Usta gazeteci Uğur Dündar, dün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla, programda moderatörlük yapmayacağını duyurdu.

Dündar, kişisel Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "Moderatörlüğüm üzerinden her iki adaya ve demokrasimize zarar verebilecek bir takım hazırlıklar yapıldığını görüyor ve bu sebeple 50 yıldır ödünsüz bağlı kaldığım evrensel yayıncılık ilkeleri gereği moderatörlük yapmama yönünde aldığım kararı kamuoyuna saygıyla arz ediyorum" diye yazdı.

Korkusuz yazarı Can Ataklı, Dündar'ın kararını değerlendirdi. 

İşte Ataklı'nın yazısından ilgili bölüm: 

“Ben karar veremem” demekten “Uğur Dündar sunsun”a varan bu özgüven patlaması nasıl oldu böyle?


Bugün yeni haftaya başlıyoruz.
Tam iki hafta sonra bugün İstanbul'u kimin kazandığını öğrenmiş olacağız.
Seçim yaklaştıkça heyecan da artıyor. Sanıyorum bu haftanın bilmecesi “Ekrem İmamoğlu ile Binali Yıldırım birlikte bir TV tartışmasına çıkacak mı?” sorusu olacak.
Uygar ve demokratik ülkelerde böyle bir soru sorulmaz bile.
Çünkü siyasetçiler oy alabilmek için rakipleriyle aynı ortamda tartışmaktankaçınmazlar.
Bilirler ki zaten ancak o durumda aralarındaki fark halk tarafından görülür. Ancak bizde durum nedense tersine işler. İktidarda olanlar “Muhalefetle tartışmak bize yakışmaz, denk değiliz” havasına girer.


Tabii burada en önemli faktör rakipler karşısında ezilme tehlikesidir.
En güzel örnek 1983 yılındaki üçlü tartışmadır.
Turgut Özal, Necdet Calp ve Turgut Sunalp ekrana birlikte çıktı.
Programın galibi Özal oldu ve seçimleri kazandı.


Ama Özal şunu gördü; Televizyon çok etkili ve küçücük bir hata ile bir anda alaşağı edebilir.
Bu nedenle bir daha asla rakiplerle ekrana çıkmadı.
Bunu en sert uygulayan Erdoğan.
17 yıllık iktidarı boyunca bırakın rakiplerle tartışmaya çıkmayı, aralarında muhalif gazeteciler olabileceği için basın toplantısı bile yapmadı Erdoğan.


Uzun yıllardan sonra ilk kez bu seçimde İstanbul'un iki adayı ekrana davet ediliyor.
AKP adayı Binali Yıldırı önce “Ben kendi başıma karar veremem” demişti.
Sonra ne olduysa oldu birden müthiş bir özgüven patlaması yaşadı ve “Tamam”dedi ve ekledi “Uğur Dündar sunsun, olmazsa başkasına da eyvallah.”


Burada önemli olan şu; “Binali Yıldırım Erdoğan'dan habersiz İmamoğlu ile tartışmaya çıkamaz. Bunun ötesinde Erdoğan'dan habersiz Uğur Dündar gibi marka olmuş bir ismi öneremez.”


Bu aynı zamanda garip bir durum.


Yıldırım bunu söyledikten sonra pek çok yandaş tetikçi Uğur Dündar'ı öven paylaşımlarda bulundular.


Bu ister istemez insanı kuşkulandırıyor. En iyi niyetimle sanıyorum, Uğur Dündar'ın namusundan yararlanmak istiyorlar. “Bakın bizim kimseden çekinmemiz yok” demek istiyorlar.


Uğur Dündar bana göre çok zeki bir kararla bu moderatörlüğü kabul etmeyeceğini söyledi.


Artık Yıldırım bundan sonra moderatör kim olursa olsun İmamoğlu'nun karşısına çıkmak zorundadır.


Şimdi merakım şu; “İmamoğlu kaçar” diyenler şu andan itibaren “Biz nasıl kaçarız?” diye düşünüyor mudur?