• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 3 °C

KATAR’mı KATMAZ’mı?

Yalçın Koçak

Nur topu gibi bir krizimiz daha oldu, Mübarek olsun.

İngilizlerle iyi olduğumuz yıllarda bizden Katar’ı istiyor kefere, divan toplanıyor ve Hünkârım istenilen yer kumdan gayri bir şey değildir. Tuzlak bir alandır ot dahi bitmez denilerek İngilizlere veriliyor. Şimdinin 75 bin dolar gayri safi hasılasının olduğu yer işte o tuzlak alan.

Körfezi ve dahi İran ve Irak’ı da kontrol etme taktik kabiliyetine sahip önemli Liman Uzakdoğu, Hindistan, Çin baharat yolu üzerinde ve Afrika’nın kontrolünün çok kolay olduğu bir coğrafya, gidip görmeden yazanların, konuşanların dinlenmemesi lazım.

Hakikaten bize çok sıcak ve yakın Sünni bir Arap ülkesi.

Katar’ı yalnız bırakamayız, bırakmamalıyız da.

Geçmişte Cezayir’de bize baskı kurularak yaptırılan hata kolay unutulmadı.

Birileri 1917-18’in 100. Yılında başka bir şekilde hem de bizim hiç bilmediğimiz öğretilmeyen şekliyle tarih yazdırmaya çalışıyor.

Ne diyordu İbn-i Haldun rahmetli Devletlerin ve Milletlerin hayatında yüzerli yıllar çok ama çok önemlidir.

Bize ve Araplara hatta Arnavutlara ve dahi Sırplara yüzyıl önce dönemin emperyalist sömürücüleri İngiltere ve Rusya tarafından ekilen düşmanlık tohumları gerçekte var olmadıklarından etkisini kaybederek süratle dostluklara dönmeye başladı bu birilerini elbette rahatsız etti; yapılmak istenen nedir? BOP sonrası Batı’nın Oryantalistlerin Doğu’da ki ileri karakolunun güvenliğini sağlamak üzere bölge ülkeleri arasında güvensizlik problemi çıkarmak, bu coğrafyanın insanları arasına bir yüz yıl daha sürecek hasımlık ve düşmanlıklar koymak üzere tezgahta olan bir oyunu sahneye koymak.

Oyun nerede mi yazıldı. Ne Pentagon’da ne CİA’ın karanlık dehlizlerinde; ya London University SOAS’da, ya Exeter Üniversitesinde bir cüzünü de Malezya İslamic University yazmış olabilir ya da milyar dolarlık bütçesiyle King Suud’da yazılmış olabilir.

Bedevinin Medenileşmesi için üç kuşak lazım diyen den Allah razı olsun. Bu yağı bol bulmuş Vahabi taifesi MURSİ meselesinden beri Katar ve Türkiye’nin Sünni kimliğinden rahatsız Orta Doğu Mezopotamya oluyor; Gerçek kimliğine ve Referanslarına dönüyor. Babylon bizim Babil Sümer Kenger Medeniyeti Cetlerimizin ve Selahattin’in kemiklerini sızlatamayız.

Nurettin Zengi ve Selahattin Eyyubi’nin bıraktığı Kudüs Misyonumuz için her şeyi bilhassa iç politik çekişmeleri kenara koyup hedef kaybetmeyelim.

Nutukçular Atatürk’ün Refik Koraltan’a dediklerine kulak mı tıkarsınız.

“Bir bir Hürriyet ve İstiklallerini ilan eden Müslüman dindaşlarımızla ileride kuracağımız birliktelikler bana heyecan veriyor”

Yarınlar bizim olsun istiyorsak, gün üstümüze doğmamalı.

Güneş batmayan İmparatorluk ve uzantılarıyla baş etmek istiyorsak; Karanlıklarda uyanık olmalıyız.

Kervan’da, Katar’da yol da düzüle…

MEZOPOTAMYA’ya ORTA DOĞU diyerek kendi Referanslarıyla aklımızla oynayanlar;

OYUN’u 1917’de BAŞLATMIŞ; “MESOPOTAMIA THE KEY TO THE FUTURE” (Mezopotamya Geleceğin Anahtarı) kitabıyla.

1949’dan günümüze değin oynadıkları oyunun SENARYOSU.

http://garbiyatenstitusu.com/mezopotamya-gelecegin-anahtari/

 

Bu yazı toplam 1901 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.