• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 12 °C

PR Gözbağcılığı mıdır? Ajda, Serenay, Sinem, Hale, Jale, Piyale

Necef Uğurlu

KAYDA GEÇSİN

 

PR’cılar   sanki   modern zaman ilüzyonistleri  gibi  , hele medya bağlantılı  PR şirketlerinin  eylemleri  gözbağcılığı gibi oldu , sanat , kamu  yayıncılığı ilkeleri gerçekleri öğrenme hakkı  filan vız gelir tırıs gider !

Menajerlik  ayrı bir kurum, sonuçta menajer var olan bir şeyi  yönetiyor , yönlendiriyor , bunlar olmayana illüzyon yaratmak suretiyle bizi inandırıyorlar .

Panik atak gibi , aslında yok ama varmışcasına çarpıntı yapıyorlar.

 

Hele , hele   gazeteci görüntüsüyle düzenekler kurduklarında bu tuzaklardan yara almadan kurtulmak zor . Çok değerliler değersizler karşısında heder oluyor.

 

George Orwell durumu şöyle izah ediyor ‘ Gazetecilik birilerinin yazılmasını istemediği bir şeyi yazmaktır , gerisi halkla ilişkilerdir ‘ .

 

Ekşi sözlükte  ‘Atlantis ‘  bakın delikanlı gibi işin özünü 2003 yılında  izah etmiş ,

‘artıkın  ne public ne de halk ile ilişkisi kalmayan pazarlama fonksiyonu . Varsa yoksa para ve paranın satın alabileceği celebritiyler  üzerine kurulu kalmış koruk üzüm ‘ diyor .

Üzümleri kendi aralarında yiyorlar geride çöp bırakmıyorlar , iş kalıcı olmamak üstüne kurulu zaten ! 
‘ Milyonların gönlüne taht kurdu’  cümlesi  şimdilerde   pek revaçta bir başlık oldu medyamızın PR klişelerinde .

PR illüzyonlarının mucizesi  sayılabilecek   medya şahsiyetleri için kalkan vazifesi  gören bir cümle .

Milyonların kalbinde milyonlarca taht kurulmuşmuş  , sayacak halimiz yok , ben yüzden sonra sıkılırım zaten . Para konusunda da öyleyim !

 

Adeta  ‘ Medya Bağımsız  PR  Devleti’ nin bu cüretkar  varlığını hangi ittifaklarla pekiştirdiğini ortaya çıkartmak yine kahraman gazeteci , vicdanını kaybetmemiş değerli  PR’cılar, ve görevlilere düşüyor .

 

Yeniden yapılanması  kaçınılmaz  medyamız  ünlüler kervanında ;

 eski, yeni dar çevre  garibanları   telaşta ve kendilerini nasıl anlatacaklarını , öveceklerini , övdüreceklerini ve gündemi  muhafaza edeceklerini  şaşıra dursunlar yeni sloganlar üretemez hale geldiler ve saçmalıyorlar, yazmadıkları kitaplarını imzalıyor , olmayan  okuyucularını takdir ediyorlar filan , eşler mizansenler hazırlıyor  instagramlar için , karı koca birbirlerini iltifatlara boğuyorlar …çok para kafayı  iyi sıyırtıyor ! artık PR yapılamaz haldeler.

 

Unutmayalım ki bu akılları  satan  medyada önderlik rolünde olanları kamuoyunun tanıması zordur  , tanısak onlarda ‘gönüllerde taht kurma’ imkanına sahip olacaklar , öyle sevilmeden yaşayıp gidiyor olmalılar  .

 

Görünenlerin çoğu   medyanın  PR labaratuarlarında üretilmiş Frankie’ler, gerçeklere PR yapan değerli insanları tenzih ederim , susmamalılar.

 

‘Milyonların Gönlüne Taht kuran ‘  ‘Beğenilen ‘   ‘Sallayan’ gibi  kelimelerin şifresi  tamamen siyasi , inkar edemeyecek haldeler.  Bağlantılar belli .

 

Şöyle bir bakalım  gönüllere taht kuranlara ve eylemlerine :

‘ Milyonların Gönlüne Taht Kuran ‘   ve fakat  ayrılan çiftler  şayet ayrılmasalardı kaç çocuk yapacaklarını , doğmamış çocuklarının isimlerini açıklıyorlar . Saçma öküz ölmüş ortaklık bitmiş , doğmamış çocuğa don biçiyorlar !

 

‘Milyonların Gönlüne Taht ‘ kurmuş   İvana ucuz pazar yağmurluklarıyla övünürken birden mücevher işine giriyor.  Bu ne ?

 

‘ Milyonların sevgilisi Şeyma’ mız sosyal medya paylaşımında  dans edip fevkalade İngilizce birşeyler söylüyor .

Şahsen o İngilizce’ yi bilmediğim için anlayamadım ne demek istediğini

‘Amore I love you , its know that I  love you ‘  . Anlaşılmaz bir PR çalışması dans ve İngilizce bilmeme,   ama konuşma üzerine kurulu fakat gerçekçi ….malum medyamızda  anlamadığı şeyi sevmek, Atatürk’ümüz gibi, bilmediği konuda konuşmak PR malzemesi .

 

Milyonların kalbine taht kuran  Sinem’in  duş sahnesi ise  ‘salladı’  ama  diziyi  kurtaramadı  Şimdi duş alma sırası Serenay’da ! Duşakabinoğullarına  bunlar ilave oldu .

 

Milyonların Kalbine  Taht  Kurmak için  bakalım daha neler yapılacak ,     yeni   akıl yoksunu medya hödüklüklerine  hazırlıklı olalım , beni en çok korkutanı  ‘düşüncesiz  filimler haftası’na  son ilave olarak terörle alay eden bir komedi filim yapılması.

İnanın uykularım kaçıyor , vallahi yaparlar mı yaparlar !

 

Neyin,  kime,  nasıl ve neden  propogandası noktasında ise   ipin ucu iyice kaçmış durumda .

 

Festivaller , jüri olmalar, kendi kendine boş  tirübünlere  oynamalar ,

festivaller yurt dışında bizi tanıtıyor ayaklarında  sosyete gezilerine  vesile  vatanseverlik gösterileri   gırla gidiyor .  Bunlar kime, niye, niçin yapılıyor belli değil çok gizemli PR’lar.

 

İçeride yapılan Festivallerde ise kavgasız olanı yok , ödül alan yabancılar  ise yerlerine birilerini gönderiyor ve ödülü onlar adına alanlar nedense başkasına ait  ödülden  onur duyma halindeler .  Kime, niye, niçin yapılıyor yine belli değil .

 

Derken yine  Milyonların Gönlüne Taht  kurmuş  starımız Hülya Avşar’ın

 “Erkekler ara ara eşlerini aldatabilir”sözlerini hatırlatıp soru soranlara   yönelttiği  ‘ Tüm samimiyeti’  ile şöyle  yanıt veriyor ‘Milyonların Gönlüne Taht kuran’ Pınar  Altuğ; “Hülya Avşar'ın açıklamasını duydum ama duymazdan geldim. Ben Hülya Avşar’ı çok severim. Lafının üstüne laf söylemek istemem ama yok öyle bir şey” diyerek tepki gösteriyor .


Samimiyet, tepki , polemik tekmili birden , ne var ki  soru bir PR  şaheseri olmasa gerçek bir gazeteci tarafından sorulsa  devamı gelirdi , şöyle :  ‘ ya tersi için ne düşünürsünüz ,  mesela evli bir kadının eşini askerliğini yaparken   aldatması  Olur mu ?’ diye soran yok , bu bir PR çalışması , Hülya kaka, Pınar cici  olmuş !

 

Derken  milyonların gönlüne taht kuran Ajda Pekkan’ımız poposuyla bile gönüllere bir kere  daha  taht kurdu .

Yemek pişiriyordu , ne de yakışırmış yemek pişirmek o ellere  , zaten ona herşey yakışıyor, Fransız nişanı ,  hatta bir röportajında ben ‘proleterim’ bile demişti o bile yakıştı ama yıllar önce Yalçın Pekşen’in kendisiyle yapmış olduğu efsane röportajla zaten gönüllerde tahtın tepesine çıkmıştı . Ne giyse yakışıyor Ajda’ya .

Sene 1986 Pekşen’in ‘Dilin Kemiği Yok kitabı’ mutlak okunmalı , gazeteciler ne röportajlar yaparmış yeni nesiller bilmeli , iletişim fakültelerinde ek ders kitabıdır yeri .

Biz daha   36 saat nöbetten sonra gencecik  bir doktor çalıştığı hastanenin 6. Katından niye atlar diye düşüne duralım , ve doktor intiharlarının nedenini çözmeye çalışalım .

 

Hadi tamam PR dediğin gerçek değil yarattığı gerçeği yutturma derdinde de ,

Yaratıcı, yenilikçi , original düşüncesi olmadan  otomatiğe bağlanmış gidiyor, hiç bir fark yaratamadan aynı laflarla , yoruldular mı ne, ee onlarda insan . Elde malzeme olmayınca bu kadar !

 Ajda silikonlu iç çamaşırı giymiş mi giymemiş mi  …bu PR da değil .

 

Ajdanın  tencere başı  yeni fotoğrafı  ve yazın çekilen popo arasında fark var  illa Ajda’nın poposuna takılmış bir hal , yakışır .

Eğer birisi Ajda çok güzel, akıllı , kültürlü  (Yalçın Pekşen röportajına rağmen )başarılı , çok hoşsohbet  derse bu PR mı oluyor, reklam mı bilemedim .

 

Mustafa Kemal Atatürk sevgisi ne PR , ne de reklam , gerçek .

Gerçek olan sevgidir ve ne PR’a ne reklama ihtiyacı yoktur .

Gerçek olan iştir  değerli olanların PR’a da reklama da elbette ihtiyacı vardır.

Lakin olmayan şeyin PR ve reklamı yazık ki ne yazık zaman kaybı , beyhude gayret olduğu ortada, bu kadar olumsuzun bir araya geldiği ortamda büyük paraların dönmesi ise  şaşırtıcı   ve  bizi aşar devletin kurumlarının görevidir.

 

Zorba romanın yazarı Nikos Kazantzakis ‘ eğer gerçeği değiştiremiyorsak o zaman gerçeği gören gözleri değiştirelim’  der, ama  kastettiği PR değil sanat !

İnsanların bakışları , duruşları  , göz bağcılığı değil  ….

Haa bu arada siyasi PR konseptinde nedense festival, kitap satışı vb gibi etkinliklere yol veren bütün belediye başkanları ‘Sevgili ‘ oluyor .

Kimin sevgilisi belli değil net olarak , Yerel seçimlerde referansları bunlar olacak herhalde !

Ajda gibi mi gönüllere taht  kurmuş oluyorlar seçimlerde görülecek, Ajda neticede seçimle gelmedi ki seçimle gitsin !

PR sihirbazları çaresiz , yaptıkları  sadece bir illüzyon tıpkı panik  atak gibi .

Cumhuriyette taht zaten kötü bir metafor.  

Saygıyla Kayda Geçsin  necefugurlu@gmail.com

 
 
Bu yazı toplam 3503 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.