"Hiçbir şey yapamasam dertleşmek istiyorum. Buradan hareketle  aklımızda insanlara faydalı olabileceksek eğer yapmayı düşündüğünüz bir yayın var. Altyapısını  şimdiden oluşturmaya başladık" diyen Samyeli devamında, "İstesem bana televizyon kanalları zaten açık" ifadelerini kullandı. Samyeli, en büyük korkusunun ise hafife alınmak olduğunu belirtti..

Hürriyet'ten Ferit Ömeroğlu’nun sorularını yanıtlayan Samyeli'nin açıklamaları şöyle:

"Hayat bize dur dedi"

Nasıl karşıladınız bu süreci? Tedbirlerinizi aldınız mı?

Çok zor kabul ettim. Çünkü ben genel olarak hayatı hızlı yaşayan, yerinde hiç duramayan birisiyim. Evde oturmaktan hiç hoşlanan bir insan değilim.  Özellikle çok çok yoğun çalıştığım, bundan da çok mutlu olduğu bir sürece girmiştim. Yeni projeler, yeni heyecanlar, duyurmak istediğiniz yeni işler, bir kısım yaptığımız işler derken onlarda çok havalara uçtuğum bir süreçte istemeden her şey durma noktasına geldi. Tek tek ders oldu tabii… Önce kabul etmek istemedik ama gerçek olan bir şey var ki pandemi ilan edildi ve tedbir almak zorundayız.

Hayat bize dur dedi. Her şeyin anlamını yeniden sorguladığım, her şeyin önemini yeniden gözden geçirdiğim bir süreç oldu. Mecburen evlere kapanmak zorunda kaldık ve şimdi aslında hiç de şikâyetçi değilim. Ne yalan söyleyeyim başımın üstünde bir çatı var. Ailemle ve sevdiklerimle birlikteyim diye...  Şükürler olsun dediğim ve öncelik sıralamamın çok değiştiği bir süreç bu… Her şerde bir hayır vardır.

"Sağlık çalışanları, basın mensupları ve işine gitmek zorunda olanlar için devamlı dua ediyorum"

Bugün nasıl peki?

Bugün görüşmek istediğim arkadaşlarımın birçoğuyla görüşemiyorum. Şu kaygıdan… Benim de evde yaşlı annem var. Ben ailem ile birlikte yaşıyorum.  Kendi sağlığından ziyade başkalarına bulaştırmamak adına alınan önlemleri önemsemek zorunda olduğum bir süreç yaşıyorum.  Eve tamamen kapanmadım. Doğanın içinde oturuyorum. Ev seçerken öyle bir tercih yaptım. Şehrin Merkez'inde değilim. Onun için orman bana yürüme mesafesinde…

Orman yürüyüşleri yapıyoruz. Kendi bahçem var. Onun için çok şanslıyım artı çalışmak zorunda değilim. Her gün işe gitmemi gerektirecek bir sistemin içinde değilim. Bir yandan bu mecburiyeti olan sağlık çalışanları, basın mensupları ve yine işine gitmek zorunda olan insanlar için devamlı dua ediyorum. Onlara müteşekkiriz. Ben sahip olduklarımla, bildiklerim ve birikimlerimle neler yapabilirim, nasıl faydalı olabilirime yoğunlaştığım bir süreç yaşıyorum. Oradan da elimde bir liste yapılacak işler var. Neticede hepimiz topluma faydalı olmak için yaşamıyor muyuz?  Beni en çok rahatlatan şey bu…

“İstesem bana televizyon kanalları zaten açık”

Hayatınızın bir noktasında  ana akıma, haberciliğe dönmeyi düşünüyor musunuz?

Şu anda yerimde duramıyorum. Bu sabah balkondan aşağı ağaçlara bakarken onu düşündüm. Benim yayında olmamın, haber yapmamın nedeni zaten böyle olaylar, böyle durumlardı. Ben bunların çoğunda o kadar uzun süre evim yerine stüdyoda yaşadım ki… İsimleri tek tek saymaya gerek yok ama yine toplumsal birlik beraberlik gerektiren, can sıkıcı ve yarının ne olduğunun bilinmediği dönemlerde sanırım benim bir tarafım devamlı enforme olup bunu anlayıp insanlara iletmek istiyor. Yapacağız bir şeyler... Benim hayatta iyi yapabildiğim şeylerden biri anlamak ve anlatmak...

Hiçbir şey yapamasam dertleşmek istiyorum. Buradan hareketle  aklımızda insanlara faydalı olabileceksek eğer yapmayı düşündüğünüz bir yayın var. Altyapısını şimdiden oluşturmaya başladık. Birimizin evinde ya da toplanabildiğimiz kadarıyla çünkü mantığı da zaten bu… Madem evden çıkmıyoruz… Yoksa istesem bana televizyon kanalları zaten açık. Sağ olsun bir kısmının zaten sahibi tanıdık. Şu anda çalışanlar da arkadaşım. Ben bir ekibin parçası da değilim. Şimdi yayınlarda bana ihtiyaç da yok. Herkes gayet güzel işini yapıyor.

 “Kendi istediklerimi söyleyebilmek istiyorum.“

Defne Samyeli Akşam 7'de televizyonu açtığımızda bir kanalda görsek nasıl haber sunardı?

Bu şartlar altında, şu anda günümüz şartları içerisinde reflekslerim elbette bir yayında olmak, anlamak ve anlatmak istiyor çünkü yabancı haber ajanslarıyla öğreniyorum birçok bilgi alıyorum ve bunu paylaşmak istiyorum ama bunu ben kendi kalibremde kendi etrafıma sadece ilgilenenleri ve takip edenlerin izlemek istediği bir formatta sunmayı tercih ederim. Bir televizyon kanalı da bir marka, ekiplerde bir marka… Ben onların parçası değilim. Olmayı isteyeceğim dünyadan da çok uzaklaştım. O zaman ki daha serbest habercilik, herkesin kendi özel haberini hazırladığı ve  nispeten daha özgür olduğu enerji yok artık günümüzde… Onun için beni çok çekmiyor. Ben kendi istediklerimi söyleyebilmek istiyorum.

“Beni 5 kişinin izlemesine de hazırdım”

Haber spikerliği, oyunculuk, müzik… Kendinizi gösterdiğiniz her alanda varlığınızı nasıl kabul ettirdiniz?

Yapamazsınız diyen herkesi dinlemeyeceksin bu bir… Televizyonda çalışmaya başladığım zaman 18 yaşındaydım ve müzik eğlence programlarındaydım. İlk 5 yılımda kendime ait show programım var. Orada şarkı söyleyip dans da ediyordum.  İlk albümü yaptığım zaman da 22 yaşındaydım. Müzik hayatıma sonradan giren bir şey değil. Çok çok çok uzun yıllardır şarkı söylüyorum ama insanlar da birbirimizi anlamak için onların üzerine bir etiket yapıştırmak gibi bir eğilim var.

O etiketle ben seni mesela doktor olarak tanıdıysam sen benim için doktor olarak kalmalısın. Bu bir insan davranış biçimi… Ben bunu kabul ediyorum ama benim farklı yönlerim var. Bu farklı yönlerimin hiçbiri birbiri ile uyumsuz değil aslında hepsi bir performansçılık üzerinden ilerliyor. İster kamera önünde konuşayım, ister şarkı söyleyim, ister oyunculuk yapayım. Benim çocukluğumda böyle geçtiği için hiç yabancı değilim. İnsanlar da bana yabancı değil… Sadece meslek hayatım çok uzun.  Yaşıma rağmen diyeceğim yaşım da çok fazla değil. (gülüyor) 30 yıl olmuş ben ekrana çıkalı… 30 yıllık sürenin herkes kendi yaşına göre olan kısmını hatırladığı için o dönemlerde “bundan nasıl haberci olacak?” diyorlardı.

Sonra haberciyken de haberci değil aslında haber spikeri… Hani bunu diyen hep oluyor. Sen o süreçte şuna inanmalısın. Benim kendimi kabul ettirmek gibi derdim yok. Ben içten biliyorsam yapmam gerekeni zaten olması gereken oluyor. Eğer o işi dostlar alışverişte görsün diye yapmıyorsan,  moda diye yapmıyorsan, “a bak Ayşe, Fatma, Hatice, Ahmet, Mehmet yapıyor bende yapar buradan yolumu bulurum” diye yapmıyorsan o işte sen zaten kalıcı oluyorsun. Ben adım attığım işlerde tek pusulam bu ve hiçbir korkum yok.

 Neden?

Çünkü içsel güdüm ve içsel beni yönlendiren ilham aldığım yer o kadar kuvvetli ki… Kendime inancım kuvvetli, her şeyin ötesinde. Ben kulüpte şarkı söylemeye başladığım zaman beni 5 kişinin izlemesine de hazırdım. Çoktan kabul etmiştim. Yani 6. kişi olmasa da olurdu ama  çok iyi gitti.