Hazal Kaya, Marie Claire dergisine verdiği röportajda Ali Atay’la ilişkisi hakkında konuştu. Ünlü oyuncu, “Annemin hastalık döneminde Ali süper kahraman gibiydi. Hayatımda olduğu için şükrediyorum” dedi. Kaya röportajın bir bölümünde sosyal medyadan gelen yorumlara da değindi.

Hazal Kaya, Marie Claire dergisinin aralık sayısı için objektif karşısına geçti. 

Fotoğraf çekiminin ardından soruları yanıtlayan Hazal Kaya, oyuncu ve yönetmen sevgilisi Ali Atay’la birlikteliğini anlattı.

'ÇOK HUZURLU BİR ÇİFTİZ'

Hazal Kaya, 5 yıllık ilişkisini şöyle tanımladı:
“İçine kapalı bir çiftiz. Kendi minik dünyamız var. Birbirimize iş konusunda çok güveniriz. Çok huzurlu ve birbirine güvenen bir çiftiz.”

Oyuncu, annesi Ayşegül Kaya’nın kanserle mücadele ettiği dönemde en büyük desteği yine Ali Atay’dan gördüğünü açıkladı.

'ANNEMİN HASTALIĞINI ÜÇÜMÜZ ATLATTIK'

Hazal Kaya “Hastalık döneminde Ali, annem ve ben çok zorlu bir süreç yaşadık ve atlattık. O insanı aile yapan şey.

Yaşadığımız deneyimde Ali resmen süper kahraman gibiydi. Hayatımda olduğu için her gün şükrediyorum” diye konuştu.

Hazal Kaya röportajın bir bölümünde sosyal medyadan gelen yorumlara da değindi.

Hiç tükenmişlik sendromuna girdin mi? 

Girdim, tabii ki. Ben de girdim, hepimiz girdik. Girmemek mümkün değil. Tükenmişlik sendromuna yakalanman için 21. yüzyılda yaşıyor olman yeter. Bu da oyuncu hastalığı falan, öyle bir şey değil. Bütün dünya anksiyete şu an. Bütün dünya depresyonda. Herkes tükenmiş durumda, kimse bunu inkar etmesin. En ciddi ve vahşi şiddet çağlarından birinde yaşıyoruz. En fena dönemine de biz denk geldik. Dolayısıyla bunu toplumun bir tabakasına mâl etmek doğru değil. Şu an bütün dünya böyle. O yüzden sosyal medyada insanlar birbirlerini kesiyor; “İğrençsin, çirkinsin, şişmansın, nefret ediyorum senden” gibi yorumlar yazıyor fotoğrafların altına. 

Yorumlar seni mutsuz etmiyor mu? 
Ay, zerre etmiyor. Bir ara çok üzülüyordum. Hepimizin var öyle hassas olduğu dönemler. Ben okumuyorum bile artık. Yorumlar korkunç. Bir arkadaşıma “Allah belanı versin” diyeni gördüm. Şimdi buralar çok başka yerler. Niye ki mesela? Tanımıyorsun onu. Nasıl bir nefret? Birinin özel hayatıyla bu kadar ilgilenmek, sevgilisini beğenmemek benim algı sınırımın dâhilinde değil. Birini kendi estetik yargılarına göre çirkin bulmak da… Bunu oraya yazmaktan çekinir insan. Bunu ayıp bulmadan oraya yazabiliyor olmak çok ilginç. Dolayısıyla benim onları okumamın hiçbir anlamı yok. Beni sevenlerle kurduğumuz bağ zaten baki.