Tarık Akan, Yılmaz Güney, Zeki Ökten... Zülfü Livaneli, sinemanın başyapıtı Sürü'nün öyküsünü paylaştı

Sanatçı ve yazar Zülfü Livaneli, sinema tarihine damga vuran Sürü filminin öyküsünü anlattığı paylaşımında, "Film dünyada bir başyapıt olarak selamlandı" vurgusunu yaptı.

Tarık Akan, Yılmaz Güney, Zeki Ökten... Zülfü Livaneli, sinemanın başyapıtı Sürü'nün öyküsünü paylaştı

GERÇEK GÜNDEM /

Yaşamı boyunca 120'den fazla filmde rol alan, 7 kez Altın Portakal ödülüne layık görülen usta sanatçı Tarık Akan, 16 Eylül 2016'da akciğer kanseri tedavisi gördüğü hastanede 66 yaşında hayatını kaybetti.

Tarık Akan'ın aramızdan ayrılışının 6’ncı yılında sanatçı-yazar Zülfü Livaneli, Türkiye'nin sinema tarihine damga vuran, başrollerinde Tarık Akan, Melike Demirağ ve Tuncel Kurtiz'in yer aldığı Sürü filminin hikayesini sosyal medya hesabından paylaştı.

Sürü filminin senaryosunu Yılmaz Güney kaleme almış, yönetmenliğini ise Zeki Ökten yapmıştı. 

"TÜRKİYE'DE KAN GÖVDEYİ GÖTÜRÜYORDU"

Zülfü Livaneli, "Yeşilçam'ın yüce gönüllü, çelebi yönetmeni Zeki Ökten'le Sürü filminde birlikte çalışmıştık.Yıl 1978'di, Türkiye'de kan gövdeyi götürüyordu, Yılmaz hapisteydi ve ben ülkeye yeni dönmüştüm.İzmit Cezaevi'nde görüştüğümüz Yılmaz, Sürü adlı bir senaryo yazdığını ve benim de oynamamı istediğini söylemişti. “Ben oyuncu değilim yapamam” dediğimde de yazdığı rolün zaten bana pek uygun düştüğünü, kendim gibi davranmamın yeterli olacağını söylemişti. Rol, jandarmaların yakaladığı bir halk ozanıydı.Elbette oynamadım ama filmin müziğini yapma önerisini onurla kabul ettim" ifadeleriyle filmle olan bağını anlattı. 

"FİLM DAYANIŞMA ESERİ OLARAK ORTAYA ÇIKMIŞTI"

Dönemin siyasi iklimini ve baskı rejimini anımsatan Livaneli, "Sonra Zeki çok güzel bir film çekti. Film bir dayanışma eseri olarak ortaya çıkmıştı. Zeki başta olmak üzere hiçbirimiz beş kuruş para almadan çalışmıştık; dönemin en pahalı aktörü Tarık Akan da dahil... Mecidiyeköy'deki Acar Film stüdyosunda sahneleri görerek müziği kaydettik.Dünyadaki ilk örneklerinden birisi sayılacak biçimde, insan seslerini enstrüman gibi kullanmıştım.Kürtçe yasak olduğu için solistler sadece Vaye Vaye diyor ve Kürt gırtlağı kullanıyordu.O günlerde bir yönetmenin buna izin vermesi düşünülemeyecek kadar zor bir şeydi" ifadeleriyle paylaşımını sürdürdü.

"BU KADAR GÜZEL BİR FİLM YAPABİLMEK İÇİN TÜRK MÜ OLMAK GEREKİR"

Zülfü Livaneli'nin Sürü filminin hikayesini anlattığı paylaşımlarının devamı şöyle oldu:

"Günde 30-40 kişinin öldürüldüğü karanlık terör günlerini yaşıyorduk.Zeki bunları düşünmedi bile. Müziği filme yerleştirdik ve bir gün on - on beş kişi toplanıp Zeki Ökten'in başyapıtını izledik. Film bitince herkes suskunluğa gömüldü....

Ben bunu, herhalde hapisteki Yılmaz'ın yorumunu beklemeyi tercih ediyorlar diye yorumladım.Sonra her zamanki aceleci heyecanımı yenemeyip “Bu, dünya çapında bir şaheserdir. Sizi kutluyorum” diyerek Zeki'yi, Tarık'ı ve diğer arkadaşları öptüm.

Gerçekten de film dünyada bir başyapıt olarak selamlandı.Hatta Alman yönetmen Schlöndorff, “Bu kadar güzel bir film yapabilmek için Türk mü olmak gerekir” dedi. İşte böyle büyük bir sanatçıyı kaybetti Türkiye. Üç dostum da ışıklar içinde yatsın.