Usta gazeteci Uğur Dündar, dün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla, programda moderatörlük yapmayacağını duyurdu.

Dündar, kişisel Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "Moderatörlüğüm üzerinden her iki adaya ve demokrasimize zarar verebilecek bir takım hazırlıklar yapıldığını görüyor ve bu sebeple 50 yıldır ödünsüz bağlı kaldığım evrensel yayıncılık ilkeleri gereği moderatörlük yapmama yönünde aldığım kararı kamuoyuna saygıyla arz ediyorum" diye yazdı.

ALTAYLI'NIN ARDINDAN CEVİZOĞLU'NDAN TEKLİF 

Habertürk yazarı Fatih Altaylı'nın İmamoğlu - Yıldırım canlı yayınında moderatör olabileceğini yazmasının ardından, Yeniçağ gazetesi yazarı gazeteci Hulki Cevizoğlu da teklifte bulundu.

Cevizoğlu, "40 yıllık "soru sorucu" olarak bu göreve talip olduğumu yineliyorum." dedi. 

İŞTE HULKİ CEVİZOĞLU'NUN YAZISINDAN O BÖLÜM 

İptal edilen İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçimi 23 Haziran'da yenileniyor.

Başa baş giden ve büyük çekişmelere sahne olan seçimin iki büyük adayı Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu.

Sayın İmamoğlu ve Sayın Yıldırım önümüzdeki günlerde tüm televizyonlardan yayınlanacak bir TV programında kozlarını paylaşacaklar.

Bu nedenle, bugünlerde, adaylar kadar bu programın yöneticiliğini (moderatörlüğünü) kimin yapacağı da ön plana çıktı.

İki adayın karşılaşmaları çağrısını sosyal medyadan ve resmi yoldan ilk yapanlardan biri de bendim.

***

Aşağıdaki satırlar hem önümüzdeki "büyük TV düellosu" için hem de genç TV programcıları için tavsiye niteliği taşımaktadır.

Tartışma programları, günümüzün moda deyimiyle "moderatör" denen "etkin sunucunun" sorgulaması açısından ayrı bir önem taşır.

Sunucu aynı zamanda etkin bir "yönetici"dir.

MODERATÖRÜN GÖREVLERİ

Televizyonda akılcı bir tartışmanın yapılmasında moderatöre düşen görevler çeşitlidir:

- Tartışmayı yönlendirmek (yükümlülüktür): Soru sormak, dinlemek, yanıtlamak ve sözleri özetlemek.

- Tartışmayı kontrol etmek (seçenektir): İnsanlara ne düşüneceklerini söylemek değil, konuları ve zamanı belirlemek.

- Tartışmaya katılmak (seçenektir): Kendi düşüncelerini söyleyerek toplulukla birlikte düşünmek ve soru sormanın yanı sıra, size sorulanlara da yanıt vermek.

- Sonuca ulaşmaları konusunda diğerlerine yardım etmek (seçenektir): O ana kadar tartışmadan hangi sonuçları çıkardıklarını sormak; ya da Sokratik yöntemle yönlendirici sorularla, insanların görüşlerinin ne anlama geldiği bulmalarını sağlamak.

KÖTÜ MODERATÖRLÜK

Ne yazık ki günümüzde pek çok tartışma programında yönlendirmek, kontrol etmek ve tartışmaya katılmak kavramlarından anlaşılan şey, "yan tutmak" ya da "yargılamak" olarak uygulanıyor.

Dikkat ederseniz, "algılanıyor" demiyorum.

Pek çok meslektaşımız doğru algılıyor ama yanlış uyguluyor. Bu tercihin siyasi ve ekonomik nedenleri olduğu çok açıktır.

Medya dünyamızda çok sık tanık olduğumuz kötü uygulamaların bir kısmı şunlardır:

- "dayak atar gibi" davranmak,

- "kişisel çatışmalara" girmek,

- "gülünç kargaşalar" yaratmak,

- "soru listesi hazırlamadan" soru sormak,

- "zamanı, gerekli bilgiyi alacak biçimde ayarlayamamak"

TARTIŞMANIN AMACI

Tartışmanın amacı, moderatörün kendi düşüncesini kabul ettirmek, konuğunu dövmek değil; verimli ve izleyiciyi bilgilendirici olmalıdır.

Düşmanca davranmak yerine, muhatabınızın kişiliğini koruyun, bireysel saldırıya geçmeyin.

Burada önemli bir alıntı yapmak istiyorum:

"Televizyon ekranı ve gazete sayfaları 'yargıçlarla' dolu; düşüncelerini kamuoyuna duyurma şansı olan her birey, kendi gerçeğini başkalarına zorla kabul ettirme hakkını otomatik olarak kendinde görüyor ve doğal olarak onların bu düşünceleri onaylanmasa da bir üst mahkemeye gitme şansları olmuyor! (…) Kendimizi yargıçlık derecesine yükseltiyoruz, çünkü bu biçimde zekâ ve anlayış olarak yüce bir düzeyde olduğumuzu ilan etmiş olacağımızı düşünüyoruz; oysa, yargıladığımız zaman ortaya çıkan bunun tam tersi oluyor. Yargı bir kafestir, içinde var olma özgürlüğünün yanı sıra, anlayış ve zekânın da sıkışıp kaldığı, bitkin düştüğü bir hapistir." (Susanna Tamaro, Sevgili Mathilda, İnsanın Yürümesini Dört Gözle Bekliyorum, 17. Baskı, Gendaş Yayınları, 1999: 105-106).

BAŞARILACAK OLAN NE?

Bir tartışmada katılımcıların başarmak istediği şey nedir?

Tartışma açık uçlu mu, sınırlı süreli mi, sonuç alınmaya odaklı mı?

Duygusal ve politik unsurlar ne kadar önemli olacak? 

Tartışma konusu ne kadar sıcak ve güncel?

Soru yürüyüşü: Tartışma programında sorularınız nasıl "yürüyecek", yani hangi sırada ilerleyecek ve amacınız ne olacak?

Soruları "anlamak" için mi soracaksınız, "sıkıştırmak" için mi? Ya da, "rating" sağlamak için mi?

Başlangıçta bir "açılış sorusu" sormak gerekir. Bu soru, giriş konuşmanızın son cümlesi olmalıdır.

Niçin bu konuyu ele aldığınızı, neden stüdyodaki bu konukları seçtiğinizi ve konunun önemini açıklamalısınız.

***

Önümüzdeki günlerde yapılması planlanan TV tartışmasında uygulanacak yöntemler henüz taraflar tarafından netleştirilmemiştir.

40 yıllık "soru sorucu" olarak bu göreve talip olduğumu yineliyorum.

Ancak, tarafların çeşitli nedenlerle başka bir moderatörü tercih etmeleri durumunda, "profesyonel destek" vermeye de hazırım.