Duruşma Ankara 21’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 9.30’da başlayacak. Başkaya, ‘terör örgütü propagandası’ iddiasıyla açılan davaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Davanın yayımlanan yazının bahane edilerek açıldığını söyleyen Başkaya, “Yazının başlığında bile böyle olmadığı görülüyor. Bu Türkiye hukuk sisteminin ve adliyesinin bir klasiğidir. Önce sizinle uğraşmak için bir karar veriliyor. Ardından bahane aranıyor” dedi.

54 YIL GEÇTİ DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK

Birgün'de yer alan habere göre, bu gibi bir durumla ilk defa karşılaşmadığını aktaran Başkaya, “Benim hakkımda ilk dava 1965 yılında, İşçi Partisi adına Ankara’nın köylerinde komünizm propagandası yapmaktan açılmıştı. Aradan 54 yıl geçti bu sefer de terör örgütü propagandasından bir dava devam ediyor. Bu rejimin hiçbir esneme yeteneği olmadığının bu çok iyi bir örneği” diye konuştu.

Hakkındaki iddianın ipe sapa gelmediğini vurgulayan Başkaya, şöyle devam etti: “İddianame, 43 sayfa ancak benimle ilgili kısmı bir sayfa. Gayriciddi olduğu buradan belli… Orada bir takım gerekçeler sıralamaları lazım ama hiçbir şey yok. İki ayrı metni almışlar, sonuna da bir sayfa eklemişler ve bunu da iddianame diye karşımıza çıkartıyorlar. Bunu hazırlayanı anlıyorum fakat bunu kabul edene ne demeli?”

Ülkedeki rejimin özgür düşüncenin iflah olmaz düşmanı olduğunu dile getiren Başkaya sözlerini şöyle sonlandırdı: “Halk tarafından gelen hiçbir talebi kabul etmez. Eğer bir talebi kabul ederse kapı açılır kimin geçeceği belli olmaz der ve kutsal devletin büyüsünün bozulacağını düşünür. Bugüne kadar kitlelerden gelen talebin karşılık bulduğu tek bir örnek bilmiyorum. Yarın nasıl bir tablo karşımıza çıkar bilemiyorum.”