Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, “Avukatlar, hâkimler, üst düzey memurlardan oluşan ve rüşvetle sanıkları beraat ettiren gizli konsey ortaya çıkarıldı” şeklinde haber yayımlayan Sabah gazetesinin 20 bin TL tazminat ödemeye mahkûm edilmesine ilişkin kararı bozdu.

Cumhuriyet gazetesinden Alican Uludağ'ın haberine göre, haberin ceza soruşturmasındaki bulgulara dayanması nedeniyle görünür gerçekliğe uygun olduğu belirtilen kararda, “habere konu edilen olayların güncellik, toplumsal ilgi kamu yararı ile öz ve biçim arasındaki denge unsurlarını haiz bulunduğu, haberlerin içeriğinde davacılar hakkında doğrudan kişilik değerlerine yönelen küçültücü veya hakaret teşkil eden herhangi bir ifadeye yer verilmediği, bu kapsamda yayının AİHM içtihatları karşısında basın özgürlüğü kapsamında korunması gerektiği” vurgulandı.

Sabah gazetesinde 18 Nisan 2011 tarihinde Abdurrahman Şimşek imzalı “Büyük davalara rüşvet konseyi” başlıklı bir yazı hazırlandı. Yazı dizisinde alt başlık olarak “Avukatlar, hâkimler, üst düzey memurlardan oluşan ve rüşvetle sanıkları beraat ettiren gizli konsey ortaya çıkarıldı” bilgisi verildi. 19 ve 20 Nisan 2011 tarihli yayınlarda da habere devam edilerek konseyde yer aldıkları bildirilen hâkim ve avukatların isimleri kodlanarak, resimleri mozaiklenerek sayfaya konuldu. Haberde isimleri geçen iki avukat, Sabah gazetesi ve muhabiri aleyhinde 500’er bin TL’lik tazminat davası açtı.

İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, 2012’de davacıların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar vererek gazeteyi toplamda 20 bin TL tazminata mahkûm etti. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2013’te kararı basın özgürlüğü kapsamında bozdu. Ancak yerel mahkeme karara direnince, dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na gitti. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tazminat kararını bozarak, haberin basın özgürlüğü kapsamında olduğuna hükmetti. Kararda, yayımlanmasında kamu yararı bulunan, gerçek ve güncel bir haberin veya eleştirinin, özle biçim arasında denge kurulmak suretiyle verildiği durumlarda basının sorumluluğu söz konusu olamayacağı ifade edildi.

Kararda, “Diğer bir anlatımla basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma, yönlendirme yetki ve sorumluluğuna sahiptir” görüşü aktarıldı.