Bir yılı aşkın süredir tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını ülkelerin sağlık hizmet kapasitelerini zorladı, cinsel sağlık ve üreme sağlığına (CSÜS) yönelik hizmetler öncelikle sunulması gereken hizmetlerin dışında bırakıldı.

Tüm uluslararası belgelerde CSÜS haklarının sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanmasına rağmen Türkiye, imzacısı olduğu bu uluslararası belgeleri de görmezden geldi.

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) hazırladığı Covid-19 10. Ay Raporu’nda Prof. Dr. Türkan Günay, CSÜS üzerine çarpıcı verilere değindi.

BirGün'den Seda Balmumcu'nun haberine göre, Günay’ın hazırladığı raporda modern doğum kontrol yöntemi kullanımında yüzde 10’luk azalma, yaklaşık 49 milyon kadının daha gebelikten korunmak istediği halde modern doğum kontrol yöntemlerine ulaşamamasına ve 15,5 milyon kadının daha istenmeyen gebelik yaşamasına yol açacağı belirtildi.

Raporda ayrıca pandemi sürecinde istenmeyen gebelik sonucu evde yapılan sağlıksız düşüklerde yüzde 10’luk bir artış olmasının da bin anne ölümünün daha eklenmesi sonucunu doğuracağı vurgulandı.

HİZMET KESİNTİSİ ÖLÜMLERİ ARTIRDI

Prof. Dr. Günay, kriz durumlarında CSÜS haklarının geri plana itildiği, bu dönemde öncelikle sunulması gereken temel hizmetler içine alınmadığını ve geçmişteki salgınlarda sağlık hizmetlerinin kesintiye uğramasıyla salgın dışı hastalıklardan kaynaklanan ölümlerin arttığının görüldüğünü vurguladı.

Pandemi dönemindeki evde kalma kısıtlamaları sırasında korunma yöntemlere ulaşamama ve aile içi şiddetin varlığı, istenmeyen gebeliklere neden olabildiğini belirten Günay, Kadınların; seyahat kısıtlamaları, ev içindeki sorumluluklar, virüs kapma korkusuyla sağlık kurumuna gitmek istememe gibi nedenlerle istenmeyen gebeliklerin sonlandırılması için belirlenen yasal sürede sağlık kuruluşuna başvuramadıklarını ifade etti.

Günay, bazı yönetimlerce, kürtaj gibi üreme sağlığı hizmetlerinin gereksiz görülerek sınırlanması, gönüllü cerrahi sterilizasyon, Rahim İçi Araç (RİA), iğneler gibi uygulama gerektiren uzun etkili doğum kontrol yöntemlerinin kısıtlanmasının gündeme gelmesiyle bu dönemde istenmeyen gebeliklerin sonlandırılması için tıbbi düşüğün önemli bir alternatif olarak gözden geçirildiğini belirtti.

İngiltere ve Galler’de aile hekimlerine ya da doğum kontrol kliniklerine telefonla başvuran kadınlara evde tıbbi düşük için gerekli hapların; gebelik testi, ağrı kesici, sonlandırma sonrası kullanacağı doğum kontrol haplarıyla birlikte postayla ulaştırıldığına değinen Günay, “Ulusal istatistiklere göre; Ocak-Haziran 2020 tarihleri arasında isteyerek düşük sayısı önceki yılın aynı dönemine göre 4 bin 500 arttı. Bu düşüklerin yüzde 82’si evde tıbbi düşük uygulamasıyla gerçekleşti” dedi.

10 KADINDAN 1’İ İSTENMEYEN GEBELİK YAŞIYOR

Türkiye’nin pandemide CSÜS hak ve hizmetlerine ilişkin ulusal mevzuatın getirdiği yükümlülükler ve taraf olunan uluslararası sözleşmelerin getirdiği sorumluluklarını yerine getirmediğine de değinen Günay şu ifadelere yer verdi:

“Pandemi öncesi dönemde de CSÜS haklarına ve hizmetlerine erişimde birçok sıkıntı yaşanıyorken, pandemi ile beraber CSÜS hizmetleri durma noktasına geldi. Ülkemizin kriz durumlarında CSÜS hizmetleri ile ilgili bir hazırlığının olmadığı, eylem planlarının hazırlanmadığı bu süreçte görüldü.

Pandemi öncesi dönemde ülkemizde aile planlaması, istenmeyen gebelik sonlandırılması, cinsel yolla bulaşan hastalıkların önlenmesi hizmetlerine ulaşmada sorunlar olduğu biliniyor. Aile planlaması hizmetlerinin daha yoğun olarak verildiği birinci basamakta, bu hizmetleri sunabilecek kurum ve sağlık çalışanı sayısı azaltılarak hizmetlere ulaşım zorlaştırıldı. Son bir yıldır kamu sağlık kurumlarında doğum kontrol yöntemleri malzeme stokları tükendi ve yeni malzeme temini yapılamadı.”

Bu hizmetlere ulaşamamanın son beş yılda karşılanmamış aile planlaması ihtiyacını iki katına çıkardığını kaydeden Günay, Türkiye’de her 10 kadından birinin gebe kalmak istemediği halde herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanamadığını, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurumlarında isteyerek düşük hizmetinin kısıtlandığını vurguladı.

Günay, pandemi döneminde, birinci basamakta aile hekimleri tarafından CSÜS’e yönelik sunulan hizmetlerin, bebek ve gebe izlemlerine indirgendiğini, hayati öneme sahip CSÜS’e yönelik hizmetlerin bu dönemde de yapılmadığını belirtti.
Pandemide tüm hastanelerin pandemi hastanesine dönüştürülmesinin gebelik ve doğum hizmetlerine ulaşmayı da zorlaştırdığını söyleyen Günay, “Virüsle enfekte olma korkusu kadınların hizmete başvurusunu engellediği gibi, sağlık hizmetine başvurularında da gecikmeye neden olmuştur” dedi.

ANNE ÖLÜMLERİNDE YÜKSELİŞ

CSÜS hizmetlerinin verilmemesinin, kesintiye uğramasının sonuçlarını göstermek için düşük ve orta gelirli 132 ülkenden alınan verilerle yapılan modellemede, hizmetlerdeki yüzde 10’luk azalmanın oluşturacağı etkiler şöyle sıralandı:

► Modern doğum kontrol yöntemi kullanımında yaklaşık 49 milyon kadının daha gebelikten korunmak istediği halde modern doğum kontrol yöntemlerine ulaşamamasına ve 15,5 milyon kadının daha istenmeyen gebelik yaşamasına yol açacak.
► Doğum öncesi bakım ve yenidoğan bakımında, 1,8 milyon kadının daha doğum sırasında ciddi sorun yaşamasına, 28 bin anne ölümünün daha görülmesine, 2,6 milyon yenidoğanın daha ciddi sağlık sorunları yaşamasına, 168 bin yenidoğanın daha ölmesine neden olacaktır.
► Sağlıksız düşüklerde 3,4 milyon artış, bin anne ölümünün daha eklenmesi sonucunu doğuracaktır.