Sözcü yazarı Emin Çölaşan "İşin dozunu kaçırınca!" başlıklı bir yazı kaleme alarak 65 yaşi üstüne getirilen sokağa çıkma yasağında ipin ucunun kaçtığını savundu.

65 yaş üstü pek çok gazetecinin ismini sıralayan Çölaşan, pek çok meslek grubunda benzer durumdaki kişilerin karşılaştıkları sorunları yazdı ve aındığı açıklanan tedbirlerin de çözüm olmadığını söyledi.

Çölaşan'ın yazısı şöyle:

Sevgili okurlarım, adına korona denilen bir virüs çıktı ve bütün insanlık aleminin başına bela oldu!

Küçücük bir nesne ile boğuşuyoruz, onu alt etmeye çalışıyoruz ama hınzır öyle bir şey ki, direndikçe direniyor. Neyse, konumuz bu değil…

İçişleri Bakanlığı birkaç gün önce genelge yayınladı:
65 yaş ve üzerinin sokağa çıkması yasaklanmıştır.
Bu yasağı başarıyla uygulamak derseniz, öyle kolay bir iş değil.
Elbette, eğer mümkünse çıkmasınlar ama onların alışverişi, doktora ve hastaneye gidiş gelişleri nasıl olacak?
Alışveriş işini çözmek için çeşitli illerimizde “Destek grupları” kurulacakmış.
Ne yapacak, ne işe yarayacak o gruplar?
Kaç yaşlıya hizmet vermeleri mümkün olacak?
Tamamen göstermelik bir olaydır…
Ve yaşlı insanları sorunlarına hiçbir çözüm bulmadan eve kapatıp yasak getirmek yanlış bir iştir.

Yayınlanan genelgede hiçbir açıklık yok…
Örneğin 65 yaş ve üzeri olan milletvekilleri sokağa çıkamayacak mı?
Gazeteciler, üniversite hocaları, avukatlar, ne yapacak?
Size basın sektöründen birkaç örnek vereyim, 65 yaşın üzerindeki bazı gazetecileri aklıma geldiği gibi saymaya çalışayım:

Rauf Tamer, Doğan Hızlan, Sedat Ergin, Melih Aşık, Emin Çölaşan, Emre Kongar, Necati Doğru, Rahmi Turan, Yavuz Donat, Mehmet Barlas, Uğur Dündar, Ertuğrul Özkök, Saygı Öztürk, Ayşenur Arslan, Ali Sirmen, Hıncal Uluç, Alev Coşkun, Güneri Civaoğlu ve daha niceleri…

Sayın sayabildiğiniz kadar.
Şimdi hepimiz yasak kapsamındayız!

★★★

Gazeteci herkesle, her kesimle ilişkisi olan kişidir…
Gazeteci (şimdi bir miktar kısıtlanmış bile olsa) ziyaretlere gider, ziyaretçi kabul eder.
Gazeteci gerekirse sokaklarda dolanır, sokağın havasını yazılarına yansıtır.
Örneğin benim arkadaşım Yavuz Donat bütün illeri ve ilçeleri adım adım gezip oraların havasını yazılarında anlatır.

Şimdi Yavuz, bu yasaktan sonra evine mi kapanacak, sokağa çıkması mümkün olmayacak mı? 
O takdirde ne yapacak, ne yazacak?

★★★

Bir başka arkadaşım Hıncal Uluç daha birkaç gün önce yazmıştı:
“Ben gazetede çalışırım. Yazılarımı gazetede yazarım. Evime iş götürmem, evde yazı yazamam.”
Ben de aynı durumdayım.
Eve iş götürmem.
Evde yazı yazamam.
Benim yerim gazetedir.
Yazmak için o havayı solumak zorundayım.

★★★

Şimdi varsayalım, evden gazeteye gitmek için çıktık ve bizi polis çevirdi.
Ne diyeceğiz, ne yapacağız?
Bizi önce karakola mı çekecekler, ne yapacaklar?

★★★

65 yaş üzeri için getirilen evden çıkma yasağı sadece biz gazeteciler değil, o yaşı geçmiş milyonlarca insanımızı da yakından ilgilendiriyor.

O insanların da yapması gereken bir sürü iş var.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Hasta ise doktora, hastaneye gidecek…
Eczaneye uğrayıp ilacını alacak…
Bankaya gidip emekli maaşını çekecek…
Markete gidip alışverişini yapacak…
Belki küçük bir iş yeri var, orasını açıp üç beş kuruş kazanmak için çaba harcayacak…
Peki yolda karşısına polis çıktığı takdirde ne diyecek, derdini kime ve nasıl anlatacak?

★★★

Bir yasak koydular ama iki adım ötesini bile düşünmediler.
65 yaş ve üzeri olan milyonlarca insanımızı hiç düşünmeden bir karar aldılar.
Yani adeta “Ne halleri varsa görsünler” dediler.
Üstelik o yaş grubunun en çaresiz ve başkalarına en muhtaç kesim olduğunu düşünme zahmetine bile katlanmadılar.
★★★
Şimdi bazıları diyecektir ki “Yaa kardeşim devlet ne yapsın, bir salgını önlemek için çaba harcıyor…”
Doğrudur…
Ama belli yasaklar getirirken hiç değilse iki adım ötesini düşünmek, konulan kurallara belli koşullarda biraz olsun esneklik getirmek gerekebilir.
Onu yapmadılar.
“Evde kalmak” iyidir de, sonrasını ayarlayıp kitleleri mağdur etmemek biraz zordur.

İşin dozunu biraz kaçırmış oldular.