İthaki Yayınları'nın yeni kitapları 'Ay Polisi', 'Bayan Yalnızkalpler', 'Günah Keçisi', 'Jacob’ın Odası' ve 'Dış Kapının Mandalı' bu hafta raflarda yerine alacak.

Ay Polisi

“Ay’da yaşamak... Aklımızdan ne geçiyordu ki?
Şimdi düşününce aptalca geliyor.”
 
Ay’daki koloni yavaş yavaş ıssızlaşıyordu. Kahramanımız Ay Polisi günlük rutinini sürdürüyordu ama kolonideki insanlar Ay’dan ayrılıp Dünya’ya döndükçe ilgilenmesi gereken vakalar da gittikçe azalıyordu; kaçak bir kız, köpeğini kaybeden yaşlı bir kadın, Ay Müzesi’nden çıkıp yolunu kaybeden bir otomat… 
 
Kendine has, gerçekçi çizimleriyle Tom Gauld eğlenceli ve oldukça melankolik bir öykü anlatıyor. Ay Polisi, insanın özünü başarılı bir şekilde yakalayıp geçmişi, şimdiyi ve geleceği tek bir hikâyede birleştiriyor. 
 
“Mükemmel yazılmış, bir süre akıldan çıkmayacak melankolik bir çizgi roman.”  – Nnedi Okorafor
 
“Hüzünlü bir komedi.”  – The New York Times 
 
“Havalı, sade ve eğlenceli… Sanki Jim Jarmusch, Ay’da geçen bir film çekmiş de onu izliyorsunuz gibi.”  – The Publishers Weekly
 
“En iyi bilimkurgu çizgi romanlarından biri.”  – BLASTR

Bayan Yalnızkalpler

Flannery O’Connor, Bayan Yalnızkalpler’i, William Faulkner’ın Döşeğimde Ölürken’iyle beraber, modern Amerikan edebiyatında en sevdiği iki eser arasında sayıyordu. Ancak Nathanael West, aklında yeni romanının fikrini oluşturduğu bir dönemde geçirdiği otomobil kazasında eşiyle beraber hayatını kaybettiğinde eserleri sadece küçük bir topluluk tarafından biliniyordu. Hayatını otel yöneticiliği yaparak ve daha sonra arkadaşları F. Scott Fitzgerald ve William Faulkner’la aynı dönemde Hollywood’da senaryolar yazarak kazanan West, ölümünden yıllar sonra ün kazandı ve eserleriyle dünya edebiyatında melankolik, eleştirel, mizahi ve tamamıyla şahsına münhasır bir iz bıraktı.
 
1930’ların New York’unda bir adam kendini kaybetmek üzere. Bayan Yalnızkalpler, gazetede nasihat köşesine gelen mektuplara cevap yazan bir adam. İnancı sallantıda. Yarına. Şimdiye. Tanrı’ya. Çok içiyor. Okuduğu mektuplardaki imzaların, Çaresiz’in, Bıktım-her-şeyden’in, Boynu-bükük’ün, Veremli-kocanın-inançsız- karısı’nın dertleri ona sirayet ediyor iyice. Bir de başının belası editörü Shrike var, adam herkesle, her dertle alay ederek yaşıyor hayatını. Nathanael West, Bayan Yalnızkalpler’de inancın çözemeyeceği sorunları, biriktikçe umursamadığımız dertleri, kaygılardan ibaret bir adamı anlatıyor. Ve bir dua yankılanıyor şehrin sokaklarında: Bayan Y.’nin ruhu kutsal kıl bizi. Bayan Y. kalbinde sakla bizi. 
 
“Modern Amerikan edebiyatının en sevdiğim eseri.”  – Harold Bloom
 
“Joseph Heller, Thomas Pynchon, Philip K. Dick, George Saunders ve Bob Dylan’ı da dahil edebileceğimiz birçok ismin öncüsü.”  – Jonathan Lethem
 
“Kesinlikle sarsıcı.”  – John Dos Passos

Günah Keçisi: Başkalarını Suçlamanın Tarihi

“Yirmi birinci yüzyılda, ne yapacağımıza, neye inanacağımıza, ne yiyeceğimize yani her şeye dair hiç olmadığı kadar çok seçenekle karşı karşıyayız. Benzer bir şekilde, işler yolunda gitmediğinde suçlanabilecek şeylere dair de çok daha geniş bir seçenek yelpazesine sahibiz. Atalarımız, kadınlar, Yahudiler veya birtakım hayvanlar gibi uzun ömürlü günah keçileriyle yetinmek zorundayken, biz hayal kırıklığına uğradığımız durumlarda çok daha yaratıcı şekilde suçlamada bulunabiliyoruz. Hiçbir koşulda yapmayacağımız tek şey ise kendimizi olduğumuz gibi kabul etmek. Daima bir şeylerin neden mükemmel olmadığına dair farklı açıklamalar bulmaya çalışıyoruz ve bunlar genellikle hiçbir anlam ifade etmiyor.
 
Hepimizi etkileyen daha büyük felaketler için sayısız komplo teorisi üretilmiştir ve hepsi de birtakım karanlık güçlere bağlanmıştır: Masonlar, İlluminati ya da dev kertenkeleler; komünistler, Yahudiler ya da Katolikler. Kişisel sorunlarımız içinse her zaman sonu gelmez açıklamalarımız vardır ve tüm sistem de daha güvenilir açıklamalar üretmek için çalışır. Günümüzde suçlama, diğer ürünler gibi satın alınabilecek ve satılabilecek bir meta haline geldi. Bunun ticaretini yapanlar da olağanüstü bir şekilde başarılı oldular.”
 
Charlie Campbell’ın Günah Keçisi kitabında başkalarını suçlamanın dayanılmaz ağırlığını hissedeceksiniz.

Jacob’ın Odası

“Jacob’ın Odası imkânsızı gerçekleştirdi. Bu kitapla birlikte edebiyat yepyeni bir üslup kazandı.”  - E. M. Forster
 
Virginia Woolf’un biricik ve deneysel üslubunu göstermeye başladığı büyük romanlarının ilki olarak kabul edilen Jacob’ın Odası, edebiyatta modernizmin erken dönem şaheserlerinden.
 
Kitap boyunca çoğunlukla diğer karakterlerin bakış açılarıyla anlatılan Jacob Flanders genç ve hassas bir adamdır. Çocukluğundan Cambridge’deki okul yıllarına, Londra’daki ilişkilerinden Yunanistan’a yaptığı geziye kadar hayatının önemli parçalarının anlatıldığı romanda Jacob her zaman daha iyinin, daha önemlinin peşinden gider. Ama yolun sonunda onu bekleyen savaş, kaderini tamamen değiştirecektir.

Dış Kapının Mandalı

2015 Yaşar Nabi Nayır Ödülü’nü alan Dış Kapının Mandalı, Arzu Uçar’ın ilk öykü kitabı. Kendini nereye koyacağını bilemeyen ruhların kapı eşiklerinde, pencere kenarlarında gizlendiği, bazen de varlığını ispat için sokaklara döküldüğü öyküler bunlar. Ben olmasam ne değişirdi, sorusunun cevabını ararken kendi duygularına bile yabancı olduğunu fark eden karakterlerle tanışıyoruz. Ve onlarla beraber soruyoruz kendimize: Beni tamamlayacak olanı bulduğumda onu nasıl tanıyacağım?
 
“Kocaman evrende, bir gezegenin içindeki bir kıtada, o kıtanın içindeki bir ülkede, o ülkenin içindeki bir şehrin sokağında, üçüncü kattaki bir evin yatak odasında, örtüler altında büzülmüş ağlayan minicik bir kadın. Birbirini sarmalayan, iç içe geçmiş oluşumların içinde nokta gibi, küçücük bir varlık. Tepesindeki yıldızlar kadar güzelken artık kimsenin bakıp görmediği, silikleşmiş bir nokta. Yattığı yataktan bir daha kalkamasa yokluğunu kimsenin fark etmeyeceği, hiçbir yeri doldurmayan önemsiz bir iz.”