Sözcü gazetesi yazar ve çalışanları için hazırlanan iddianame kabul edildi. Dün kabul edilen iddiameye göre SÖZCÜ yazarları ile çalışanları için 5 ile 10 yıl arasında hapis cezası istendi.

Sözcü gazetesi yazarlarından Aytunç Erkin bugünkü yazısında iddianameyi ele aldı. Erkin'e göre iddianame çelişkilerle dolu.

Erkin'in yazısı şöyle; 

ÇÜRÜTÜLMÜŞ DELİLLER 17 SAYFALIK MÜTALAAYA SIKIŞTIRILDI… LEHTE DELİL YİNE YOK…

1 – İlk olarak iki gün önce yayımlanan “Darbenin kilit ismi Köse FETÖ kumpaslarını yazan SÖZCÜ'yü hedef aldı” başlıklı yazımdan alıntıyla başlayalım: “Genelkurmay eski Adli Müşaviri FETÖ'cü Muharrem Köse diyor ki; (Bize kurulan kumpasın izlerini sanıklar değil, kumpası kuranların kendi ifadeleriyle ispat etmeye çalışacağım. Bunların sivil irtibatları Yandaş Sözcü ve Odatv'dir…)

Yani kendilerine muhalif gördüğü subayların tasfiyesinde rol alan Köse, Fetullahçı darbecilerin cezaevinde olmasının nedenini SÖZCÜ'nün yayımlarına bağlıyor. Ancak SÖZCÜ Gazetesi'ne yönelik algı operasyonunun ikinci senesinde mütalaasını açıklayan savcı, 17 sayfada, FETÖ'cü Muharrem Köse gibi düşünmemiş!

SÖZCÜ'nün Yayın Yönetmeni ve yazarlarına, ‘FETÖ içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte bu örgüte bilerek-isteyerek yardım etti' suçlaması yapmış. Bu iddia 10 sene önce yaşanan bir terör saldırısını hatırlattı: Genelkurmay Başkanlığı, 11 Aralık 2009'da, Tokat'ın Reşadiye İlçesi'nde düzenlenen ve 7 askerin şehit olmasıyla sonuçlanan saldırı emrinin PKK'nın Tunceli sorumlusundan geldiğini açıkladı. Hatta PKK bile saldırıyı üstlendi… Ancak FETÖ'cü Taraf Gazetesi hain saldırıyı PKK'nın değil ‘Ergenekon'un yaptığını yazdı… Burada da darbeciler her fırsatta SÖZCÜ'yü hedef alırken… Savcılık, “FETÖ'ye yardım ettiniz” iddiasında bulunmaya devam ediyor.

Peki dün açıklanan savcılık mütalaasındaki çelişkiler neler? Anlatalım…

“Erdoğan'ın yerini biz bulmadık” darbeci hainler zaten biliyordu
 
2 – Savcı mütalaasının 1'inci sayfasında şu iddiada bulunmuş: “… 15 Temmuz'da FETÖ mensuplarınca gerçekleştirilen darbe girişimi ile bağlantılı olarak saat 16.30 sıralarında… Henüz darbe girişimi kapsamında askerlerin kışlalarından çıkmadan önce adı geçen gazetede, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın bulunduğu yerin aniden haber yapıldığı…Örgüt üyelerinin birkaç saat sonra silahlı kalkışmaya giriştikleri…”

AKINCI ÜSSÜ'NÜ OKUYUN

Şimdi… Bu iddia SÖZCÜ'nün suçsuz olduğunun kanıtı…Çünkü… Akıncı Üssü'ndeki olaylara ilişkin dava dosyasının ek klasörlerinde, darbeciler tarafından hazırlanan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Marmaris'te kaldığı otele ait uydu görüntüleri bulundu da ondan! Ayrıca, hangi ismi, hangi darbeci ekibin alacağına yönelik planlamalara ilişkin notlar da ele geçirildi. Böylece İstanbul Savcılığı'nın, darbecilerin “Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Marmaris'te olduğu” bilgisini muhabirimiz Gökmen Ulu'nun yazdığı haberden öğrendiği iddiası çöktü.

Akıncı dosyasının ek klasörlerinden darbeciler tarafından elde edilen ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kaldığı Marmaris'teki Grand Yazıcı Turban Otel'in Hava Kuvvetleri CAS sisteminden alınmış uydu görüntüleri yer aldı. Kalkışmanın bastırıldığı 16 Temmuz günü Akıncı Üssü'nde yapılan aramalar sırasında 143. Filo'daki odalarda otelin uydu görüntülerinin yanı sıra, MİT, Çankaya Köşkü, Beştepe'deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı, TÜRKSAT gibi yerlerin uydu görüntüleri ile cuntacıların darbe planlamalarına ilişkin notlar da bulundu.

“12 TEMMUZ'DA KEŞİF…”

İddianamede Erdoğan'a suikast girişimine ilişkin de şu bilgiler yer aldı: “… Darbe faaliyetini organize eden şüphelilerin 12 Temmuz tarihinde Diyarbakır 8. Ana Jet Üs Komutanlığı'ndan 2 adet F-16 uçağını kaldırdıkları ve Marmaris'te Cumhurbaşkanı'nın kaldığı otel ve civarının havadan fotoğraflarını çekerek Dalaman Havaalanı'na indikleri… 13 Temmuz'da 2 tane F-16 uçağı, Marmaris'te Cumhurbaşkanı'nın kaldığı otel ve civarını havadan fotoğrafladıkları…” Şimdi… Savcının mütalaasını hazırlarken görmediği… iddianamelere de bakalım…


3 – SÖZCÜ'ye atılan iftiraları yerle bir eden tek iddianame Akıncı Üssü iddianamesi değil. İşte diğer iddianamelerde, cuntacıların Erdoğan'ın yerini nasıl tespit ettiklerini anlatan bölümler:

Genelkurmay Çatı iddianamesi: 38 kişilik Yurtta Sulh Konseyi üyeleri arasında yer alan Genelkurmay Başdanışmanı Orhan Yıkılkan'ın cep telefonunda önemli bilgilere ulaşıldığı anlatıldı. Buna göre Yıkılkan'ın telefonundan darbe girişimi öncesinde Google üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kaldığı oteli arattığı belirlendi.

Marmaris'teki suikast davası iddianamesi: 12 Temmuz günü, Diyarbakır 8. Ana Üs Komutanı Tuğgeneral Deniz Kartepe'nin beraberindeki iki pilotla aylık uçuş planlamasında olmamasına rağmen 2 ayrı F-16 uçağıyla Dalaman Havalimanı'na uçtukları, buraya gelirken de Erdoğan'ın kaldığı otel ve civarında uçup fotoğraflama yaptıkları belirtildi. 13 Temmuz'da yine Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş tarafından Ankara'dan İzmir'e F-16 ile uçuş yapıldığı ve bu sırada da yakıt alma bahanesiyle güzergaha Dalaman Havalimanı'nın eklendiği ifade edildi. Erdoğan'a suikast girişimi hazırlıkları yapıldığı vurgulandı.

Muhafız Alayı iddianamesi: Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda darbe girişiminden bir gün önce Başyaver Ali Yazıcı başkanlığında iş dağılımının görüşüldüğü toplantı yapıldığı belirtildi.

TBMM raporu: Darbe girişiminin ardından TBMM Araştırma Komisyonu tarafından hazırlanan ve 9 AKP'li vekilin imzaladığı raporda da 12 Temmuz günü keşif yapıldığı yer aldı.

Erdoğan'ın çağrısını ilk SÖZCÜ verdi

4 – 15 Temmuz'daki darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın halkı darbeye direnmeye çağırdığı konuşmayı Türkiye'ye ilk duyuran SÖZCÜ olmuştu. Erdoğan saat 00.05'te ilk açıklamasını yapmaya başladı. Açıklamadan hemen sonra ise sozcu.com.tr'nin İstanbul'daki merkezine telefonla ulaşmayı başaran Gökmen Ulu, ‘son dakika' haberi olarak bu gelişmeyi yazdırdı ve Erdoğan'ın çağrısı “saat 00:13'te” sozcu.com.tr'de ‘SON DAKİKA' haberi olarak 1'inci manşetten yayımlandı.

Savcının mütalaasını hazırlarken görmediği ve SÖZCÜ avukatlarının mahkemeye sunduğu dilekçede şöyle denildi:  “Sayın Mahkemenize bilirkişi inceleme raporu sunulmuştur. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın halkı darbeye karşı direnmeye çağıran ilk açıklaması, SÖZCÜ Gazetesi muhabiri Gökmen Ulu tarafından 16 Temmuz tarihinde saat 00.13'te ilk kez sozcu.com.tr'de ‘Erdoğan'dan ilk açıklama: Bütün halkı meydanlara bekliyorum' şeklindeki yayınlanmıştır.” Ancak savcılık makamı bu raporu da görmedi…

ByLock yok… Bank Asya yok…İletişim yok… Bu nasıl FETÖ'cülük?

5 – Mütalaanın ‘Netice ve talep' bölümünde şu iddia yer almış: “Sanıkların alınan savunmalarında… FETÖ ile irtibatlarının olmadığı…Karşı oldukları…belirtilmiştir. Gerektiğinde elemanlarının deşifre olmaması için örgüt lideri Fetullah Gülen'in ‘Bana açıkça galiz bir şekilde küfür edin' yaklaşımları dikkate alındığında… Şekli olarak FETÖ'ye karşı olmanın, FETÖ'yü desteklememek sonucunu doğurmayacağı…”

Savcılık şunu unutmuş: FETÖ'cülükle ilgili kriterleri savcılıklar açıklamıştı. SÖZCÜ çalışanlarında FETÖ'nün gizli haberleşme ağı ByLock bulunamadı. Bank Asya'da kimsenin hesabı yok. Telefon iletişimi tespit edilemedi. Bunlar da raporlarla kanıtlı.

2016'da silahlı terör örgütü ilan edilmişti…

6 – Mütalaanın ‘Sonuç' bölümüyle devam edelim…Savcı diyor ki… “SÖZCÜ Gazetesi'nin…örgütün yayın organlarından önemli bir farkının olmadığı…” İşte SÖZCÜ'nün suçsuzluğunun bir kanıtı daha…Gazete, 17-25 Aralık sürecindeki bazı manşetleriyle suçlanıyor… O manşetleri aynı günlerde çok sayıda gazetenin de attığı unutulmuş! Savcı, FETÖ'nün silahlı terör örgütü ilan edildiğinden sonra bile SÖZCÜ'nün örgüt lehinde haberlerine devam ettiğini nasıl iddia etmiş, anlaşılır değil! Çünkü… Devlet, 16 Haziran 2016'da “silahlı terör örgütü” olduğunu kabul etti… Suçlandığımız haberler 2013'te…