Fatih Altaylı, "Uçak beleş, otel cep yakar" başlıklı yazısında, AKP'nin eski yıllarındaki sistemi anlattı.

"Gidilen yerde heyetin kaldığı otelde kalıyordu davetli gazeteciler ve otel parasını herkes kendi cebinden ödüyordu." diyen Altaylı'nın yazısından o bölüm şöyle:

ABD Başkanı’nın uçağındaki Başkan’ın heyeti ile birlikte seyahat eden gazeteciler uçak için yaklaşık Business Class bileti parası ödüyorlarmış Beyaz Saray muhasebesine.


O da yaklaşık 20 bin dolar civarında bir para tutuyormuş.
Dün bir gazeteci arkadaşımız bunu yazınca, herkes “Türkiye’de gazeteciler ne ödüyor?” diye merak etti.


Başkası yazar mı bilmiyorum ama ben yazayım.


Geçmişte, yani “Pre-AK Parti” dönemde genel uygulama şöyleydi:
- Gazeteciler ve heyette yer alan işadamları veya iş dünyası temsilcileri uçak için bir katılım payı öderlerdi. Bu pay çok büyük bir para olmazdı ama genelde uçak kirası bu paylarla karşılanmış olurdu.


- Bazı gezilerde gazetecilerden para alınmazdı ama bu geziler de pek enderdi. Zaten o zamanlarda başbakanların ya da cumhurbaşkanlarının büyük uçakları yoktu. THY’den kiralanan uçaklarla gidilirdi resmi gezilere.


- AK Parti döneminde, ilk dönemde yine kiralık uçaklarla gidiliyordu. Sonra İtalya Başbakanı Berlusconi’nin “makam uçağı” Airbus A319 alındı ve gezilere bu uçakla gidilmeye başlandı. Bu gezilerde gazeteciler davetle çağrıldı. Gazetelere değil, gazetecilere yapılıyordu davet. Uçak için bir ücret alınmıyordu.


- Ancak gidilen yerde heyetin kaldığı otelde kalıyordu davetli gazeteciler ve otel parasını herkes kendi cebinden ödüyordu.


- Bunun da bazı sıkıntıları vardı. Çünkü genelde heyet en az 5 yıldızlı lüks bir otelde kalıyordu ve gecelik ücretler New York, Londra, Paris gibi başkentlerde hayli tuzlu oluyordu.

Özellikle bütçesi daha az olan gazeteler bu parayı ödemekte zorlanıyordu. Rahmetli Hasan Karakaya’nın bundan defalarca yakındığını hatırlıyorum mesela.