• BIST 105.268
  • Altın 162,850
  • Dolar 3,9604
  • Euro 4,6498
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara -2 °C

'Polisimiz vatandaş mı öldürdü?'

'Polisimiz vatandaş mı öldürdü?'
Cumhurbaşkanı Erdoğan ASKON 9. Olağan Genel Kurulu toplantısında konuştu.

İSTANBUL (ANKA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Paralel yapı ile kararlılıkla mücadele edileceği mesajı verdi. Bazı basın yayın organlarında bütün cemaatlerin, vakıf ve derneklerin hedef alınacağına dair iddiaların "alçakça bir yalandan başka hiç bir şey" olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hukukun dışına çıkmadığı müddetçe, Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit etmediği müddetçe herkes faaliyetlerini özgürce yerine getirir” dedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu kendisine yönelik "zihinsel engelli" söylemini de eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zihinsel engelli ifadesini bir hakaret olarak kullanan biri asla o koltukta oturamaz, asla o partiye Genel Başkanlık yapamaz. Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün derler” ifadelerini kullandı.

Anadolu Aslanları İşadamları Derneği'nin (ASKON) 9. Olağan Genel Kurul Toplantısı İstanbul’da yapıldı. Genel Kurula katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ASKON üyelerine diklenmeden dik durdukları için teşekkür etti.

Çağın her türlü taarruzuna karşı asıl, vakur ve hakkaniyet hattında duruşunu bozmayanlar olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Asil duruş sergilemek, hakikatin kor ateşini elde ve gönülde muhafaza etmek tarihin hemen her döneminde çok zor olduk. Dik duruş sabır gerektirdi. Zorluklara tahammül gerektirdi. Biz bir şey biliyoruz, ‘Sabreden zafere ulaşmıştır’. Her zorluğun ardından mutlaka bir kolaylık vardır. Bu inançla, bu kararlıkla, zorlukları aştık, aşıyoruz ve menzile doğru kararlı adımlarla ilerliyoruz. Sanmayın ki menzile ulaştık. Bu milletin her bir ferdine asaletlerini hatırlatıncaya kadar dünya karşısında asıl duruş sergilemelerini temin edinceye kadar bizlerde, çocuklarımızda, torunlarımızda bu kutlu yürüyüşümüzü devam ettireceğiz” dedi.

-“TÜRKİYE’NİN BÜYÜN KAZANIMLARINI RİSKE ETMİŞ OLURUZ”-

Ekonomide rehavete tahammüllerinin olmadığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Bu salonda bulunanların bir kısmı 1980 müdahalesinin ülkenin ve milletin üzerinde nasıl silindir gibi geçtiğini bizzat gördüler. Bu salonda bulunanların bir kısmı 28 Şubat döneminde belli kesimlere nasıl ağır zulümler yapıldığını gördüler, yaşadılar. 27 Mayıs zihniyeti, 12 Eylül, 28 Şubat zihniyeti ne yazık ki bu topraklardan tam anlamıyla silinmiş değil. Millet iradesine düşman olanların umutlarını kaybettiğine, vazgeçtiklerine artık millet iradesine karşı taarruz etmeyeceklerine inanırsak Türkiye’nin büyün kazanımlarını riske etmiş oluruz.”

-“MOLOTOF KOKTEYLİ YOK, HİÇBİR ŞEY YOK”-

“Son 1,5 yıl içinde işte bahsettiğim o zihniyetin, o darbeci ve millet iradesine düşman zihniyetin, farklı maskeler, farklı kılıklar, kılıflar içinde nasıl millete ve ülkeye saldırdıklarını birlikte gördük. Zaman zaman birileri çıkıyor. Son 1,5 yıl içinde yaşanan hadiseleri küçük, önemsiz göstermeye yâda başka mahiyette takdim etmeye çalışıyor. Eğer Gezi olayları kontrol edilmemiş, bastırılmamış olsaydı sokaklar şiddete teslim olmuş olsaydı acaba Türkiye bugün nerede olurdu? Dikkat edin bu soruyu sormazlar. Bu sorunun Mısır’da cevabı verildi. Ukrayna’da cevabı verildi. Mısır’da sokak olayları bahane edildi. Çok kanlı bir darbe yapıldı. Yakın siyasi tarihte bir günde 3 bin insanın öldürüldüğü bir dünya ülkesi yoktur ama Mısır bunu yaşadı. Hem seçilmiş devlet başkanı hapse atıldı hem de binlerce masum insan katledildi. 18 yaşında Esma kurşunlanarak orada şehit oldu. İşte Rabia denilen olay kökeni itibariyle bu onun içinde çok önemli. Bu hareket aslında bir kenara konulamaz. Şu anda binlerce insan Mısır zindanlarında siyasi tutuklu olarak hapis yatıyor. Bunların demokrasi ile alakası yok. Dünyada da demokrasiyi savunduğunu iddia edenlerin bunlara sahip çıkmak suretiyle ne kadar antidemokratik oldukları ortaya çıkıyor. İşte Ferguson olayları, Arizona'daki olaylar. Elinde silahı yok. Adamı yatırıyorlar yere ve kafasını yere vuruyorlar, nefessiz bırakıyorlar öldürüyorlar. Molotof kokteyli yok, hiçbir şey yok. Bizim burada polisimiz vatandaşı mı öldürdü, silah mı çekti? Polisi öldürürken, polisi neredeyse bitirecekleri anda polis kendini savunmayacak mı? Savunurken orada bir olay oluyor işte bu paralel yargı 8 seneye mahkûm ediyor. Çok değişik, çok art niyetli ön yargılarla farklı bakışın yaşandığı bir dünya. Ukrayna’da Sokak eylemleri ülkenin bölünmesine yol açtı."

-“NEREDESİNİZ TENCERE TAVACILAR?”-

“Ne dediler Türkiye’de ağaç dediler. Yalova’dakiler ağaç değil mi? Kadıköy’de başlayıp Taksim meydanına gelen zat, oradaki 12 ağacın yeri deştirildi kesilmedi o ağaçlar. Yalova’dakiler kesildi. 250’yi aşkın ağaç kesildi… Ağaç değil mi? Neredesin sen? Nerde o çevreciler? Nerede o Taksim’e yürüyenler? Asırlık çınarlar ağaçtan sayılmıyor… Neredesiniz tencere tavacılar? Konuşun bakalım. ODTÜ’nün Eymir gölünde restoran yapmak için kestikleri ağaç değil mi? Bakırköy Belediyesi'nin kestikleri ağaç değil mi? Eğer Gezi olaylarında mesele gerçekten ağaç olsaydı o gün sokağa çıkanlar, yakanlar, yıkanlar her halde Yalova için, Bakırköy için, Kadıköy için ODTÜ’nün Eymir gölü için yine sokağa çıkarlardı. Maksadın çok farklı olduğunu herkes biliyor.”

-“O BİR YOLSUZLUK OPERASYONU DİYORLAR”-

“17-25 Aralık operasyonları eğer gayesine ulaşmış olsaydı Türkiye bugün nerede olurdu? O bir darbe girişimi değil miydi? O bir yolsuzluk operasyonu diyorlar! Bende buradan milletime soruyorum eğer o girişim başarıya ulaşmış olsaydı Türkiye bugün nerede olurdu? Aslında bu sorularında cevabı 25 Aralık’ın silmeye çalıştıkları fezlekelerinde ortaya çıktı. 'Dönemin Başbakanı' ifadesini kullanıyorlar şahsım için. Beni ve bakan arkadaşlarımı görevden uzaklaştırmak için her türlü hazırlık yapılmış, kararlar verilmiş harekete geçilmişti. Türkiye’de muhalefet partilerinin üzerinde çok ciddi şantaj baskısı var. Medyanın üzerinde de aynı şekilde, kiminin üzerinde terörü şantaj ve tehdidi var kimilerinin üzerinde de kasetlerin ve telefon kayıtlarının şantaj ve tehdidi var. Hiç kimse kusura bakmasın ben burada cevabını verme zorundayım.”

-“ANCAK VE ANCAK KASET VE ŞANTAJ BÖYLE BİRİNİ ÖYLE BİR PARTİNİN BAŞINDA TUTABİLİR”-

“Ana muhalefet partisi lideri hafta içinde çıktı şahsımla ilgili gerçekten edebe, adaba uygun düşmeyecek ifadeler kullandı. Bir engelli kardeşimiz şahsımla alakalı ‘zihinsel özürlü değil mi?’ diye bir soru soruyor. Onunda verdiği cevap şahsımla alakalı! Cumhurbaşkanı'nın zihinsel engelli olduğunu söylemek, adeta bir lütuftur gibi söylüyor 'o akılsızdır' diyor. Bunun söyleyen ana muhalefetin başı. Böyle bir siyasetçi olabilir mi? O engelli evlatlarımız, kardeşlerimiz hem ona hakaret ediyor hem de bize hakaret ediyor ve engelli kardeşlerimizle yapılan toplantıda bu hakareti yapıyor. Ancak ve ancak kaset ve şantaj böyle birini öyle bir partinin başında tutabilir. Demokratik şartlarda engellilerle yapılan toplantıda, 'zihinsel engelli' ifadesini bir hakaret olarak kullanan biri asla o koltukta oturamaz, asla o partiye Genel Başkanlık yapamaz. 'Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün' derler. Böyle bir genel başkanlık daancak kasetlerle olur, şantajla mümkün olur. Zaten o kaset olmasaydı bundan genel Başkan olmazdı. Onları tehdit ve şantajla esir aldılar. Halef-selef oldukları genel başkanların hepsini esir aldılar.”

-“MİLLETİN PARTİSİNE DİZ ÇÖKTÜREMEDİLER”-

“O dönem milletin partisini esir alamadılar. Milletin partisine diz çöktüremediler. 30 Martta-10 Ağustosta millet bu oyunu gördü ve bu kirli oyunu bozdu. Şuan da bu malum çevreler özelliklede kendileri tarafından bir de kampanya yapıyorlar. Türkiye’deki bütün cemaatlerin, vakıfların, derneklerin hedef yapıldığı yalanı yayılmak isteniyor. MGK’da bu türde kararların alındığı yalanı sürekli pompalanıyor. Açık açık ifade ediyorum. Ulusal güvenliğimizi tehdit eden vatanına ihanet eden, her yapı Milli Güvenlik Kurulu’nda ele alınır ve onun gözünün yaşına bakılmaz tavsiye kararı çıktı. Paralel yapı böyle bir yapıdır. Üzerine gittik, gidiyoruz ve daha fazla gideceğiz. MGK’da bu kararı aldık. Legal görüntü altında illegal faaliyetler gösteren paralel yapı orada bu şekilde zikredilmiştir ve bunlarla mücadele kararı alınmış ve hükümetimizde bu tavsiye kararına uyarak onlarda Bakanlar Kurulu kararını çıkarmıştır. Bütün cemaatlerin, vakıf ve derneklerin hedef alınacağına dair iddiada alçakça bir yalandan başka hiç bir şey değildir. Hukukun dışına çıkmadığı müddetçe, Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit etmediği müddetçe herkes faaliyetlerini özgürce yerine getirir.

Anadolu Aslanları İşadamları Derneği'nin (ASKON) 9. Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçim barajının kalkmasına yönelik tartışmalara, “Biz onu da teklif ettik. Gelin dedik beşe indirelim, sıfırlayalım ona da yanaşmadılar. Şu ana muhalefetin başındaki… Akşam başka, sabah başka, 'Türkiye’de yalanı en güzel en başarılı kim söyler' diye sordukları zaman vereceğiniz cevap ‘Ana muhalefetin başına sorun' ” sözleri ile yanıt verdi.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na ilişkin tartışmalara cevap veren Erdoğan, “Bazıları diyor ki Cumhurbaşkanı bunlara cevap verir mi? Ben alışılmış Cumhurbaşkanı değilim, olmadım olmayacağım. Bunu da böyle bilin. Cumhurbaşkanlığı Sarayı yapıldı. Her şey konuşuluyor, yalanlar… Sanki burası benim kişisel sarayım. Belli ki dünyayı da gezmemiş, bu tür şeyleri bilmiyor. Devlet yönetimi nedir zaten böyle bir şeyden anlamaz. Kalkıyor 'bin odalı' diyor, yanlış söylüyor, bin 150 küsur odası var. Biz şu anda yeni bir cumhurbaşkanlığı teşkilat şemasıyla Cumhurbaşkanlığı ihtiyacına cevap verebilecek proje uyguladık” diye konuştu.

MHP ve CHP merkezlerinin de yeni yapıldığını kaydeden Erdoğan, İktidar Partisi olan AK Partinin Genel Merkezi’ni sonra yaptığını söyledi.

-“BURADA BİR İTİBAR VAR VE BURADAN TASARRUF OLMAZ”-

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda Osmanlı, Selçuklu ve modern mimari olarak üçlü bir proje uygulandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti:

“Eğer siz büyük devlet olma idealini taşıyorsanız, büyük devlet olma idealini taşıyanlar bütün adımlarını atarken büyük düşünerek bu adımları atarlar. Büyüklerimiz güzel şeyler söylemişler ‘itibardan tasarruf olmaz’. Çünkü bütün o gelenler gidenler saraya bakıyor. Burada bir itibar var ve buradan tasarruf olmaz. Yeni yıla beraber Türkiye’deki tüm muhtarlarımız binli, iki binli guruplar halinde oraya davet edeceğiz. Cumhurun temsilcileri olan muhtarlarımız gelsin kendi saraylarını görsün. Burası bana ait saray değil milletin sarayı ve milletin sarayını hazmedemiyorlar. İsteseler de istemeseler de biz Türkiye’yi büyütmeye devam edeceğiz.”

-“AHMET KAYA’NIN BU ÜLKEDEN MAHZUN AYRILIŞIYLA YÜREĞİMİZ YANDI”-

“Bir sanatçımızla Yemen Türküsü'nü birlikte söyledik. O sanatçımıza söylemediklerini bırakmadılar. Çözüm süreci toplantısına katıldığı için yapmadıklarını bırakmadılar. Şu an da halen Türkiye’nin bu büyük sanatçısını linç etmek için ellerinde ki her vasıtayı kullanıyorlar. Niye! Sen nasıl olur da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la yan yana böyle bir resim verirsin, aynı fotoğraf karesine nasıl girersin. Böyle bir zihniyet, böyle bir baskıcı anlayış olabilir mi? Hani siz sanata değer veriyordunuz? Hani siz sanatçının yanındaydınız? Bütün sanatçılar sizin gibi düşünmeye mecbur mu? Mahkûm mu? Sizin söylediklerinizi söylemediği zaman ‘tu kaka mı’ diyeceksiniz? Bunlardaki zihniyet bu… Bunu sadece sanatçımıza değil hakikati söyleyen kim olursa olsun ona yapıyorlar. En son Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Ödülünü alan Alev Alatlı’ya yaptılar. Akil insanlar heyeti içinde yer alan gazeteciye, düşünüre de bunu yaptılar. Ne yaparsa yapsınlar, Ahmet Kaya’nın bu ülkeden mahzun ayrılışıyla yüreğimiz yandı. Ertesi günlerinde gazetelerinin köşesinde her türlü hakaret yazılarını yazanlar şimdi 'ben yazmadım' diye manevra yapan maalesef ruh kökü sakat tipler var.”

-“PATRONUNUN BU ÜLKEDEKİ YOLSUZLUKLARINI MEYDANA ÇIKARAMAZDIK”-

“Halen aynı şeyleri yazıyorlar. Bakıyorsunuz beni Başbakanımla karşı karşıya getirecek. Biraz terbiyeli ol, biraz edep adap. Hani büyüklerimiz der ya: 'İlla edep illa edep'. Bunlarda bu yok. Kalkıyor diyor 'Başbakan dürüst yolsuzluk yapmaz ama Cumhurbaşkanı yolsuzlukların içinde.' Neyin var? Hangi belgen var? Hangi bilgin var? Neye dayanaraktan bunu söylüyorsun? Eğe biz o yolsuzlukların içinde buralara gelseydik senin ve patronunun bu ülkedeki yolsuzluklarını meydana çıkaramazdık. Bu ülkede petrol şirketlerini, hangi bankaları nasıl soymak suretiyle sahibi olduklarını bu millet biliyor. Çünkü bunlar hükümetleri istedikleri gibi kendileri yönettiler. Gazetelerinden yönettiler, başlıkları attılar, Kabineleri kurdular ve oradan yönettiler. Bizi yönetemedikleri için saldırıyorlar.”

-SANATÇILARA ÇAĞRI-

“Mahalle baskısına karşı cesur olun, dayatmalara karşı cesur olun, tekellerin tuzaklarına karşı cesur olun. Hiçbir sanatçımızın tahkir edilmesine, linç edilmesine, dışlanmasına asla izin vermeyecek hakkın, hakikatin ve onların yanında dimdik durmayı sürdüreceğiz.”

-“FAİZ BELASINDAN BU ÜLKEYİ KURTARMAYA MECBURUZ”-

“Faiz belasından bu ülkeyi kurtarmaya mecburuz. Göreve geldik devletin borçlanma faizi yüzde 63’tü. Şimdi tek haneli rakamdayız. Yeterli mi? Hayır! Bunun daha aşağılara inmesi lazım. Bugün Amerika yüzde 1-1,5’la faizi değerlendiriyorsa, Japonya eksi faizle bunu yürütüyorsa, İsrail buralarda geziyorsa komisyonu ile birlikte yüzde 15-16-17 faizlerle bu ülkede yatırım yapabilir miyiz? Eğer büyüme devam edecekse bu mantıkla olmaz. Büyümeyi yapabilmemiz için yatırım yapmamız lazım. Bu oyunu bozmamız gerek, bunda bende sorumluluk üstleneceğim. Öyle veya böyle bu oyunu bozacağız. Bu mantıkla enflasyon gitmez, düşmez. Faiz-enflasyon bir sebep netice ilişkisidir. Faiz sebeptir enflasyon neticedir. Faiz’de 4,6’ya geldik iniyoruz o ara Gezi olayları başladı. Türkiye’nin sıçrayacağını gördüler.”

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.