GERÇEK GÜNDEM

Kitabında çocukluğundan sanat camiasına girdiği günlere kadar birçok anısına yer veren Arkın'ın dikkat çeken bir hikayesi ise Türkiye'deki sanatçılara ithaf ettiği bölümdü. 

İran Şahı'nın davetlisi olarak saraya gittiklerinde yaşadıklarını anlatan Arkın, kitabının "Sanatçı Dediğin" isimli bölümünde, "İran sineması, döneminde ülkenin büyük sektörlerinden biriydi. Sinema oyuncularına 'hünerpişe' deniyordu. Yani en iyi, en güzel hünere sahip insanlar..." bilgisini aktardıktan sonra, yazısını şöyle sürdürmüştü:

"Bir gün Şah'ın davetlisi olarak saraya gittik. Davet kalabalık. Şah ve kraliçe misafirlerini kabul etmeye başladı. Soylular, siyasetçiler, askerler, ünlü zenginler sırayla gelip şahın önünde diz çöküp ona bağlılıklarını sunuyorlar. En yüksek devlet erkanı bile yerlerere kadar eğilerek Şah'ın eteklerini öpüyorlardı. Bunda saygıdan çok Doğu despotluğunun cıvık, kayıtsız şartsız egemenlik kudretinden gelen bir aşağılama vardı. Sıra hünerpişelere geldi, ikişer adım atıp dimdik sıraya durdular. Şah onlara doğru yürüdü ve elini uzattı. Hiçbir hünerpişe eğilmedi, el etek öpmedi. Hepsi sanki lütfediyorlarmış gibi Şah'ın uzanan elini sıkarak tek tek kabul ettiler. Yüzlerinde hiçbir ifade yoktu. 

Zengin sevgilime eğilerek alçak sesle, 'Bu ne biçim iştir?' diye sordum. Avrupa'da okumuş bir kadındı. Şöyle cevap verdi: 'Hünerpişeleleri, şahın, kralın, cumhurbaşkanının elini eteğini öpen halk, yerlerde sürünmeye mahkûmdur.'

Bu yazı Türkiye'de birinin peşine takılıp giden 'sanatçılara' ithaf edilmiştir."