler tasarladılar. Çakma ve dayatma. Sanki bu günü hatırlatıyor.

İnsanlar aldatıldı. Aldatılmayın diye çaba gösteriyorum. Tarihi Yarımada'yı bambaşka bir konuma getirmek istiyorum. UNESCO'yu ziyaret ettim. Başındaki bir Alman, çok da sert bir hanımefendi. Bize bambaşka bir sevgi ve saygıyla yaklaştı. Tarihi yarımadayı bize bir anlatışı var. Bizden daha iyi yaşıyormuş gibi. En önemli projelerimizden biri Salacak Sahili.

Büyük projeler falan İstanbul'un ihtiyacı yok. İstanbul'un korunmaya ve geliştirilmeye ihtiyacı var. Çocuklarımızın ve gençlerimizin ümitlendirinin filizlendirildiği bir sürece ihtiyacımız var. 

Kızıma sürpriz yapayım istedim. Anaokulu çocuğu teneffüse çıkmışlar. Hesap sorar gibi: "Sen İmamoğlu musun ona mı benziyorsun? Babam sana oy verdi." Hesap mı soruyor? Gözüm sende der gibi. Çocuklar ve gençler mükemmel. Arıza kimde?

Taksim Meydanı. Beyoğlu, Galata... Bu tarihi alanların yakışır bir şekilde vatandaşlar için bir arada yaşama tutunma, buluşma, uzlaşma bilincinde olacakları alana dönüştürmek. Bakırköy Meydanı, Bağcılar, Üsküdar Meydanı beton. Orada bir meydan var gitmesek de görmesek de. Bu konuları halka soracağız. Proje yarışmaları açıyoruz. Sabah erken saatte kalkıp geç saatlere kadar çalışmamın en büyük enerjisi İstanbul'da üretilecek pek çok iş olması. Bunların bir anönce bitmesi. İçimde öyle bir enerji var ki yürüyerek Beylidüzü'ne giderim baka baka. Meydanlar, parklar, eğitim yuvaları... İstanbul Otagarı bir meseledir. Ele geçirilmiş vardır. Yayın hayatında olsaydınız 20 tane haber yapardınız.

500 bin metrelik otogarın etkisi: Yakın çevresi suç odakları. Karşı mahallesi. Tzkoparan vs. Bir önce taşımak isityoruz. Bir an önce taşımak istiyoruz. Habipler'e... Harem'i. Dünyanın en güzel yeri. Orada bir alan oluştursak. Üsküdar'a kadar minik bir raylı sistemle gezdirsek. Tramvayla Üsküdar'ı bağlasak. Mimarlar başka şey düşünebilir. Bunun aksini yapan çarpılır. Ben inançlı adamım. Heyecan ve inançla anlatabilirim. Silivri'yi de anlatabilirim. Tarımı anlatabilirim. 151 köyümüz ile güvenli gıda ulaştırmak bu kente. 

Oraya giden İstanbul'luların arabalarını ürettiği parkı olacak. Köylüler ürettiğini satacak. Üretim zinciri. Sözüm ona Kanal İstanbul'un olduğu hattaki bir köyü bulun. Metruk bırakmışlardır orayı. Hemen adam edelim. Hayal olarak derken başladık yapıyoruz. 8 metro hattının 3'ünü başlattık. Boşuna dış ülkelere gitmiyorum. İşim gereği gidiyorum. Öyle bir program koyuyorlar ki bir lokmamızı yiyor ya da yemiyoruz. Saygın görüşmeler yapıyoruz. Çok da verimli.

16 milyon İstanbulluyu herbirinizi birer demokrasi kahramanı olarak görüyor. Demokrasi adına İstanbullunun hamlesini Avrupa kendisin için umut görüyor. Bunun altında yatan cumhuriyetin değerleri var. Bunun altında değerler var. Atamızın kadına seçme seçilme hakkının vermesi gibi. Demokrasi mücadelesi veren hayatını kaybetmiş yazarlarımız, aydınlarımız, haksız yere idam edilmiş devlet insanları var. Kolay bir süreç yaşamadık büyük emekler verdik. Demokrasi adına kabiliyetinizin verdiği güçle oturuyorum. Gönül ister ki borçlanmadan yapalım. Gezmeye falan gitmiyorum. İstanbul'da sadece bu hatları değil başka metro hatlarını da ortaya koymamız lazım. Lastikli taşıma yapan servisçilere varıncaya kadar onların çalıştayını yaptık. 17-18'de ulaşım çalıştayı yapıyoruz. Halka açık bunların hepsi. Ocağın illk haftası herkesi bekliyoruz. Geniş geniş Kanal İstanbul'u konuşacağız. Deprem platformunu kurduk. Elimizde sihirli değnek yok ne yazık ki 20 yılı boş geçirdik.

Bu şehrin deprem sorununu çözmenin yerine İstanbul'da 1 milyon civarında konut stoğu olduğunu düşünüyorum. Atıl. 150-200 bini birinin ikinci evi, yazlığı, kışlığı olabilir. Ciddi sayıda boş konut var. Kanal İstanbul'un etrafında 1 milyon 150 bin konutluk akıllı kent yapılacakmış. 1.2 milyonluk. Bu gazete yazıyor. Bu akıl tutulması. 50 bin bina çok riskli bina diye kayıtlarda bulunuyor.

Bu kentte bir ev sıkıntılıysa sakatsa mış gibi yapmayacağız. Yüzleşmek zorundayız. 50 bin bina diyorum daire demiyorum. 50 bin yapının çok riskli olduğu bir şehirde tahmini can kaybını 12 bin - 13 bin diye yazsam gülersiniz. Allah korusun depremden. 20 seneyi boş geçiriyoruz, geçirdik. Dünyanın en etkin, en bol sermayenin kullanıldığı, küresel krize kadar olan dönemde bu kent için fırsatı kullanmadık.

Bu işin bilim insanlarının, arkadaşlarımın tavsiyelerine göre bu ülkeye maliyeti 200 milyar doları bulur. Moral, can kaybı açısından. Dünyanın bir sorunudur. Avrupa Türkiye'nin bir parçasıdır. Türkiye'de Avrupa'nın bir parçasıdır. Seferberlik yapmalıyız. Ekrem İmamoğlu'nu deprem toplantısına çağırsan ne olur çağırmasan ne olur Haberim olsa bacadan girerim. Şimdi bile giderim. Sorun çözeceğiz. Deprem platformu kurduk. Biz oturup birkaç kişi büyükşehir binasına kapanarak sizden habersiz iş çevirecek kadar akılsız değiliz. Bu süreçteki tüm ortamlara demokrasiyi kuracağız. İnanç masası kurduk. Cemevleri ibadethanedir. Getireceğiz İBB Meclisi'ne. Bu ve bunun gibi hamleleri yaparsak bu şehri barıştırırız. Sadece fiziki projeler değil gönülleri birbirine bağlayan güzel işler yapmalıyız. 

"Cumhuriyet Bayramı öyle kutlanmaz". Bal gibi öyle kutlanır. Bayram dediğin omuz omuza kutlanır. Eski fotoğraflara bakıp imreniyoruz. 1930'lara 40'lara bakıyoruz. Mücadelenin bireyi olarak kutluyorlar. Ben bunun kıymetini bilerek bayram kutlayacağım tabii. Farkında olmayan vatandaşıma da bunu göstereceğim. Bu bayram bizim diyeceğim. Gel sarıl. Bu bayram bizi bir arada tutuyor. Bu hiç zor değil. Anne Diyarbakır'da bir annemiz öyle sarıldı öptü ki senin kadar sıcak sarılmadı, alınma dedim anneme. Bir şehre gidiyorum ağlıyor. Beni gördüğü için değil umut hissettiği için ağlıyor. Yarın bir başkası gelecek bu göreve.

Sakın bana güvenmeyin. Ben size güveniyorum. 16 milyon insanı dışarıda bırakmıyorum. Siz de bırakmayın.

UĞUR DÜNDAR: 13 Aralık 1935 merhum prof. Dr. Türkan Saylan. 13 Aralık 1943 Bakırköy doğumlu Tarık Akan. Doğum günü. Onları saygı ve minnetle anıyoruz. Tarık Akan'ın adının yaşayabileceği bir meydana adının verilmesi sanatseverleri mutlu edecektir. Sizden rica ediyorum.

EKREM İMAMOĞLU: Çok küçük yaşlarda izleyip onun gibi olur muyum dediğim sanatçı. Bunun hafızamızda olduğunu bilin. Doğru yerde, doğru zamanda olması lazım. Hazır olduğunda Meclis'e sunarız. Hafızamızda. Kenter tiyatrosunu gördüğümde çok üzülmüştüm. Orayı yine Kente Tiyatrosu olarak İstanbul halkının hizmetine sunmak istiyoruz. Kenter Tiyatrosu'nu yaşatmak sanatçıların ilelebet yaşamasını sağlamak. Simgesel olarak çok büyük. Bu ve bunun gibi sorumluluğu üstlenmekten çekinmeyeceğimizi bilin.

UĞUR DÜNDAR: Görev süreniz bittiğinde nasıl bir İstanbul vaat ediyorsunuz? 

EKREM İMAMOĞLU: Dünyanın en demokrat belediye başkanı olmak istiyorum. Dünyanın en cesur demokrasi uygulamalarını bu şehirle beraber sizlerle hayata geçirmek istiyorum. Demokrasi dediğiniz şey özgürlük, mutluluk, paylaşmak, ortak akıl, şeffaflık. İstanbul senin duygusunu halkına vermek. Orada çok iyi şehir partları, kültür sanat yaşamı ortaya çıkar. Çocuklar bütün yeteneklerini ortaya koyar. Potansiyeli yüksek bir kentte müreffeh, refah bir yaşam yaratırsınız. Toplum körlükten kurtulmalı. Görme engeli olan kardeşlerimiz yanlış anlamasın. Ninemi, babaannemi, dedemi dinleyerek büyüdük. Seferberlik yıllarını anlatırlardı. Günün koşulları başka tabii ki seerberlik. Çevre, ekonomi, işsizlikle ilgili seferberlik. Eğitim seferberliği. Bana diyorlar ki sevgi pıtırcığı. Bir yönetici yaşama tutunma adına oradaki insanlara moral vermeyecek de ne yapacak? Allah yüzümdeki gülücüğü eksik etmesin. İstanbul'da her şey İstanbulluları mutlu edecek. Kesinlikle Her Şey Çok Güzel Olacak. 

UĞUR DÜNDAR: 31 Martta ve sonrasında sessiz bir devrim gerçekleşti. Şeffaf, hesap verebilir bir belediyecilik anlayışı yayılmaya başladı. Siz ve Mansur Yavaş bey bazı çevreler tarafından kıyaslanma konusu yapıyorsunuz.

EKREM İMAMOĞLU: Mansur Beyle fırsat buldukça görüşüyoruz. Bazen birbirimize mesaj bile atıyoruz. Bilgilendirmeyi seven bir belediye başkanımız. Güzel bir huyum var. Hayatımda hiç kıskanç olmadım. Beni en çok 10 büyükşehir belediye başkanı arkadaşımın çok başarılı olması beni mutlu eder. Kendi aramızda da bunu konuşuyoruz. Türkiye'nin yüzü bize dönük. Mansur Bey'in başarısı benim elimi rahatlatıyor, mutlu ediyor. Elimde olsa her gün kucaklarım. Buradan kucaklıyorum.