Cumhuriyet Halk Partisi Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) üyesi ve İzmir Milletvekili Mahir Polat kongre süreci ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Kongrede “uzlaşı adayı”ndan yana olduğunu belirten Polat, “Genel Başkanın çabalarının bağlayıcı olacağına inanıyorum. İzmir gibi, İstanbul gibi önemli kentlerde genel başkanın doğru yönlendirici kararlar vermesi kadar doğal bir şey olamaz. Bu yönlendirme ilçe kongrelerinin ardından olabilir. Kendisi muhtemelen hangi yapıların çıktığını izleyecek ve neticesinde bir anlayış ortaya çıkar. Çıkan sonuç ile ilgili tavsiyelerini muhakkak söyleyecektir” dedi.

CHP Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) üyesi ve İzmir Milletvekili Mahir Polat, SonSöz TV’de yayınlanan “Günaydın Ege” programında gazeteciler Fatih Yapar ve Aslı Eren’in sorularını yanıtladı.

Polat’ın gündeminde Suriye’nin kuzeyine yapılan Barış Pınarı Harekatı sonrası yapılan, anlaşmanın yanı sıra CHP’de takvimi işleyen kongre süreci ve Kozak Yaylası’nda üreticilerin yaşadığı problemler vardı.

KONGRE DEĞERLENDİRMESİ: GENEL BAŞKAN TAVSİYELERİNİ SÖYLEYECEKTİR

İzmir’de işleyen kongreler takvimini değerlendiren ve gönlünün “uzlaşı adayı”ndan olduğu belirten Polat, “Ben Bornova Evka-3 Mahallesi’ne kayıtlı bir üyeyim. Mahalle seçimi hangi gün ise orada olacağım ve oyumu kullanacağım. Mahalleler oluşmadan, ilçeler oluşmadan böyle bir değerlendirme yapmak doğmamış çocuğa don biçmektir. Partililerin iradesini mahalle ve ilçelerde bir görmek lazım. Gönlüm uzlaşıdan ve herkesin memnun olacağı, şölen havasında bir kongreden yana. Genel Başkanın çabalarının bağlayıcı olacağına inanıyorum. İzmir gibi, İstanbul gibi önemli kentlerde genel başkanın doğru yönlendirici kararlar vermesi kadar doğal bir şey olamaz. Bu yönlendirme ilçe kongrelerinin ardından olabilir. Kendisi muhtemelen hangi yapıların çıktığını izleyecek ve neticesinde bir anlayış ortaya çıkar. Çıkan sonuç ile ilgili tavsiyelerini muhakkak söyleyecektir. Partimiz iktidara yürüyor. İktidara yürürken parti içerisinde fay hatlarının oluşmasını istemiyorum. Ele ele, sıkı sıkı, yumruk gibi bir parti görmek istiyorum” dedi.

DENİZ YÜCEL İÇİN NE DEDİ?

Mevcut başkan Deniz Yücel’in performansını değerlendiren Polat, “Deniz başkan ile iki yıl çalıştık. Kendisi ile kişisel hiçbir sorunum yok. Tunç Beyi de çok severim. Gönül ister ki Deniz Bey devam etsin ve edecekse Tunç Bey ile omuz omuza yürüsünler. Devam etmeyecekse aile ile omuz omuza olacağı bir süreç konulmalı. Bunlar Deniz Bey’in önümüzdeki süreçte il başkanlığında olması ya da olmaması ile ilgili bir değerlendirmedir. İşin özü partinin kongreden güçlenerek omuz omuza çıkmasıdır. Uzlaşı adayının çıkmasını temenni ediyorum. Sosyal demokratlar çok dayak yediler, ağzımız burnumuz kırıldı. İktidardan çok uzak kaldık. İktidara gidiyoruz ve heyecanımız çok yüksek. O yüzden eskinin alışkanlıları ile kavgalarla gidemeyeceğimiz aşikar. İktidar yürüyüşüne gölgeleyecek davranışlardan uzak durmalıyız. Yeni bir siyaset öreceğimizi düşünüyorum. Yeni siyasette eskinin alışkanlıklardan arınmalı, kongre süreci partinin büyütülerek çıktığı ve bu dönemde iktidara yürüyen partinin kadrolarını yetiştirdiği ve eğittiği bir süreç işlemeli. İzmir’de siyaset yapıyorum ve siyaseti domine eden bir İzmirli siyasetçi görebiliyor muyuz? Yok. Biz sosyal demokrasinin başkenti gibi görülsek de bir şeyleri eksik yapıyoruz. Yeni kadrolar yetiştiremiyoruz. Çıkacak her gencin partiyi daha ileriye taşıyacak süreçler yaşaması gerekiyor. İngiliz İşçi Partisi’nin işçi sınıfından vazgeçmesinin ardından sosyal demokratlar yeni bir sınıf tanımı yapamadı. Sosyal demokraside üçüncü yoldan bugüne işçi sınıfı ve emek eksenli tanımlamalar yok. Beyaz yakalıları nereye koyacağımızı bilmiyoruz. Sosyal demokrası başkenti isek İzmir’den bunu yapabiliriz. Umarım ki bunu yaparız ve bu ülkeyi yönetecek kadrolar çıkarırız” dedi.

ESKİ BELEDİYE BAŞKANI NASIL İHRAÇ EDİLDİ?

Polat, üyesi olduğu Yüksek Disiplin Kurulu’nın Çeşme eski Belediye Başkanı Faik Tütüncüoğlu, eski Gençlik Kolları Başkanız Enis Tepekule ve İl Disiplin Kurulu Üyesi Erdoğan Atılmış için aldığı ihraç kararı ile ilgili olarak ise parti işleyişinin önemine vurgu yaptı. Polat,  “Disiplin kurulu kararları kesin kararlardır ve tartışmaya açık değildir. Bunu bir üst mahkeme gibi düşünün. Karar kesinleşti. Yargı yolu açıktır. Benim ya da herhangi bir disiplin kurulu üyesinin disiplin ile ilgili eleştiri yürütmesi yada il başkanı üzerinden eleştiri yapması bu işin doğasına aykırıdır. İldeki disiplin kurulu üyesi dahi il başkanını eleştiremez. Herkes disiplin kuralları içerisinde işini yapacak. Onun ya da benim işim partinin genel başkanının ya da il başkanının yaptıklarını kamuoyunda paylaşmak ya da eleştirmek görevimiz değil. Kaldı ki biz partinin partililer tarafından kamuoyun önünde eleştirilmesini disiplin suçu olarak sayan bir partiyiz. YDK’nın farklı kentlerden oluşan 15 üyesi bulunuyor.  “Bu dosya benim ilimin” deyip dosyaya el koyamıyorsunuz. Önemli olan üyelerin o dosya ile ilgili ortak kanaat oluşturmaları. Oylama yapılır ve çoğunluk kararı alınır. Dolayısıyla İzmir için alınan karara benim müdahilliğim söz konusu değildir. Orada 15’te 1’im. Emin olun ki oradan çıkan kararlar vicdani kararlardır ve partinin vicdanını yansıtır. Hiç sevmediğiniz bir dosya da gelse kabullenmek zorundasınız.

Kişisel olarak dosya YDK gündemine alınana kadar Faik Bey’in ya da il disiplin kurulu üyemizin dosyasına bakmadım. Ne olmuş, ne bitmiş etkilenmem ondan. Dosya gündeme alınıp işleme geçmeden önce dosyayı okurum. Ona göre kişisel kanaatimi kimseden etkilenmeden veririm. Verdiğim kararlar da bugüne kadar kentte bir tartışma yaratmadı. Bu durumu şahsileştirmiyorum ve bir politik araç olarak kullanmıyorum çünkü.  Disiplin kitle partilerini bir arada tutan önemli enstrümanlardan birisidir. İdeoloji partisi değil, bir anlayış ve kitle partisiyiz. Dolayısıyla parti disiplini olmazsa olmazımızdır. Önümüze yine İzmir ile ilgili bir dosya geldiğinde –umarım gelmez- bu koşullarda değerlendiririm.  YDK’da iki dönemdir çalışıyorum ve hiçbir şekilde vicdanlarımıza leke düşürecek bir karara imza atmadık” dedi.

RÖVANŞİST DUYGULARI VE DİSİPLİN SOPASINI AYIRT EDEBİLİYORUZ

Özellikle kongre süreçlerinde kendilerine çok iş düştüğünü söyleyen Mahir Polat, “Partide rövanşist duygular içinde disiplin dosyaları olabiliyor. Onu ayırt edebiliyoruz. Siyasal amaçla disiplin sopası göstermeyi de ayırt edebiliyoruz. Bu yüzden onların insanların il ve ilçe seçimlerinde seçme ve seçilme hakkına kastedecek bir şeyi gündemde tutmuyoruz. Kimse bu durumu disiplin sopası olarak kullanmasın. Buna da izin vermiyoruz.  Dosya alındığında objektif incelemeye geçeriz. İl disiplin kurulunun karar verme biçimine de bakarız. Kentte olduklarından arkadaşlar subjektif kararlar verebiliyor. Bu sadece İzmir için geçerli bir şey değil. Her yer için aynı. Dosyadaki mevcut delil durumuna bakılır, istenen ceza ile orantılı bir ceza mı verilmiş ona bakılır. Bazen il disiplin kurulunun verdiği ihraç kararlarına uyarı verebiliyoruz. Yükseltmiyoruz, düşürdüklerimiz daha çoğunlukta oluyor. Disiplin kuruluna gönderilen kişinin verdiği ifade samimiyet, pişmanlık bunlar da bizim için etkili faktörler” dedi.

BAŞKANLARIMIZIN BİRÇOĞU GURUR DUYACAĞIM İŞLER YAPIYOR

Belediye başkanlarının performans ile ilgili konuşan Mahir Polat, “başkanlarımızın birçoğu ile gurur duyacağım işler yapıyor. Mesela Menemen Belediye Başkanı hiç beklemediğim bir performans içinde. Enerjik ve dinamik. Sosyal demokrat belediyecilik anlayışına yeni ufuklar katabilecek bir isim. Beydağ başkanımızın halkçı yönetim anlayışı takdire şayan. AKP, Türkiye çapında belediyelerdeki derin hezimeti sonrası bizim en güçlü olduğumuz noktalardan üzerimize gitmeye çalışıyor. İstanbul, Ankara üzerinden gitseler o derin yenilgi daha fazla gün yüzüne çıkacak. “En iyi savunma saldırıdır” mantığı ile tabanlarını diri tutmaya çalışıyorlar. Basın, polis… Her şey onların elinde. Ve hatta devletin istihbarat örgütlerini kullanarak bütün argümanları çıkarıp basına servis edecek durumdalar. Biz onlarla ilgili daha az bilgi sahibi olabilirken onlar her şeyimizi bilebiliyorlar. İzmir üzerinden de kıyamet gibi senaryo üretebiliyorlar. Karaburun Başkanı İlkay Hanım orada cinsiyetçi söylemleri olan bir okul müdürünü deşifre etmesinden kaynaklı olarak orada farklı bir saldırı var. Tüm kadınların İlkay hanıma sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum. Belediye başkanlarımızın tamamı daha dinamik ve hareketli görünüyorlar. Başkanlarımızı seçim galibiyetleri faaliyetleri ile taçlandırırlarsa iktidarın yolu açılmış olur” dedi.

KOZAK YAYLASI YORUMU: BAKANLIK ÇÖZÜM ÜRETMEDİ

Kozak Yaylası’nda Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin verdiği sözleri tutmadığını belirten Polat, “yaz boyu o bölge ile ilgilendim. Vatandaşın sesinin duyulması için çabaladım, soru önergeleri verdim. 17 muhtar ile yapacağımız basın açıklaması öncesinde ancak Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli konuya müdahil oldu. “Çözeceğim” dedi, ama Ankara’da onları altın madeninin kayyumu ile birlikte onları ağırladı. Sonrasında hiçbir çözüm üretmediler. Kendisi bu toprakların çocuğu ve çok sefer uyarılarda bulunduk. Şu ana kadar yürütülen hiçbir bilimsel çalışma yok. Ciddi bir zenginliği olan Kozak Yaylası köylüleri madenlerde işçi olmak için sıraya giriyor. Kozak Yaylası’nı dinleyen bir tek İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı var. Oraya fıstıkçılık araştırması ile ilgili istasyon kurulması için ön protokoller imzalandı, meclisten geçti. Tunç Bey sözünü yerine getirmiş oldu. Aynı şeyi kestane için yapıyoruz. Ağaçlar kuruyor ve iç pazarı karşılamayacak durumda. Çin gibi bazı ülkelerden kestane ithal etmeye başladık. Bu bizim çok önemli bir değerimiz” dedi.

ANLAŞMA İÇİN: ASKER NE KADAR BAŞARILI İSE DIŞİŞLERİ O KADAR BAŞARISIZ

Kuzey Suriye’deki Barış Pınar Operasyonu’nun Amerika ile yapılan anlaşmayla durudurulmasını değerlendiren Polat, “Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan yazdığı  mektup bizim ulusal onurumuzu rencide etmiştir. Trump’ın tweetlerinden gördüğümüz üzere Rahip Brunson serecinde Türkiye’nin tehditlere boyun eğdiği ve Amerikan’ın ülkemize operasyon yaptığı ortaya çıkmış oldu. Varılan anlaşmada kapalı kapılar ardından ne konuşuldu bilinmiyor. Soru işaretleri ile dolu bir anlaşma. Demokratik bir ülke olsaydık ne olup ne bittiğini, ne tartışmalar yaşandığını öğrendirdik. ABD bölgede askeri varlığını sınırlandırdı ve orada rejimin ve Rusya’nın olmadığı bir anlaşma çatırdamaya açıktır. Türkiye’nin Rusya ve rejimle bu durumu konuşması gerekiyor. Türkiye kendi bekasına karşı bir terör tehdidi ile karşı karşıya ve burada güvenlik koridoru kurması hakkıdır. Ancak ordumuzun harekattaki başarısına diplomatik başarı eklenememiştir. Askerimiz ne kadar başarılı ise Türk dışişleri o kadar başarısız. Çünkü ulusları toplumun bu operasyonu desteklemesinde maalesef istenen sonuç alınamamıştır. Bu da ayrıca gözden geçirilmeli.17 yıllık iktidarda n ne yurtta sulh bıraktılar ne de cihanda sulh kaldı. Barışık olduğumuz tek komşumuz yok” dedi.