• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 6 °C

Para Yalan Söylemez Parayı Konuşturmak

Necef Uğurlu

KAYDA GEÇSİN

Sanatkarları bekleyen acı hesaplaşma ne olabilir ?

Kimlere  hizmet ettiği ,  sanatını kimlerin emrine  verdiğidir.

Bilerek , bilmeyerek, bilinçli veya bilinçsiz.

 

Palavra laikçilikleri, palavra dindarlıkları, palavra Atatürk’çülükleri, Palavra Milliyetçilikleri, Palavra  solculukları bilsinler ki onlara dünyanın bu bilişim çağında kalkan olamaz,  ve maalesef  çoğunda  mesele paraydı .

 

‘Efendim ,  biz zaten hiç bir şey anlatmayan işler yaptık incir çekirdiğini doldurmaz, ipe sapa gelmez , kime ne zararımız oldu ‘  da mazeret değil işte tam da bu tavrınızla hizmet  verdiniz.

 

‘Çok başarılıyız ‘   , kuralsız , eleştirisiz bir başarı başarı sayılabilir mi mi ? Sadece körlerle sağırların kakafonisidir.

 

Üstelik  Leni Riefenstahl kadar da   başarılı olmasınlar  , mesleki anlamda kadının  pis tırnağı değiller .

Fırsatçılığın  yetenekleri gölgeleyip yok ettiği bir ortamda  söz konusu kişiler büyük ihtimalle Leni ‘nin kim olduğunu bile bilmiyordur , bilseler   bir durup , kendilerine  ‘ ben ne yapıyorum ‘  diye soracak vicdanlarından  geride kalmış  belki bir  parça olurdu . Nice değer aç susuz , yasaklı olurken bu kardeşlerimize olan nedir diyememek ne acıdır , büyük bir  vicdan azabıdır .

 

Öte yandan  , sanat , bilim  siyaset , particilik  filan dinlemez bildiğine doğru gider bu da bir gerçek.

Yani sanatın , bilimin   bir uyuşturucu kaçakçısından , faşistten , kara paracıdan, global eşkiyalıktan  destek almak umuru  olmayabilir , ortaya çıkan eser  veya  bilimsel sonuç onu alakadar eder.

 

Bu işin  ahlaki tartışmasıdır , ancak sanatın  bilimin ahlaki kaygısı var mıdır ,olmalı mıdır ayrı tartışma konuları .

 

Rosenbergler vatan haini ilan edildiler,  Leni de ‘Nazi Kaltağı’  .

Birbirinin karşıtı  iki ayrı noktada idiler ve insanlık hala onları tartışıyor  

 

Ne var ki Rosenbergler  kafalarından dumanlar çıkartılarak infaz edilirken , diğeri 100 yaşında son filmini yaptı !  Adaletin bu mu dünya !

Rosenberglerin büyükanne ve büyükbabalarına verilmeyen yetimhaneye konulan çocuklarına sonunda Abel Meerepol  meşhur ‘Strange Fruit ‘ şarkısını yazan bir öğretmen , şair sahip çıkıp büyütüyor , sanat ve bilimin dayanışmasının kucaklaşmasının belkide en acıklı kucaklaşmasıdır.

 

Leni ‘ye gelince  1936 Berlin Olimpiyatları belgeseli olan Olympia filmiyle tanınıyor. 22 Ağustos 1902'de doğan bu dansçı, oyuncu, görüntü yönetmeni, yönetmen, fotoğrafçı ve dalgıç .

 

1933 tarihli ‘İnancın Zaferi’ filmi,

30 Ağustos - 3 Eylül 1933 tarihleri arasındaki V. Nasyonal Sosyalist Parti Kongresi'nin Belgeseli.

1935 tarihli Özgürlük Günü: Ordumuz filmi . 

Hitler'le olan karşılıklı hayranlığın yarattığı ve Nurenberg Üçlemesi adı verilen Nasyonal partiyle ilgili üç belgeselin sonuncusu.

7. Nasyonal Sosyalist Parti Kongresi'nde Nurnberg'te gerçekleştirilen Wehrmacht manevrasının belgeseli.

1936 tarihli Olympia filmi 1936 Berlin Olimpiyatları'nı anlatan bir ‘baş yapıt’ .

Dört saatlik film Riefenstahl'in Hitler için çektiği son film.

Faşist estetiğin bir dahisi bu kadın .

Hitler ona, o Hitlere hayran geçinip gidiyorlar !

Hitler ona fırsatlar yaratıyor ,  o fırsatları  kullanıyor , faşizan estetik gibi  bir buluşun sahibi , yeteneğiyle  sinema dünyasını derinden etkilediği bir gerçek

Hala kullanılan birçok teknik ve yaklaşım onun eseri. Yavaş çekimler, sualtı çekimleri, çok yüksek ve alçak açılardan yapılmış çekimler, panoramik hava çekimleri, hızlı çekimler hep   onun icatları .

Hele Olympia filmi için 60 görüntü yönetmenini yöneten Riefenstahl, 400 bin kilometre film çekerken üç ayrı film kullanmış …emrine amade herşey ama o da ziyan etmemiş  eserleri ortada.

Hitler kaybettikten sonra ne beis  1954 tarihli Ova filmiyle Riefenstahl  Faşist estetiğin tam karşısında yeralan bu filmiyle Hitler’in  sinemasal reddini yaparak  tam bir dönüş sergiliyor .

Ama ne yaparsa yapsın  dünya  tarihine  ‘Nazi Kaltağı’ olarak geçiyor .

 

Simon Weisehthal Merkezi Başkanı Haham Abraham Cooper, "1930'larda Riefenstahller olmasaydı, soykırım da olmazdı. Ben onu mahkum olmamış bir suç ortağı sayıyorum" derken  haksız mı ?

 

Biz daha oralarda değiliz,  bir bilim adamı  mesela Vasco Da Gama’yı anlatırken yerli halka zulmü kaşiflere bağlayıp Cumhurbaşkanı haklı diyebiliyor, ne alaka ise, bir bilim adamı bir halta yaramayan benzetmesine maruz kalan Vasco Da Gama , bir bilgi oburuna  kurban olacağını  nasıl bilebilir di !

 

Derken birden bire  ‘son Dakika’ haberi giriyor meğer demli çay reklamıymış !

 

İçinde bulunduğumuz sürdürelemez çaresizliğin içinden çıkış liyakat kadar önemli herkesin kendi işini yapması noktasında düğümleniyor .

 

İşini yapmak yerine her işi yapanlar, yanlış yapanlar, kuralsızlar ve doğru kararı  binbir etkiye maruz kalmış halka bırakanlar  ve bu yolla para kazananlar , kazandırılanlar  bizleri bu hale getirdi.

 

Eleştirmek benim işim değil , bir aktörün , bir yazarın  diğerini eleştirmesi yakışıksız olduğu kadar işi değildir. Eliştirmen olsaydım isim isim eleştirmek bu olmamış demek zorunda hissederdim kendimi , methiyeler yazmak  , PR yapıp yolumu bulmak , geçim ehli sayılıp para karşılığı  susup , itaat etmek yerine .

 

Ancak eleştirmenin işini halka bırakmak ve ona göre sanatı belirleyeceğini düşünebilme zihniyeti  artık çok tehlikeli, hele sanat ve bilim boyutunun olmadığı bir ortamda.

 

Medya ringine çıkıp dayak yemenin dayak atandan bile daha kazançlı olduğu medya ortamı  kime ne hayır getirir .

Evet medyanın  her alanında  dayak yemek için ringe çıkmış boksörlerinin ne kazandıkları ortada  , gariban  dublörlerinin kazancını açıklamak hiç bir şeyi örtmüyor .

Kim yaptı bunları ? Kim bizi bu hale getirdi bunun cevabını sadece para verir .

Kadın erkeğe, erkek kadına, ana oğula, oğul anaya, arkadaş arkadaşa, baba  kızına, kızı babasına  , akademisyen, akademisyene, sanatkar sanatkara, itirafçı hakime, hasta doktora , düşman düşmana, vatandaş devlete,  say sayabildiğin kadar , insan yalan söyleyebilir, söylemeyen yok mudur elbette vardır ama bir an gelir yalana sarılabilir , intikam için, öfkeyle, kimi zamanda hatta  hayat kurtarmak için yalan söyler.

Ama Para Yalan söylemez .

Parayı alırsın karşına o sana hangi cebe , niye  , nasıl girdiğini, nasıl çıktığını anlatır, elden ele nasıl gezdiğini  , nerelere seyahat ettiğini de  .

Kimlerle dalga geçtiğini bir bir söyler  , çünkü paranın saklanmak , veya sır saklamak gibi bir huyu yoktur ,  kimseye sadakati , korkusu da söz konusu değildir.

Sorarsın Avro anlat bakalım nereye kadar Avroydun , sonra Yuan oldun , nerede altın , nerede dolar , para  cır cır konuşur yalanı yoktur !

Saadettin Tantan , Bülent Kuşoğlu , Sencer İmer’in konuk olduğu Fatih  Ertürk’ün  programında insanı değil parayı sorgulayacak devletin adamlarının , müfettişlerinin , Masak’ın görevlerinin  olduğunu   gayet güzel anlattılar .

 

Şarkı sözü yazarı, hayırsever, altın , mücevher tüccarı , at meraklısı, dalgıç , Zarrap atıyor mu , tutuyor mu bilemem, güvenmem de, ama PARA YALAN SÖYLEMEZ .

Dahası eline düştüğünün , sahibinin sesi de olmaz çünkü gerçek sahibin kendisi olduğunu bilir .

Bilimden , ilimden  sanata kurtuluşumuz parayı bülbül  gibi konuştıracak görevinin ehli , işine odaklanmış vatansever görevlilerdir.

Var olduklarına  bütün kalbimle inanıyor  güveniyorum , yaşama umudumdur, ülkemdir , Cumhuriyetim , varlık nedenimdir bu güven .

Aksi olursa saflığıma verin .

Paranın yalan söylemediği gerçeğini kayda geçirelim. Elimizden gelen budur . 

Bu yazı toplam 1873 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.