Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin (ÇGD), basın kartı yönetmeliğinde yapılan değişiklikler hakkında açtığı davanın ilk aşaması tamamlandı. Danıştay 10’ncu dairesi tarafından verilen kararda, gazetecilerin basın kartı alabilmesi için şart koşulan “sigortalılık” hükmünün yürütmesinin durdurulmasına hükmetti.

Basın meslek örgütlerinin görüşlerine başvurmadan ve gazeteciler danışılmadan hazırlanan yeni basın kartı yönetmeliğini değerlendiren Danıştay 10’ncu Dairesi, yönetmeliğin “Basın kartı verilecek kişilerde aranan şartları” düzenleyen 6’ncı maddesinin g fırkası kanuna aykırı bulunurak yürürlüğün durdurulmasına karar verildi.

İlgili hüküm, gazetecinin basın kartı alabilmesi için gerekli koşulan diğer şartların yanında “5953 sayılı Kanun hükümlerine uygun sözleşme yapmış ve sigorta primlerinin çalışma mevzuatı esaslarına uygun olarak yatırılmış olması” şartını getiriyordu. Danıştay, bu maddeyle yüklenen sorumluluğun gazeteciye değil işverene ait olduğunu belirtti ve kişinin kendi sorumluluğunda olmayan bir durum nedeniyle cezalandırılamayacağı ilkesinden hareketle fıkranın yürütmesini oy çokluğuyla durdurdu.

Danıştay: Kart vermemek gazeteciliği engellemektir

Danıştay kararında, basın kartının gazetecilerin mesleklerini icra edebilmek için gerekli toplantı, etkinlik, basın açıklaması gibi haber kaynaklarına ulaşmalarını sağlayan bir kart olduğu belirtildi. Sigorta primlerinin ödenmesinin, ilgili kanun gereği işverenin yükümlülüğünde olduğunu hatırlatan Danıştay 10. Dairesi, hukuki değerlendirmesinde şunları vurguladı:

“… bu nedenle, işçi pozisyonundaki gazetecilere kendi yükümlülükleri olmayan sigorta primlerinin ödenmemesi durumundan dolayı basın kartı verilmeyerek mesleklerini icra etmelerinin engelleneceği anlaşıldığından, gazetecilere basın kartı verilirken sigorta primlerinin ödenmiş olması şartının aranmasına ilişkin düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.”

Danıştay, bu hukuki değerlendirmesinde “Basın kartı verilmeyerek mesleklerini icra etmelerinin engelleneceği anlaşıldığından” ifadelerini kullanarak, basın kartı verilmemesinin gazetecilik mesleğinin yerine getirilmesini engellediği tespitinde bulundu.

ÇGD: Yıpranma payı hakkından yararlanmanın tek şartı basın kartı sahibi olmak

Mahkeme kararına ilişkin yazılı açıklama yapan ÇGD, basın kartının, gazetecilerin haber üretim süreçlerinin yanı sıra özlük haklarına ilişkin de çeşitli imkanlar sunduğunu hatırlatarak bu haklardan birinin de yıpranma payı olduğuna dikkat çekti. Yıpranma payı hakkından yararlanmak için basın kartına sahip olmanın önemine vurgu yapan ÇGD, şu değerlendirmede bulundu:

“Mesleğin zorluğu gözetilerek yıpranma payı olarak sigortalılıklarına ek yılda 90 gün bilinen fiili hizmet süresi zammı hakkıdır. Bu haktan yararlanmanın tek şartı ise basın kartı sahibi olmaktır. İşverenin sigorta primlerini ödememesi nedeniyle basın emekçilerinin işçilik hakkından yoksun bırakılması, bu kararla son bulmuştur.”

Gazetecileri köle düzenine iten her türlü uygulamaya karşı haklarımızı sonuna kadar kullanacağız

ÇGD açıklamasında ayrıca, dava kapsamında yürütme durdurma kararı beklediği diğer kritik düzenlemeler hakkındaki yürütmeyi durdurma kararlarının ve iptallerinin esastan görüşme sırasında verilmesini beklediğini vurguladı. Hukuk devletine olan inançları nedeniyle bu kararları beklediğini ifade eden Dernek şu açıklamada bulundu:

“Gazeteciliği meslek olmaktan çıkarıp güç odaklarının halkı manipüle etme aracı, gazetecileri siyasi parti sözcüsü, tüm basın emekçilerini de köle düzenine iten her türlü uygulama, düzenleme ve karara karşı meşru haklarımızı sonuna kadar kullanacağımızı buradan bir kez daha ifade ediyoruz. Çünkü Çağdaş Gazeteciler Derneği, halkın doğruları öğrenme hakkı; eşitlik ve adalet yolunda mücadele eden gazetecilerin örgütüdür.”

Avukat Onur Can Keskin: Haber alma ihtiyacı daha net hissediliyor

Danıştay kararını yorumlayan ÇGD Avukatı Onur Can Keskin, gazetecilerin işverene karşı açtığı davalarda karşı karşıya kaldığı ispat zorunluluğunu hatırlattı. Mesleki deneyimde İletişim Başkanlığı’ndaki basın kartı kayıtlarının esas alındığını anlatan Keskin, Danıştay’ın kararının gazetecilerin işçilik hakları açısından da önemli bir kazanım içerdiğini belirtti ve şunları vurguladı:

“Basının yasal ve ekonomik olarak yeniden biçimlenmeye mecbur kaldığı bugünlerde doğru haber alma ihtiyacı daha net hissediliyor. Gazetecinin konumu da bu nedenle doğrudan temel bir ihtiyacı karşılıyor. Gazetecinin bu önemini gözeten yasa koyucu ücretin peşin ödenmesi, yıllık izin süreleri, kıdem tazminatı tavanı, terfi ve ikramiye hakkı gibi bazı haklar tanıyor. Keza, mesleğin zorluğu gözetilerek yıpranma payı olarak sigortalılıklarına ek yılda 90 gün bilinen fiili hizmet süresi zammı hakkı tanıyor. Bu haklar işveren tarafından ek külfet olarak görülebiliyor ve pek çok örnekte görüldüğü gibi bu yükümlülüklerden kurtulmak amacıyla gazetecilerin sigortası 5953 Sayılı Kanun yerine 4857 Sayılı İş Kanunu’na göre yapılabiliyor. Bu durum öyle yaygın ki, işverenin prim ödeme yükümlülüğünden kaçınmak amacıyla bu yola başvurduğu Yargıtay kararlarında da ifade ediliyor. Mahkemeler, gazetecilerin açtığı davalarda da mesleği yapıp yapmadığı ya da ne zamandır yaptığı hususunda Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına yazı yazıyor ve burada tutulan basın kartı kayıtlarını dikkate alıyor. Getirilen düzenleme ile SGK’ya gazeteci olarak bildirilmeyen bir gazetecinin Yönetmelik gereği basın kartı alması engellenirken, işçilik alacaklarına ulaşması da zorlaştırılıyor, dava açmadan hakkını alamaz hale getiriliyor. Benzer tartışmalar gazetecinin görev sırasında meslek kazası geçirdiğinde ya da sınır dışı konularında da gündeme geliyor. Özellikle iş bulmanın zorlaştığı bu koşullarda işe başvuru sırasında da bu koşulların müzakere edilmesi oldukça zor. Oysa getirilen düzenleme hukuka uygun değil. Çünkü sigorta bildiriminin yapılma şekli gazetecinin gazetecilik görevini yapmasını etkilemez.”

ÇGD: Halkın haber alma hakkını ortadan kaldıran bir müdahaledir

Dava dilekçesinde de yönetmeliğin gazetecilik faaliyetlerinin yürütülmesiyle ilgili olduğu belirten ÇGD, “Gazetecinin mesleğini gereği gibi yerine getiremediği durumlarda, gazetecinin kendisi açısından çalışma ve ifade özgürlüğü haklarına müdahalenin söz konusu olacağı açıktır. Bunun yanı sıra gazetecinin görevini yerine getirememesi halkın haber alma hakkını, dolayısıyla kanaat oluşturma hakkını da ortadan kaldıran bir müdahale niteliğindedir” ifadeleri kullanılmıştı.

Dilekçesinde gazeteciliğin engellenmesi temel hakların engellenmesi olarak ifade eden ÇGD ayrıca şu ifadeleri kullandı:

“Basın kartının verilmesi ile iptaline dönük düzenleyici işlemler temel bir hakkın sınırlandırılmasına, özünde de Anayasa ile korunan basın özgürlüğü ve geniş anlamda ifade özgürlüğüne müdahaleye yol açmaktadır. Temel haklar ancak yasayla sınırlandırılabilir olup, davaya konu düzenleyici işlemlerin de bu çerçevede ele alınması gerekmektedir.”

Maddelerin iptal istemi de görüşülecek

ÇGD’nin yürütmenin durdurulması ve yönetmelikteki bazı maddelerin iptali başvurusunun ardından Danıştay, İletişim Başkanlığı’nın savunmasını istendi. Savunmanın alınmasının ardından öncelikle acil ve geri dönülemez zarara uğranabileceği gerekçesiyle yürütmenin durdurulması istemi karara bağlandı. Danıştay 10. Dairesi, adli tatilin ardından ÇGD’nin basın kartı yönetmeliğindeki maddelere iptal istemini de görüşerek karara bağlayacak.

İptal istemi görüşmesinde de yürütmeyi durdurma kararı verilen maddedeki hukuki değerlendirmenin geçerli olması, basın sigortası yapılmayan gazetecilerin de basın kartı alabilmesini sağlayacak karar çıkması bekleniyor.