Sözcü gazetesi yazarı Uğur Dündar, Sedat Peker'in iddialarıyla başlayan skandalları izlerken aklına gelen programı bugünkü köşesinde anlattı. 

Dündar'ın "10 milyon Euro’luk haraç istendi mi?.." başlıklı köşe yazısından ilgili bölüm şöyle oldu:

Bodrum'daki ultra lüks Paramount Otel'e çöküldüğü iddialarıyla başlayan skandala, her geçen gün yeni ve şaşkınlık veren bir boyut ekleniyor.

Örneğin otelin bulunduğu gerdanlık görünümlü araziyi devletten 49 yıllığına kiralayıp binaları inşa ettiren merhum iş insanı Atilla Uras'ın mirasçılarından olan kızı Yasemin Victoria Uras, iki gün arka arkaya evinin üzerinde “drone” uçurulduğunu, hatta bir seferinde bu aracın, oturma odasına kadar yaklaştığını öne sürüyor. Şikayeti üzerine gelen terörle mücadele ekibine ifade verirken, görüntüleme aracının evin çevresinde uçarken çektiği videoyu da teslim ediyor!..

Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ait zırhlı askeri araçla otelin basıldığı iddiasından sonra, evin üzerinde drone uçurulması karşısında insan, “Bunları yapanlar, bu cesareti nereden, kimlerden alıyor?” diye sormadan edemiyor.

★★★

Veyis Ateş adlı televizyoncunun Sezgin Baran Korkmaz'a telefon açıp, “Yurt dışından itibarlı bir şekilde dönebilmen için bu ‘klik ve lobi'ye 10 milyon Euro vermen gerekiyor” dediğinin öne sürülmesi bile tüyler ürpertiyor.

★★★

Otele çökme eyleminin gerçekleşmesi ve yeni sahiplerine (!) geçmesinin ardından astronomik fiyatlarla gecelenen otelde bedava ağırlandıkları iddia edilen bazı yetkililerin açıklamalarını okurken ve skandala eklenen yeni boyutları izlerken, aklıma hep, İngiltere'de seyrettiğim bir televizyon programı geliyor.

★★★

“Demir Leydi” olarak ünlenen Margaret Thatcher'ın başbakan olduğu yıllar…

Ülke, üst düzey bir polis yetkilisinin, Thatcher'ın partisini destekleyen bir iş adamının yatıyla Karayip Adaları'nda yaptığı tatili konuşuyor.

Televizyon programında deneyimli gazeteciler ak saçlı, babacan görünümlü polis şefini karşılarına almış soru yağmuruna tutuyorlar.

Adam da boncuk boncuk terleyerek cevap vermeye çalışıyor.

“Biz onunla yeni tanışmadık. Çocukluktan bu yana arkadaşız. Üstelik eşlerimiz ve çocuklarımız da arkadaşlar. Ayrıca ben tatili bedavaya getirmedim. Masrafları yarı yarıya paylaştık” diyor ve yanında getirdiği dosyadan ödeme makbuzlarını çıkarıp gösteriyor.

Ama bu açıklamalar tatmin edici bulunmuyor ve antiterör timlerinin başındaki polis şefi, istifa etmek zorunda kalıyor…

★★★

Bir de dönüp bize bakın!..

Şaibeli kişinin otelinde bedava tatil yapmayı geçtik, astronomik haraçlar bile istenebiliyor!..

Vah güzel ülkem, vah!..