Ankara'nın Çubak İlçesi'ne bağlı Akkuzulu Köyü'nde 21 Nisan 2019 tarihinde düzenlenen şehit cenaze töreninde, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu linç edilmek istendi.

Korumaları ve CHP milletvekilleri, genel başkanı güçlükle bir eve götürebildi. Olay öncesi, olay anı ve sonrasına ilişkin kamera görüntüleri, saldırının planlı ve organize olduğu izlenimi yarattı. Linç girişiminde yer alan ve ifadeleri bile neredeyse kelime kelime aynı olan saldırganlardan tutuklananda olmadı. Aradan tam 153 gün geçti. Bütün bilgi ve belgeleri, görüntüleri ortada olmasına, olayı bazı bakanlar, üst düzel komutanlar, emniyet mensupları da görmesine rağmen bugüne kadar iddianame hazırlanmamasını CHP'liler “skandal” olarak niteliyor, bu duruma şaşırıyor.

BENİ KİMSE ÇAĞIRMADI

Sözcü yazarı Saygı Öztürk Kılıçdaroğlu'na saldıran Osman Sarıgünle konuştu. İşte o yazı:

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu yumruklayan Osman Sarıgün'le konuştum. O da “Bugüne kadar iddianamenin hazırlanmamasına, mahkemeye çağrılmamama ben de şaşıyorum” diyor ve şöyle devam ediyor:

“Adalet beni de mağdur etti. Pazartesi ve perşembe günleri jandarmaya gidip imza atıyorum. Ankara'dan bir avukat geldi, imza atma işini kaldıracağını söyledi ama daha kaldırılmadı. 12 Eylül 2019'a kadar imza atacağım söylenmişti. Sürem doldu. Şimdi de 22 Ocak'a kadar imza atma zorunluluğu getirildiği söylendi.” Bir türlü davasının açılmamasını soruyorum. Şu karşılığı veriyor: “Beni daha savcılıktan veya başka bir yerden çağırmadılar. Vallaha bilmiyorum niye çağırmadıklarını. Ben de bu duruma şaşırıyorum.” Yaşananlardan dolayı pişmanlık duyup duymadığını sorduğumda Osman Sarıgün şunları anlattı:

BAŞTA BANA KORUMA VURDU

“Pişmanlığım şöyle. Ben mağdur oldum. Çalışmaya gidemiyorum. Pazartesi-Perşembe günleri imza olunca bir yere çalışmaya gidemiyorum. Alnımın emeğiyle çalışıp yiyen insanım. Kimseden para istemiyorum ama çalışamadığım için de mağdurum. Savcılıkta verdiğim ifadede pişman olduğumu, üzgün olduğumu belirtip özür de dilemiştim. Yalnız ben değil, köyden 58 kişi haftada iki gün imza vermeye gidiyor. Çubuk'un içinde de aynı durumda olanlar var. Böyle bir olaya sebebiyet verdiğim için bana kızan da var, kızmayan da var. Bazıları ‘Başımıza gelen hep senin yüzünden oldu' diyor. Sohbetlerimizde kimileri de ‘Yapmamalıydın' diyor. Aslında başta bana koruma vurdu. Ben de ona vurdum gözlüğünü kırdım. Korumaya bir daha vurmak istedim. O gözlüğünü almak için eğilince ‘Eyvahh' dedim. Kılıçdaroğlu'nu karşımda gördüm. O anda iş işten geçti.”

ELİNİ ÖPMEMİ SÖYLEDİLER

“Siyasetçi olarak, Kılıçdaroğlu'nu sevip sevmediğini” sorduğumda, “Devlet adamı, bir parti lideri. Benim neyime gidip ona vurmak? Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde de oyumu CHP adayına vermiştim. Bir kızgınlık anında vurmuş oldum. Kendisine kastım, garezim yok. Ama biz yanlış yaptık. Sizin de elinizden geliyorsa jandarmaya gidip imza verme zorunluluğumun kaldırılması için bana yardımcı olun” diyor.

Kendisine, “O benim görevim değil. Ama mağdur olduğunu söylüyorsun onları yazarım” dediğimde, 5 aydır imza için jandarmaya gittiğini hatırlatıyor ve şöyle devam ediyor: “Kılıçdaroğlu'na mektup yaz, özür dile, git elini öp diyenler de oldu ama ben gitmiyorum, tedbirli davranıyorum. Belki dedim bu taraf öyle diyor bu taraf böyle diyor, yarın birileri de çıkıp bu işleri parayla mı yaptığımı söylerler. Nitekim bana para teklif eden de oldu. Ama bu kişi AKP'li mi, CHP'li bilmiyorum. Bir daha da gelmemelerini söyledim.”

Osman Sarıgün'e, “İnek hırsızı olduğuna ilişkin haberlerin doğru olup olmadığını sorduğumda, Savcılıktan “Temiz kağıdı”
aldığını ve vekalet verdiği iki avukatın, bu iddiada bulunanlar hakkında dava açacağını öne sürüyor.

İNEK HIRSIZI DİYORLAR

“İnek hırsızı olduğum tamamen uydurma. İftira atanlara da dava açacağım. Yarın gel, savcılık kağıdını sana da vereyim” diyor. Sonuçta, CHP'liler gibi Osman Sarıgün de iddianamenin hazırlanmamasına, davanın başlamamasına şaşırıyor.