• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara -1 °C

Kapitalizim hayvanlarda düşman

Salman Altundal

 Lahey'de 1931 yılında toplanan Dünya Hayvanları

Koruma Federasyonu'nu 4 Ekim'i Hayvanları Koruma Günü ilan etti.

Bu gün aynı zamanda Sokak Hayvanları Günü olarak da kabul ediliyor.

Bu karar aslında yüzyıllar önce dayanan bir çalışmanın sonucuydu.

Uygar dünyada, evcil, yabanıl, sokak ayırımı göstermeden

hayvanların korunması ve yaşaması için ciddi çalışmalar yapıyor.

Bunun için Birleşmiş Milletler’de Hayvan Hakları Evrensel Bildirisi kabul edildi.

Yaşam için gerekli olan hemen hemen her şeyin

karşılanmasında doğaya ve onun çeşitliliğine muhtacız.

Yaşamımız, bitkilerin ve hayvanların olağanüstü

değişkenliği, onların yaşadıkları yerler ve içinde bulundukları ortamlara bağlı.

Ancak doğal kaynaklara yönelik talebimiz sürekli

arttığı için bu çeşitlilik tehdit altında.

Hayvanların, canlı yaşamın yok edilmesi dünyanın

ve insanlığında geleceğini de tehdit ediyor.

 

Gezegenimize ve barındırdığı çeşitliliğe dair henüz

keşfedilmemiş pek çok tür var. Ancak açık olan bir şey daha var:

o da mevcut değerlerimizi hızla kaybettiğimiz gerçeğidir.

Bu nedenle 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü

sadece gözümüzün gördüğü hayvanları değil,

yeryüzünde var olan tüm hayvanların da yaşam hakkına

sahip olduklarını hatırlamamız açısından çok önemli bir gün…

 

 

Verilere göre  yeryüzünde 7’ın milyarın üstünde insan yaşıyor.

2050 yılında ise bu rakamın 10 milyara yaklaşacağı öngörülüyor.

İnsanlar çoğalıyor ama bizim dışımızdaki canlı türleri için durum,

bunun tam tersi. Hızla artan nüfus, yapılaşma, doğal alanların tahribatı,

yasa dışı avcılık ve ticaret, yaban hayatın dengesini bozuyor

ve yaban hayatın canlıları hızla yok oluşa doğru sürükleniyor.

Kapitalizmin kar hırsı, emek sömürüsü, saldırgan, savaşçı politikaları ekololojik dengeye, doğaya, insanlara olduğu kadar hayvan

dostlarımıza da düşman.

Ve bu kötü gidişin ana sorumlusu kapitalizm ama bu durum

kapitalizme boyun eğen, ‘celadın bıçağını yayalan’

insanlarıda masum yapmaz.

 

 

TÜRKİYE’DE DEVLET HAYVANLARI SEVMİYOR

 

Bizde de durum hiç parlak değil.

Devlet katında ve yasalar düzeyinde ise hayvan hakları kağıt üstünde kalıyor.

İnsanlarını yoksuluğa, çaresizliğe, ölümün binbir türüne, diktatörlüğe mahkum Türkiyedeki ceberut sistem hayvanlarına da önem vermiyor.

Avrupa Birliğnin (AB) zorlamasıyla  2004'ten beri yürürlükte olan yasalar şu ana kadar hiçbir hayvanın sorununa kalıcı çözüm sağlamadı.

Yürürlükteki 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nda,

hayvanseverlerin zorlamalar sonucu, şimdi birtakım değişiklikler

yapıldı ama işin özü hiç değişmedi.

Yapılan yeni yasalarda hayvanlara yönelik süren işkence ve kötü           muamele, idarî para cezaları ile geçiştirilmesi öngörülüyor.                     Tasarıda; hayvanlara işkence yapan kişi, miktarıne olursa olsun kesilen paracezasını devlete ödeyerek bu fiilini gerçekleştirebilecek.  ‘Kabahatler Yasası’ çerçevesinde verilen cezalar bu güne kadar sonucu değiştirmedi.

Resmi adı "Hayvanları Koruma Kanunu" olsa da hayvanların nasıl korunacağını ya da yaşatılacağını değil, hayvanların nasıl bertaraf edileceğini ve katledileceğini hükme bağlıyor. Aslında hayvanla ilgili tüm mevzuatın içeriğine bakıldığında, "hayvan hakları"hayvan koruma", "rehabilitasyon", "hayvan refahı" gibi kelime oyunları ile devletin hayvanlardan nasıl kurtulabileceği, nasıl  ‘itlaf’ edeceği  açıklanıyor ve hayvanların hakları, onların yaşamları düşünülmüyor.

 

SOKAK HAYVANLARI ZORDA

 

Hayvan hakları deyince, öncelikle sokaktaki hayvanlar akla geliyor.

Köpekler, kediler… Onlar, hayvanlar içinde insanlara en yakın olan canlılar. Ve bugün, bu dostlarımız çok zor durumda. Binlercesi sokaklarda. Hastalıktan, açlıktan ya da insan eli ile öldürülüyorlar.

Yasalardaki boşlukların yanında, bakış alanı sınırlı bazı "insanlar" onları "kuduz, pis" ve ‘zararlı’ gördükleri için zalimce öneriler yapıyorlar.

Oysa, sokağa düşen adostlarımızın bu  durumda olmasının

birinci sorumlusu da yine insanlar.

Çarpık, hesapsız kitapsız kentleşme, doğanın tahrip edilip, orman

arazilerinin de yok denecek kadar azalmasıyla birlikte hayvanların

yaşam alanları da yok edilmiş durumda.

Hayvan severlerin zorlamasıyla kurulan hayvan barınaklarının

çoğunun durumu da içler acısı.

Nazilerin toplama kamplarını hatırlatıyor.

Her şeye kar hırsıyla bakan, insanı, hayvanı, doğayı yok edip yakan,

yıkan, öldüren, sömüren tüketen zihniyet, muktedir olma halini

sürdürdüğü müddetçe insanlığın sorunları gibi hayvan

dostlarımızın sorunlarıda gerçek bir çözüme kavuşmayacaktır.

 

Bu yazı toplam 11763 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.