• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 12 °C

Kalp Kırdınız İşiniz Zor

Necef Uğurlu

KAYDA GEÇELİM

Aklı , namusuyla insani , uygar bir hayat yaşamak isteyen insanların kalbi çok kırıldı  ve kırılmakta  .

Bunun tamiri zordur , toplumsal öfkeyi körükleyen dil , medya ve siyasetin başaracağı bir iş değildir   kaldı ki böyle bir niyetleri  de  yok ,  onlar  öfke üzerine bir  hesap kurmuşlar .

Öfke kontrol edilebilir , satın alınabilir  ama kırık kalpler öyle değil, sessizdir ve affetmez.

Öfke günlük hayatımızda hep vardır  ,  mesela :  çürük sokuşturan, manav, müşterisini kazıklayan esnafa öfke  duyulur, zaten yakalandıkları an  alttan alırlar, telafi ederler ve kin güdülmeden  yola devam edilir.

 

Kalp kırıklığı öyle değil , ilaçsizlıktan evladını  , çatışmada eşini , babasını  kaybeden  kadınların kalpleri kırıktır .

Haksız yere  işinden olan, evladını okutamayan, kendisine haksızlık yapılan ama karşı koyacak gücü olmayan , kocasından dayak yiyen,  emanet ettiği kurumlarda evladı tacize uğrayan , aldatıldığını hisseden yaşamı cehenneme çevrilen onuru ile oynanmış insanların kalbi kırıktır .

 

72 T Otobüsünde seyahat edenler nihilist  laiklerdir  diyene  veya Soma Faciasını Potasi ile  karşılaştırana  öfke duyulur , acınır , gülünür ,  ama onu piyasaya sürenlere kırgınlık .


Elbette para kazanmak kolay değildir ama parayı ve  karşılığında  isteneni reddedebilmek  daha da zordur , reddedemeyen  insanlardan tiksinilir, öfke duyulur , sinir olunulur ama onlara bu fırsatları veren düzenek hele devlet eliyle ise  kalp kırar, umutsuzluk getirir.

 

YOKSA ,

 

Deniz dudak dudağa öpüşmüş , kıç kıça öpüşülmez zaten,

Yok efendim Mikanos’da kına gecesi  sayıları bir avucu geçmeyen kız çocukları  bir eğlenmişler bir eğlenmişler , onlar nereye gitseler  zaten  eğlenme halindeler Mykanos’a kabahat bulmayalım .

İnstangramında   tabakta domates salatalık resmi koyan ve  varlığını alenen tanınmış kişi  yani ‘public figure ’ olarak tanımlayan ahmağın  , Mandela, Clinton, Gandhi ile  aynı ‘Public figure ‘ olmadığı aşikar  ama  nerede ise onlarla bir muamele görüyorsa , iş buluyorsa arıza burada.

Eşinin jartiyer li mi, yoksa sütyenli  mi yoksa  pazen gecelikli mi  halini  beğendiğini  açıklayıp ‘ public figure ‘  olmaya hazırlanana  öfke yükselir ama kalp kırılmaz, kim ki hayatımızda , komşusu düşünsün .   

 

Ama bu yapılanmanın ısrarcılarının   da anlamadığı ,  gerdikleri zaman öfke , gazaptan ziyade ,  çünkü bunlar control edilebilir ,  asıl  toplumun kalbini kırdıklarını ve bunun  onlar için silinme olacağını görememeleri.

 

Üstelik medya patronlarının işleri medya ile sınırlı değil.

 

Öfkeler neticede dindirilebilir, ama kırılan kalp , insan onuru unutmaz.

Sessiz  kalp kırıklarını hiç bir korku , işkence durduramaz .

 

Yüzük , servet övünmesi , uyduruk aşklar , tavuk pazarı şiir ve laf paylaşımı , dizi mizi ayrıntı ,  bunlar için sokağa dökülecek değil kimse .

 

Neticede öfkelendiklerimiz  çeşitli rollerde  her zaman hayatımızda  oldular, lakin bu kadar baş rollere soyunup azıttırmadılar .

 

Faruk Bildirici yazısında  reklamlarla ilgili  ve ilişkili  durumun  Hürriyet’e özgü bir hal olmadığını örneklerle vermiş ve haklı.

 

Yoksa devletlerin  bazen bırakın bu   kıymetleri kendinden menkullere 

pezevenk , orospulara , çakma kabadayılara  bile ihtiyacı olur , vardır bir nedeni  benim yapamadığım  işleri yapıyor olabilirler , sual etmek ne haddime .

 

Açık konuşalım kırgınlık artıyor ve teselli edecek  medya yönetimi yok , inadına yükseltiyor. 

Seçim sandığında değiştirilebilecek bir aygıt değil ki medya  halk oylarıyla  indirsin ancak öne sürülenlere  yolda görürse  yapacağını yapıyor , şiddet filan olmadan ,  çoğu pastanede bile oturamıyorlar kendi ifadeleri var .

Ötesi ayrıntı

Son nefesini vermekte olan  medyanın öne sürülen  oyuncularının   durumlarını

Ben giyotine giderken cellatının ayağına basıp ‘Pardonnez – moi  mösyö ‘’ yani özür dilerim diyen  Marie Antoinette’e benzetiyorum , son sözleriymiş kadıncağızın başı gövdesinden ayrılmadan önce, çok acıklı.

Bizimkiler ise  cellatlarına nerede ise  ‘ akşama neredeyiz ‘  diye soracak ya da kafalarını giyotine koymadan önce bir instagram paylaşımı selfie çekecek haldeler , Marie Antoinette’den beter durumları.

İmparatoriçe celladından özür dilerken bir başka Fransız   , Barok müziğinin  ünlü kompozitörü Jean- Philippe Rameau’nun ölüm döşeğinde tepesine dikilmiş ilahiler söyleyen  papaza   son nefesinde söylediği sözleri ne olmuş dersiniz ,

‘ Tepemde dikilmiş şarkı söylemen ne cüret, detonesin ‘.

Ee biri sanatçı , öbürü İmparatoriçe  arada zeka farkı olacak tabii.

İmparatorlar, İmparatoriçeler  boş işler , kendisine krallık teklifi yapanlara  kafasında taçla  dolaşacak başka budala bulun diyen kimdi   acaba , masallarda iyi de gerçek hayatta ilüzyondan ibaretler ,gerçek olan kalbi kırık halk.

Medya Efendileri Kalk Kırdınız işiniz zor .

Saygı  ile kayda Geçsin , ülkemin bütün kalbi kırıkları.

necefugurlu@gmail.com.

Bu yazı toplam 835 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.