• BIST 110.179
  • Altın 155,916
  • Dolar 3,8576
  • Euro 4,5431
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 8 °C

İpin Ucu Kaçtı , İyice Sıyırdılar

Necef Uğurlu

Filimler gösterime girmeden önce  genellikle  oyuncularından çarşaf çarşaf  beyanat , röportajlar  çıkıyor ,   ne konuşma ne konuşma .

‘Bakış Oyunculuğu’ ndan sonra  ‘Konuşma Oyunculuğu’ çıktı . Yeni demokrasi tanımımıza dahil herhalde.

Filimlerin esasen asıl sahibi yönetmenlerin çoğu   daha temkinli .  

Bazıları da  35 soruda kendilerini anlatıyorlar  işlerinden ziyade ….yararlı oluyor işlerinde göremediğimiz  kişiliklerini çözüyoruz , çok lazımmış gibi , işlerine yansıyan ruh durumlarından yaptıklarına mazeret üretiyoruz !

 

Oyuncu  konuşmalarının  ise   çoğu    ‘ çekim meşakkatli’   , ‘dönem giysileri zor ‘  , çekim koşullarının zorluğu , dağ daştan  şikayet ‘  , ‘ ama ambulans bekliyor ‘  gibi yapımcıyı bir anlamda incitmemeye özen gösteren cümleler…

 

Onca olumsuzu sıralayıp sonra ‘Şanslıydık , su bol , yemek tırları var  ’ gibi cümlelerle oyuncu için ‘şans’   tarifiyle   çepey değişiklik yapılmış , TIR’lı ,  Yemekli , ambulanslı bir ‘ oyuncu şansı ‘  !

Demek koşullara göre olması gerekenler artık ‘Şans’ sayılıyor , artık bu işlere Demet Akbağ bakacak , işim değil .

 

Güzeller güzeli oyuncu İpek Tuzcuoğlu oynadığı  ,  tehciri konu alan  İsmail Güneş’in   Kervan 1915 filmiyle ilgili Akşam Gazetesinde  yayınlanan röportajında da farklı şeyler söylememiş .

İzzetbegoviç’in çok sevdiğim bir sözü vardır  “Tarih aşkla ya da nefretle yazılmaz”.  Diyor Tuzcuoğlu .

Haydaa tehcirden   İzzetbegoviç’e   , nereden nereye sıçramış İpek’imiz  , hadi diyelim İzzetbegoviç hayranı İpek Tuzcuoğlu , olabilir ama saygı duymam çünkü yanlış kararları Müslümanların ölümüne yol açtı , dünyanın neresinde olursa olsun bir insanın  kılına zarar gelse içim yanar  , Müslüman’ın kılına zarar gelirse  canım yanar . İnancımdır , dahası   doğduğum toprakların kültürünün bir parçasıdır .

 

Allah Rahmet   eylesin  İzzetbegoviç kendisi  ve Boşnak  halkının acılarla dolu  hayat deneyimlerinin  başında ve sonunda , illa söylediklerinden alıntı yapacak olursak  , ne demiş bir bakalım :

 

"Kabile ve ulusun dar sınırlarından kurtulmak için kendinizi Müslüman olarak düşünmeye başlayın ‘

 

Pek güzelde sonra olup bitenleri akılda tutarak  ne demiş bir de ona bakalım :

 

 "Bu adil bir barış olmayabilir; fakat süren bir savaştan daha iyidir."

 

Aslında  bu cümlesi  zaten her şeyi anlatıyor ,

Emperyal Güçler , İngiltere, ABD için Doğu Avrupa’nın anlamını ,

Mackinder , Brooks Adams politikaların devamını uygulayan küresel cellatların  oyunlarının ‘can damarı’  noktasındaki cografyanın insanları saniyen sadece Müslümanlar değil, canlarım, komşularımı da kapsıyor . İş bizimle bitmiyor oyun aynı oyun ve din iman tanımıyor .  

Yani inancım beni  ve benim inancımı paylaşmayanları da  iyiliğini kapsıyor  kendimi  korumakla sınırlı olamaz, bu yüzden  aklım devrede olmak zorunda.

Umarım TRT için    çekilen İzzetbegoviç  dizisi, bunları düşünmüştür .

TRT’nin  bu günlerde yanlışlarından dönme seyri çok yavaş ve başka bahanelerle oluyor  Erhan  Çelik  olayı bir örnek , istifa etti, dönecekmiş , gerekçe eski eşine laf yatiştirme gibi komik bir mazeret , herhalde onuru kırılmasın diye yapıyorlar ama TRT’nin de bir onuru var .

 

 Abdülhamid  dizisi  ise  bir başka inadın devamı , Abdülhamid Hanın  hafiyeleri vardı tamam da  ,bunlar   adamı hafiye yaptılar  Yıldız’da ilk komedi  polisiye , hele Prens Sabahattin’in babası  o pejmürde kılığı  ile  Oliver Twist’te ki Fagin gibi  her an meşhur   ‘Reviewing the Situation’ şarkısını söyleyecek hepimiz bir ohh diyeceğiz gibi duruyor .  Sette sıkıntılı ve işi dalgaya vurmuş bir akıl var , haklıdır ama olmaz.

Konuya dönecek,   yemek TIR’ları , ambulans falan filanı bir tarafa bırakacak olursak   asıl mesele filimler  ile ilgili    ‘Mesaj ‘ yüklü cümleler , işte burada ipin ucu iyice kaçıyor  .

Filim mesajını oyuncu röportajlarında vermez, filmin kendini anlatmakta  özgür bırakılmasından yanayım ,   yönetmen, yazar vermişse vermiştir mesajı oyuncunun  görevi   yorumcu olarak aktarmakla sınırlı gibi görünsede sınır tanımayan bir özgürlüktür aslında   , filmi   sözlü anlatmasının gerek bırakmaz    bazen öyle yorumcular çıkar ki  yönetmen bile filmini izleyince  şaşırır ,   ders vermeye , kalp kırmaya gönüllü  değilim ama  bu bir. 

 

Hele hele siyasi mesaj ise söz konusu olan , filmi yapan o konuda    taraf ise  , açalım biraz  ,  filmin yapımında iktidar  politikası var ise , ki normaldir  oturup vatan hainliği için  filim yapmaz  devlet  manyak  değilse tabii, paralelel koşarlar  

ama  unutulmamalı ki devlet ne kadar az rol oynarsa filmin propaganda  potansiyeli o kadar artar.

Yani zannedildiği gibi kolay iş değil propaganda filimleri yapmak .

 

Devleti temsil eden iktidar bu konuda çok dikkatli olmak zorundadır , kendisine yakın ,  her gece  ekranlarda   siyasi  borazanlık yapanlardan ve onların  eş dost akrabaları, sanatçı diye  hoşa giden sözler söyleyen sanat kadrosundan oluşan dar çevresi akla ziyan işlerle  etkisizdir , yandı paralar olur .

 

Umarım Kervan 1915 geçmişteki bu yanlışları tekrar etmemiştir .

 

Şimdi burada bir seksen   yatan filimleri sayıp  içinde yer alan insanları kırmanın eziktirmenin anlamı yok , biz zihniyet  balığının   kokan başıyla yazıya devam edelim. 

Gerçekçilik ,  akılla kazanılmış zaferlere ihtiyacımız  var , filimlerimiz  de buna dahil  eğer ‘Türk Yüzyılı’ istiyorsak duygusallık yetmez  müttefik olanların bile aynı zamanda birbirlerine gizli savaşlar hazırladığını ve işin zihniyetinin  ‘soğuk savaş’ yıllarından önce hazırlanmış bir alt yapı olduğunu göremezsek vay halimize .

 

Begoviç’in  "Ben Avrupa’ya giderken kafam önümde eğik gitmiyorum. Çünkü çocuk, kadın ve ihtiyar öldürmedik. Çünkü hiçbir kutsal yere saldırmadık. Oysa onlar bunların tamamını yaptılar. Hem de Batı’nın gözü önünde; Batı medeniyeti adına."  Sözleri  acıdır, duygusaldır ama  doğru okunmazsa ne ölenlerin aziz hatırasına saygı ne de gelecekteki ölümlere mani olur.

Mevzuu değişsin ,

‘Taşeron Hırsız’ haberine   güler hale geldik , adam eve girip 500 TL çarpmış 50’si cebine kalmış , gerisi işi verene .  Vay be ….

Bir başka vay be dedirten kurt masalına gelen enis Berberoğlu Tutukluluğu .

Enis Berberoğlu hala içeride , işin hukuki , siyasi boyutu, deliller  ortada  başta Kılıçdaroğlu , ve pek çok hukuk devletine inanmış insan  dile getiriyor. Benim ise anlamadığım Enis Bey’in  kaçma ihtimali ! 

Berberoğlu milletvekili  niye kaçsın , bilmediğimiz bir neden varsa açıklansa da bizlerde  adalete inancımızı  sorgular halden kurtulsak .

Berberoğlu’nu beğenirim , beğenmem, CHP’nin gazeteci ve mağdurlardan milletvekili  yapma merakı ayrı bir konu ama Enis Berberoğlu’nun  nereye niye kaçma ihtimali var ?

Miami’ de 6 milyon dolarlık villası , veya Cannes’de kafa dinlemek için aldıkları evi , Puket’de ve dünyanın çeşitli yerlerinde yapmış olduğu yatırım  mülkleri var da onlara mı  güvenip  kaçacak , torunlarına yetecek nakit parasına mı güvenip kaçacak kaldı ki böyleleri  bile kaçmıyorlar !

Berberoğlu mesleğinde doğruları , yanlışlarıyla bu toprakların hakikat yolcusu çocuklarından biri, nereye niye kaçsın , biri izah etsin bunu .

Bence kaçan tek şey akıl , onun için setlerde bekletilen ambulansları  insanları   akıl ruh hastalıkları hastanesine sevk için kullansalar hiç olmazsa  boş boş beklemezler.  İpin Ucu Kaçtı  İyice  Sıyırdılar , olsun onlarda bizim , ambulans imkanı da varsa halledilmeyecek bir mesele yok .

Saygıyla Kayda Geçsin Efendim

necefugurlu@gmail.com

Bu yazı toplam 3971 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.