• BIST 102.270
  • Altın 149,495
  • Dolar 3,5485
  • Euro 4,2033
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 17 °C

HAVADA  MOTORLARINA  KUŞ KAÇAN  UÇAK  GİBİ

Necef Uğurlu

Mesleki dayanışma hemen her alanda yok mu  oldu,  herkes birbirini yiyor, son olarak aynı gazetede  iki değerli yazar arasında  ciddi  düşünsel bir ayrılık oldu Şeyma Subaşı  yüzünden    !

Medyada,  kamu yayıncılığı sorumluluğu  prensip, disiplinden  uzaklaşınca  ben durumu  motorlarına kuş giren, kule ile  irtibatı kesilmiş   ,içindeki her yaştan insanlarla çığlık çığlığa  düşecek yer arayan bir uçağa benzetiyorum.

Facia içindeki yolcularla sınırlı değil , uçağın  düşerken vereceği hasar da büyük risk.

Kervan Yolda Düzelir  ( kimileri ‘ düzülür’  der )  hesabı , yani işin sorunları işin içinde çözülür teorisi  ile kamu yayıncılığı  milyonlarca insanın algılarını ne hale getirdi , artık şarkı niyetine  gürültüye el çırpıp  oynayanlar var  ama   dünya böyle işlemiyor  ve ülkemizde medyaya para yatıranların  hele yabancı sermayenin  işi böyle götürmeyeceği çok açık.

Geçenlerde  ülkemizde medyaya ciddi yatırım yapan Katar’ın genç Şeyhi Tamim Bin Hamad al Tani’nin tasavvur ve önceliklerini anlattığı  Georgetown üniversitesindeki söyleşisini izledim , tavsiye ederim medya yöneticilerinin izlemesini.

MEDYADA   BÖYLE OLMASINI İSTEYEN KİM ?

Medyada uzun bir süredir var olabilmek, şöhret, servet edinebilmek  için  tek kural istenileni yapmak, söylemek .

İsteyen kim,  o da tam belli değil, patronlar , siyasi güc deniyor ama galiba pek öyle değil derebeylikler söz konusu.

Magazin haberlerinde gaz vererek,  uydurma  polemiklerden iyi dizi, filim, oyuncu, beste, şarkı çıkmaz, bunlara doğru üretim  düzeneği    sağlanır önce , sonra magazine elbette önemlidir ama kimin ne yapacağının seçiciliği derebeylere bırakılırsa  böyle düğüm olur ve  çok değerli insanlar perişan edilir, pek çok değerli  insan da  heder olur ve  elde de arşiv değeri sıfır işler  kalır.

GELİŞİM,  DEĞİŞİM  ONU AL YERİNE BUNU KOY MU ?

Elbette insanların  gelişim değişim süreci saygı duyulacak bir haldir, lakin medya dolusu insan sürekli aynı hafta içinde  kendi menfaatleri doğrultusunda  değişim ve gelişim halindeyse ve tek bir prensip etrafında , o da  konjektüre göre  istenileni yazma , söyleme,  ve çıkar çetelerinin   isteği doğrultusunda hareket  halindeyse bu işte bir bokluk  yok mu ?  Onu al , yerine bunu koy nereye kadar .

Mağdur olanlar  yasaklanan, işsiz bırakılan , haksız rekabetle silinenlerden ibaret değil, bu düzenek içinde af buyrun  eşşek gibi yola devam ettirilenler  de  var.

Dünyada   700 milyon insan  oturduğu yerden memnun değil  göç etmek istiyor, savaşlar ve  çıkması muhtemel savaşlar bizimde parçası olduğumuz  huzursuz bir dünya yarattı.

 İnsansız , adaletsiz Kapital nasıl gücünü koruyacak , hele  düşecek yer arayan bir uçağa dönmüş medya ile,  doğrusu şaşkınlıkla izliyoruz. 

Bu koşullarda   medyada tek tük çıkan akıllı sesleri bastırmaya çalışmanın  ne anlamı var  takviye etmek yerine .

Bu medya çakma insanlar çıkarır  ancak , eline sopa alıp heykeli  izah eden siyasetçi , Atatürkçü geçinip  Ata’nın sürgüne gönderdiği mandacıya övgü düzen sanatçı gibi.

 Bu medyanın benzeri   eserleri bitmez 

Gazeteciler  Tutuksuz yargılansınlar diyen  , ama aynı anda  aynı kişilerin  mahkum olmalarını isteyen , yani yargılanma sürecini  tutuksuz sonrası mahkumiyet arzu eden televizyoncuda bu medyanın   eseri .

Uyduruk da olsa    ödülünü gündemdeki mağdura  adayan , çünkü iyi kalpli tasavvuf erbabı  , kitabı bile var içsel yolculuk filan ,   sonra adam vınlayınca kıvırtanı da bu medya çıkarttı .

SÖZ ESASTIR

Bırakın yazılı anlaşmaları   sözlü anlaşmalar da  yapılır  insanlar hatta devlet adamları arasında, sözünü yerine getirmek insanı insan yapar.

Talimatlar,  gizli anlaşmalar tarihidir  insanlık tarihi.  Sonuçlar delildir.

Sözle başlar  her şey ..tutanla tutmayan bir olur mu ?

Dizilerden para alamayanlar ne oluyor, bu medyanın eseri değil mi ?

Dünyada neler oluyor  bunlar  fosur fosur uyuyor  ve   rüyaları, hayalleri, tasavvurları  olmayan bir uyku, senaryolardan belli değil mi ?

 Bir kısmını da zaten uyku tutmuyor ki  rüya görebilsinler,  bu güne kadar kurdukları düzenekten yedikleri  yakalanacak diye gözlerine uyku girmiyor herhalde .

Medya ve siyasi partiler üzerinden  çok net  anladığımız , bu yapıların içten  bu  haramiler tarafından  yerle bir edildiği. 

Bu medya bu demokrasi anlayışıyla  güya lehine  çalıştıklarına da faydaları yok artık  . 

Engin Altan Düzyatan az  kalsın surf yaparken kayalıklara çarpacakmış haberi her gün  şehit haberlerinin geldiği bir ülkede yolun başındaki genç aktöre  iyilik mi oluyor  ?

darbe şehitlerinin ana babaları ağlarken  surf yaparken kayalıklara çarpma tehlikesi mi ? ….

Ahu ile  Mahu birbirlerine girmişler genç nesil zengin çocuğu yüzünden , çocuğun annesi de bu kızların hangi biriyle  baş edecek.  Hakikaten capital medya ünlüsü kızlardan oğullarını koruyamaz halde .

Hürriyet   magazin  guruları için de  işler karışıkmış , İzzet Çapa ayrıntılı yazmış  superhaber’de okudum ,  meraklısına http://www.superhaber.tv/aydin-dogan-hanutun-faturasini-ertugrul-ozkoke-kesti-67038-makale

 

Doğrusu yenir yutulur bir  yazı değil.

Keşke mesele ‘Hanut’ ile sınırlı olsa , devlet isterse  çözmesi  çok zamanını almaz , gayet basittir .

Neler yazmış  Çapa ,  Hepsinin kendilerinin ve yengelerininmiş evleri , cipleri varmış sevgililerinin  , tulumbacı dükkanları varmış ki bunu hiç anlamadım , ünlülerin  mekan  işletme , cookie yapma  , kafe açma merakları tamam da tulumbacı nesi ?

Neyse ne ,  Hanut  değil beni ilgilendiren. Vermediyse vergisini  maliye ilgilenir, hanutunda vergisi vardır, neticede kazanç komisyon .

Beni kamu yayıncılığının zaafiyet ve hasarları ilgilendiriyor , Hanut neticede tenezzül ve  göz yumma meselesi  hesabını  soracak olanlar belli , ama kamu yayıncılığı , güvenlik  ooo orada  durmak lazım.

ŞİRKETLER İŞ MÜRACAATLARINDA SORAR İÇERDE AKRABAN VAR MI DİYE

Bizde kaç akraban var , 30 dan fazla mı diye soracaklar nerede ise.

Peki ne olacak , çok iyi olacak bunlar gidecek , çare yok kötü fikirler çizgiyi aştı çoktan . 

yanlışlarını tekrarda  inatçılar. 

Sen , ben bizim oğlan anlayışıyla kamu yayıncılığı olmaz, kamu yayıncılığına  mecbur muyuz diye soran olursa,  hayır değisin şifreli kanalını açarsın, bak internette var …ama olduğun yer kamu yayıncılığı alanı  demek zorundayım.

SULLY’Yİ ÇAĞIRIN

Yabancı  dizi,  filimleri takip edip aşırma  tespiti yapan  kardeşler, Sully filmini izleyin , ve anlatın patronlarınıza  : 

akıl gençte , yaşlıda değil tecrübededir , sizin uçağın motorlarına kuş kaçtı ,  kuleyle  irtibat kesik , işinin ehli ani  ve  doğru kararlar alabilecek  uçağı kullanmasını , salimen indirmesini  bilen  Kaptan’a ihtiyacınız var , ve elbette yaptıklarının hesabını  verebilen .

Sizi Sully kurtarır ancak .

Başarılmayacak iş değil , yeter ki  istensin .

Rüyalarım, Gerçeklerim , Hayallerim  ve Kamu Yayıncılığı  Kayda Geçsin

necefugurlu@gmail.co

Bu yazı toplam 961 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.