KORONAVİRÜS salgınının etkisi sürerken ülkede 1 Haziran'dan sonra hem olgu hem de yoğun bakımda yatan hasta sayısında artış olduğu görülüyor.

Birgün'den Meral Danyıldız'ın haberine göre; aralarında İran ile Rusya’nın da bulunduğu kimi ülkelerdeki yoğun bakım ve kritik hasta sayısının tüm aktif vakalara oranlandığında Türkiye’nin ikinci sırada yer alması dikkat çekici. Ülkeler genelinde kritik hasta sayıları tüm aktif vakalara oranlandığında İran yüzde 13,7 ile başı çekerken, Türkiye yüzde 8,9 ile İran’ı takip ediyor.

Ardından yüzde 8,1 ile Şili, yüzde 7,9 ile Kanada, yüzde 4,6 ile Almanya, yüzde 3,6 ile Suudi Arabistan, yüzde 3,1 ile Hindistan, yüzde 2,4 ile Pakistan, yüzde 1,6 ile Brezilya, yüzde 1,3 ile Peru, yüzde 1,1 ile Rusya, yüzde 0,9 ile ABD ve yüzde 0,5 ile İtalya takip ediyor. Haziran ayının başlarında 651’e kadar düşen yoğun bakımdaki hasta sayısı ise “normalleşmeyle” beraber bin 194’e kadar çıkmıştı.

ARKA PLANINI BİLMİYORUZ

Konuyu BirGün’e değerlendiren halk sağlığı uzmanı ve Türk Tabipleri Birliği (TBB) Covid-19 İzleme Kurulu Üyesi Prof. Kayıhan Pala 4 Haziran’dan sonra iyileştiği bildirilen hasta sayısındaki artışın dikkat çekici olduğunu söyledi.

Pala, şöyle konuştu:

“Bütün dünyadaki bilgilere göre bir kişi hasta olduktan sonra aşağı yukarı 18 gün içerisinde ya hayatını kaybediyor ya iyileşiyor. Diyelim ilk başladığı gün 100 hastamız var, 18 gün sonra bu 100’ünün ya iyileşmiş olmasını ya da ölmesini bekliyoruz. Dolayısıyla 17-18 günlük periyodun birbirini izlemesi lazım. 4 Haziran’a kadar da aşağı yukarı böyle devam ediyor. Ancak 4 Haziran’dan sonra iyileşen hasta sayısında 17-18 günlük periyodu takip etmeyen bir kümelenme var. Daha fazla sayıda insan iyileşmiş gibi görünüyor. Daha fazla sayıda insanın iyileşmiş olmasının arka planını bilmiyoruz. O sırada tedavilerde mi çok daha fazla başarılı olduk, yoksa hastalanan kişilerin yaşları daha küçük olduğu için daha kısa sürede mi iyileştiler bilmiyoruz.”

SALGIN HÂLÂ SÜRÜYOR

Sağlık Bakanlığı’nın bir hastanın iyileştiğini kabul etmesini hangi kriterlere dayandırdığını bilmediklerini belirten Pala, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunu diyebilmesi için PCR testinin negatif demesi yetiyor mu, yoksa hastaneden çıkış tarihi mi kabul ediliyor bilmiyoruz. Bir de hastaların yarısı hastanede yatıyor, evdekilerin iyileştiğini Sağlık Bakanlığı nasıl anlıyor? Bunları bilmeden çok kapsamlı bir değerlendirme yapmamız çok mümkün görünmüyor. Salgın sürüyor. Hâlâ bin vakanın üzerinde her gün vakamız var, her gün ortalama 20 kişi hayatını kaybediyor, binin üstünde yoğun bakımda yatan hastamız var. Dolayısıyla salgının sürdüğünün farkında olalım.”

ÖLÜMLERDE CİDDİ DÜŞÜŞ YOK

Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Melahat Cengiz ise, ölümlerde de ciddi bir düşüşün olmadığını kaydetti. Erken ve hızlı açılımdan kaynaklı sorunların devam ettiğini aktaran Cengiz, “Bulaştırıcılık devam ediyor. Vakalar binlerin üzerinde devam ediyor. Doğal olarak yoğun bakıma gelen hasta sayısında da ne yazık ki artış oluyor. Ölümlerde de çok ciddi bir düşüş yok. Yirmilerde seyretmeye devam ediyor. O yüzden mutlaka çok dikkatli olmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

İNSANLARIN İNSAFINA BIRAKILDI

Cengiz, sözlerini şöyle noktaladı:

“Sadece insanların insafına bırakılmış bir durum var. Hâlbuki salgınlar tamamen kamu idaresi tarafından yönetilmesi gereken durumlar. Kişisel koruyuculuk sistemleri üzerinde yürütülmesi gereken durumlar değil. Kamu denetimi ve buna ilişkin kısıtlamalarla yürütülmesi gerekir. Bu alanda çok iyi olduğumuzu söyleyemeyiz. Eğer vakalar yüzde sekizlerde devam ediyorsa bunun nedenini kamu idaresinde aramak lazım. Erken açılımların, toplumun bu konuda tam bilinçlenmeden, toplumun kişisel koruyucu sistemlerini kavraması gerektiğini sağlamadan, gerektiğinde bu konuda yardımcı olmadan yapılan işlemlerdir. Zaten 11 Mayıs’ta açık alanlar açılmadan AVM’lerin açılışıyla birlikte bu tutarsızlık ve kontrolsüzlük gözlemlenmiştir.”