Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Muharrem Özen, Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu ve Yargıtay Onursal Daire Başkanı ve Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Hamdi Yaver Aktan, Yargıtay Başsavcılığı’nın tebliğnamesinden sonra halen cezaevinde olan Cumhuriyet muhasebe çalışanı Emre İper ve 5 eski Cumhuriyet yazar ve yöneticisinin bir an önce tahliye edilmesi çağrısı yaptı. 


Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, geçen hafta Cumhuriyet davasına ilişkin “eleştiri ve yorum niteliğindeki haberlerin terör örgütüne yardım suçuna vücut vermeyeceğini” belirterek, mahkûmiyetlerin bozulmasını istemişti.

Cumhuriyet'ten Alican Uludağ'ın haberine göre, tebliğname üzerine Cumhuriyet davası avukatları, Yargıtay 16. Ceza Dairesi’ne başvurarak, dosyanın öncelikle ele alınması ve cezaevinde olan Güray Öz, Hakan Kara, Musa Kart, Mustafa Kemal Güngör, Önder Çelik ve Emre İper’in tahliye edilmesini istemişti. 16. Ceza Dairesi de öncelikli görüşme kararı vererek, dosyayı tetkik hâkime göndermişti. Adli tatile girilmesi nedeniyle başvuruyu nöbetçi daire karara bağlayacak.

Kanadoğlu: Gecikmemeli


Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Yargıtay’ın dosyaya öncelik verip bu sorunu çözmesi gerektiğini vurguladı. Nöbetçi dairenin, içeridekiler için infazın durdurulmasına karar vermesi gerektiğini kaydeden Kanadoğlu, “Nöbetçi dairenin bir an önce faaliyete geçmesi lazım. Bir gün geciktirmeden incelemek lazım” dedi.

 

Yargıtay Onursal Daire Başkanı ve Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Aktan:
'KUTLANACAK DAVRANIŞ'


Yargıtay Onursal Daire Başkanı ve Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Hamdi Yaver Aktan, Yargıtay Başsavcılığı’nın tebliğnamesinin içeriği itibarıyla “kutlanacak bir davranış” olduğunu kaydetti.

Davanın aciliyeti olduğuna dikkat çeken Aktan, “Çünkü haklarında kesinleşen karar nedeniyle Yargıtay’a başvuramayan gazetecilerin halen inifazları devam ediyor. Mahkeme, muhtemel bir bozmaya karşı giderilmesi olanaksız zararın önlenmesi için infazların durdurulmasını yapabilirdi. Esasen özgürlükler için her zaman hukukta lehe uygulama yapılması mümkündür. Ama bu yola gidilmeyerek, yazarların uzunca bir süre haksız yere tutukluluklarının devam ettikleri görülmektedir” dedi. Nöbetçi ceza dairesinin ilk mesai gününde bunu görüşebileceğini ifade eden Aktan, “Derhal inceleyip tebliğname gibi karar çıkacağını düşünmekteyim. Hemen karar verip şu anda infazları görülmekte olan yazarların da tahliyesine karar verebilir. Bu tebliğnameden sonra infazın yapıldığı yerdeki infaz hâkimliği de infazı durdurabilir. Hangisi yapacaksa yapsın, bir an önce bunun sonuçlanması gerekir. Bu mağduriyetin giderilmesi gerekir” ifadesini kullandı.

‘Cumhuriyet’te olmaz’


Hamdi Yaver Aktan, Cumhuriyetçilerin “Örgüte yardım” ile suçlanmasına da tepki gösterirken, “Cumhuriyet gazetesi hiçbir zaman, hiçbir örgüte en ufak destek yapacak bir gazete değildir. Başka yayın organlarında bunu gördük. Ancak Cumhuriyet hiçbir zaman onlar gibi yanılmadı. Cumhuriyet, çağdaş, modern Türkiye’nin kurucusunun düşüncelerine uygun olarak yayın yapmıştır. Aydınlanma devrimleri için yayın yapmıştır. Bu mağduriyetin giderilmesi bir hakkın teslimidir. Bu, Türkiye’nin dünyadaki saygınlığını da koruyacak ve artıracaktır” değerlendirmesinde bulundu.


Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Muharrem Özen: 
'HABERDEN ÖRGÜTE YARDIM ÇIKMAZ'


Cumhuriyet’e konuşan Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Muharrem Özen, Yargıtay dairesinin, bozma kararını cezası kesinleşenler yönünden sirayet ettirebileceğini, bunun şartlarının mevcut olduğunu kaydetti.

Ceza Muhakemesi Yasası’nın 280. maddesinin 3. fıkrasındaki, “Sanık lehine olması halinde, bu hususların istinaf isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da istinaf isteminde bulunmuşçasına verilen kararlardan yararlanırlar” hükmüne işaret eden Özen, CMK’nin 306. maddesi kapsamında Yargıtay’ın vereceği kararın bozma anında halen cezaevinde olanlara uygulanabileceğini kaydetti. Özen, cezası kesinleşen ve temyize gidemeyen eski Cumhuriyet yazar ve yöneticilerinin tahliyesini ilk olarak ilk derece mahkemesinin yapması gerektiğini kaydetti. 5275 sayılı İnfaz Yasası’nın 98. maddesinin 3. fıkrasında “Ancak, mahkeme olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir” denildiğini anımsatan Özen, “Bu nedenle doğru düzgün gerekçe verilebilirse mahkemenin ‘Dosya bende değil’ demesini tutarlı bulmuyorum. İlk derece mahkemesinin karar vermesinin hukuki ve gerekli olduğunu düşünüyorum. Ancak mevcut durumda nöbetçi ceza dairesi de karar verebilir. Veya ‘Ben yetkili değilim’ diyerek, dosyayı yerel mahkemeye gönderebilir. Ancak ortadaki ciddi hak ihlalini önlemek için iki mahkemeden biri bir an önce karar vermeli. Mahkemeler, mevcut yargı paketindeki iradeyi de değerlendirmeli” diye konuştu. 
Eski Cumhuriyet yazar ve yöneticilerinin haber ve köşe yazıları nedeniyle “terör örgütüne yardım” ile suçlanmasını da eleştiren Özen, şu değerlendirmeyi yaptı:

‘Basın özgürlüğü’


“Ben bir haberin içeriğinin salt ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Haberlerden örgüte yardım çıkmaz. Bir gazetenin o günkü siyasi olaylarla ilgili basın örgürlüğü çerçevesinde ağır eleştiri niteliğindeki haberleri ifade özgürlüğüdür. Bundan suç örgütüne yardımın hukuken çıkması mümkün değil. Böyle bir saik üzerinden eylem olmaz. Eylem fiil üzerinden olur. Algı ve saik suç oluşturarak... Önemli olan fiildeki kasıttır. Bütün iktidarlar da muhalefetler de alkış kadar yergiye ve ağır eleştiriye katlanmak zorunda. Basından, iktidarı da muhalefeti de mutlaka mutlu edecek, olumlu kılıcak bir haber beklenemez. Demokrasilerde 4. kuvvet olan basın, kamu adına iktidarları denetler. Bu denetim örgüte yardım şekilde değerlendirilemez.”